|
İsrail’in Irak ilgisi...
İsrail, Kuzey Irak ve burada meydana gelen gelişmelerle şüphesiz ilgileniyor; bunun aksi olamaz; ama bu ilginin mahiyeti ve boyutu bilinmiyor. Bu ilgi gelişmeleri öğrenme, takip etme, bunlarla ilgili bilgi sahibi olma çabalarına, faaliyetlerine dönük bir genel ilgi mi, yoksa bu ilgi müdahale, etkileme boyutlarına da sahip özel ilgi mi acaba?...
Bu soruların cevabını bugün ne yazık ki tam ve sağlıklı olarak bilmiyoruz ve işte bu yüzden bu ilgi çoğu zaman komplo ve spekülasyonların hedefi olup çıkıyor. Bu meyanda zaman zaman İsrail’in Kuzey Iraklı Kürtlere kurdurduğu bir banka ile bölgede arazi, mülk satın aldırdığı gibi iddialar ortaya atılıyor, İsrail’in Kuzey Irak’ta gizli faaliyetler içinde olduğu ileri sürülüyor.
Dediğim gibi bunlar iddia ve spekülasyonlar olarak kamuoyumuzu etkiliyor. Bunların herhalde farkına varan İsrail’in Ankara Büyükelçisi Pinhas Avivi bu iddiaların doğru olmadığını geçen gün diplomasi muhabirimiz Salih Boztaş’a anlatmış. Dikkatle okuduğu konuşmasında Avivi ‘Kuzey Irak’la ilişkileri geliştireceğiz diye Türkiye’yi karşımıza almamız saflık olur. Eğer böyle bir adım atmak isteyen olursa, ilk ben engellerim.’ demiş ve Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal’e ‘Bir görevlimiz Kuzey Irak’la ilişkili temasa geçerse ilk siz bileceksiniz.’ şeklinde bir mesaj göndermiş.
Avivi daha önce de başka gazetelere verdiği demeçlerde Irak’ın parçalanmasına karşı olduklarını, Irak’ın bölünmesinin İsrail’in çıkarına olmadığını söylemiş, Kuzey Irak’tan arazi satın aldırdıkları yolundaki haberlerin de doğru olmadıklarını açıklamış ve Irak’ta çok parçalı hükümet modellerine karşı olduklarına, Irak’ta federatif veya konfederatif bir yapılanmanın olmaması gerektiğine işaret etmiş, ‘Tek hükümetli bir Irak bizimle İran arasında tek savunma duvarı da oluşturur; parçalı bir Irak bizim için de sorun teşkil eder.’ demişti...
Avivi’nin bu sözlerinden İsrail’in Irak’ta federasyon veya konfederasyona karşı olduğu, İsrail’in Irak’a sadece Kuzey Irak penceresinden değil bütün Irak penceresinden baktığı, İsrail’in Irak’ın tamamı ile yakından ilgilendiği anlaşılıyor. Bu bakımdan İsrail’in bu çerçevede Irak Geçici Hükümet Konseyi (IGHK) ile çeşitli yollardan temasta olduğunu da tahmin etmek zor değil. Nitekim, birkaç gün önce bir İsrail gazetesinde çıkan haber-yorumun bir yerinde IGHK’da bulunan bir Iraklı yetkilinin gazeteye İsrailli yetkililerin kendilerinden habersiz olarak Kuzey Iraklı Kürtlerle bir gizli petrol anlaşması yapmaya çalıştıklarının ortaya çıkmasından sonra İsrailli yetkililerle temaslarını dondurduklarını açıklamış bulunuyor.
Söz konusu haber-yorumda başka ilginç bilgiler de var. Mesela, 1950’li yıllarda Irak’ı terk etmek zorunda kalan Iraklı Yahudilerin mal ve mülklerine el konulmasını sağlayan 1951 yılında çıkarılan kanunun bugün gözden geçirildiği, bu gözden geçirmenin amacının mal ve mülklerini bu kanunla kaybeden hak sahiplerine bu mal ve mülklerin iadesinin sağlanması olduğu şeklinde bir bilgi. Bununla ilgili olarak söz konusu IGHK yetkilisi, ‘Iraklı Yahudilerden ve başkalarından alınan bu mal ve mülklerin iadesi konusunda kararlıyız.’ diyor. Aynı yetkili, isteyen Iraklı Yahudilerin temsilcilerinin Irak’a gelebilecekleri konusunda teminat verdiklerine ve bunların güvenliklerinin konseyce sağlanacağına da işaret ediyor.
Bir başka bilgi ise İsrail’in devlet olarak Irak’ın yeniden imar ve inşa ihalelerinden tamamen dışlanması; ama İsrailli işadamlarına kapının açık olduğu şeklinde bir bilgi. Bu bilgi zaten başka haberlerle de bir ölçüde doğrulanmış durumda. Nitekim, İsrailli işadamlarının ve şirketlerin Irak’ta taşeron ya da ikinci, üçüncü derece müteahhitler olarak Irak’ın kârlı imar ve inşa ihalelerinde yer almak istedikleri yazılıyor ve bunların sahne arkasında hem Bush yönetimi ve hem de Kongre nezdinde teşebbüslerde bulundukları söyleniyor.
Kısacası İsrail sadece Kuzey Irak’la değil Irak’ın tamamıyla yakından ilgileniyor. Bu bakımdan İsrail’in Irak ilgisine dar bir çerçeveden değil geniş bir çerçeveden bakmak gerekiyor.
30.12.2003
|