|
Öyle değil, böyle!
YÖK Başkanı, türban meselesinde devlet adına ‘kırmızı çizgi’yi çekti! Erdoğan Teziç, diyor ki, “Türban yasağı, hem iç hem de uluslararası yargı makamlarınca sonuçlandırılmış bir konudur. Bizim, hükümet üyelerinin, cumhurbaşkanının yargı kararlarına uymaktan başka yapacağı bir şey yok. Bunun ötesine biz de geçemeyiz, hiçbir makam da geçemez!”
Yani, “Bu konunun tartışılacak bir tarafı kalmamıştır. Tartışma kapısı kapanmıştır, bir daha da açılamaz” demek istiyor, YÖK Başkanı...
Devletimizin türban meselesini tartışmaya dahi tahammülü yok! “Ben devletim, öyleyse tartıştırmam” muhabbeti, Teziç patentli ‘Militan Demokrasi’nin sihirli formülleri arasında yer alıyor. Doğrusu, pek de çağdaş bir çözüm!
Kurulu Düzen’in lokomotifleri ‘bu konu tartışılamaz’ deseler de, türban yasağı baştan aşağı tartışmalı bir konu! Teziç, hadisenin içeride sonuçlandırıldığını söylerken Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarına atıfta bulunuyor. Oysa, bu kararların kendisi hukuka aykırı! Hizmet alanlarla verenleri aynı kefeye koyduğu için, kafadan hukuk ihlali var bu kararlarda...
Teziç’in ‘uluslararası alanda da sonuçlandırıldı’ diye kesin hüküm verdiği husus da son derece tartışmalı! YÖK Başkanı, AİHM’nin iki yıl önce türban aleyhine aldığı kararı kastediyor. Halbuki o karar, türbanlı bir öğrenci için değil, bir ‘öğretmen’ için yani İsviçreli bir ‘devlet memuru’ için alınmıştı...
Kaldı ki, AİHM’nin yeni yılın ilk aylarında yasak mağduru bir türbanlı Türk öğrenci için vereceği kararın aleyhte çıkması durumunda dahi sonuç değişmiyor! Böyle bir karar bile, bağlayıcı olamaz; nihai bir örnek teşkil edemez; yasağı meşrulaştıramaz: Çünkü, söz konusu ‘muhtemel karar’ için de kamu hizmeti alanlar-verenler bağlamında ‘hukuk dışılık’ sorunu var olacak!
Teziç’in öne sürdüğü gibi, AİHM kararı gerçekten hadiseyi sonuçlandıran, aynı zamanda da ‘kesinlik’ arz eden bir örnek oluştursaydı, bugün Avrupa’nın bütün üniversitelerinde türban yasağı uygulanıyor olurdu!
Oysa, Avrupa’daki hiçbir üniversitede türban yasağı YOK! AİHM’nin yeni yılda vermesi beklenen karar da, Avrupa’daki üniversitelere türban yasağı getirmeye yetmeyecek veya yasak adına nihai bir ölçü oluşturmayacak. Bunu nereden mi çıkarıyoruz? Almanya Başbakanı Schröder, on gün önce açıkça söyledi; “Öğretmenler için yasak konulabilir, ancak türbanı üniversitelerde yasaklamamız söz konusu olamaz” dedi. İngiltere Dışişleri Bakan Yardımcısı da, “devlet okullarında türbanı yasaklamayacaklarını” açıkladı!
Toparlayalım: Uluslararası alanda ‘üniversitelerdeki türban’ aleyhine bir ‘sonuç’ yok. Tersine, türban lehine bir uygulama var! Hatta, Fransa’daki üniversitelerde bile yasak kesin değil. Yasak koyan üniversiteler olursa, oradaki türbanlı öğrenciler özel üniversitelere gidebilecek. Özel üniversitelerde zaten yasak yok...
Türkiye Kurulu Düzeni, Avrupa’daki gerçeği kasten yanlış yorumluyor; böylelikle üniversitelerimizdeki uygulamayı haklı-yasal gösterip türban yasağını pekiştirmeye çalışıyor. Dahası, meseleyi ‘tartışma bitmiştir’ noktasına getirerek hukuki gerçeği örtbas etmeye çabalıyor.
***
FİKRİ TAKİP: Özdemir İnce, utanmadan mini etek giyenleri kimin öldürdüğüne dair adres belirtmediğini iddia ediyor. Tutmuş, röportajındaki ilgili bölümü ‘ortasından keserek’ koymuş, sütununa. Elimizde sohbetin tamamı yok, sanki! Koyduğu bölümün bir cümle öncesinde geçen “Gaye Petek başörtüsünün topluma karşı tehlikeye dönüştüğünü söylüyor” ifadesini babam mı koydu oraya? Artı, dünkü ‘Okur Temsilcisi’ köşesinde E.Özkök, “Bu cinayet, Fransa’daki türban yasağına yol açan süreçte önemli bir kilometre taşı sayıldığı için önemsendi” diyor! Özetle, Hürriyet’in mızrağı çuvala sığmıyor!
30.12.2003
|