Son günlerde TESEV öncülüğünde Annan Planı’na ilişkin başlatılan tartışmalara katkı olması düşüncesiyle bu model önerisi düşünülmüş ve ortaya atılmıştır. İlk bakışta aşağıdaki argümanlarda netlik sağlanabilirse, Kıbrıs’ta ilerleme konusunda önemli bazı psikolojik engeller de aşılmış olur. Kıbrıs’ta Türk tarafının tezlerini Rauf Denktaş genellikle üç grup altında toplanan siyasal haklar üzerine kurmaktadır: 1) Anayasal haklarla garanti altına alınmış egemen eşitlik, 2) İki kesimlilik esası üzerinde ekonomik, askeri, siyasal dengeleri gözeten bir toprak paylaşımı ve mal-mülk değişimi temelinde göçmen sorununun ele alınması, 3) Türkiye’nin etkin siyasal-askeri garantörlüğü. Denktaş’a göre, bu çerçeveyi ihlal eden herhangi bir karşı tezi görüşmek bile anlamsız olmaktadır. Kıbrıs konusunda çeyrek asırdır ileri sürülmekte olan ve somut olarak Annan Planı’nda yer aldığını gördüğümüz Türk-Rum matematiksel eşitliği maalesef yapılacak bir anlaşmada uygulanabilirliği ve yaşama geçirilebilirliği mümkün görünmeyen noktalardan birini oluşturmaktadır. Bu duruma bir çözüm getirme kurulacak yeni devlette öncelikle ve hassasiyetle ele alınıp sonuçlandırılmalıdır.
Bölgesel egemenlik modeli
Kıbrıs’ta “Özerklik” formülü deyince Türklerde ve Türkiye’de hemen bir tepki oluşmaktadır. Türkiye’deki bazı Kıbrıs uzmanlarının bu öneriye karşı nasıl tepki verecekleri hemen bellidir: “Yıllardır biz eşitlik için uğraştık siz bizi azınlık durumuna getiriyorsunuz”. Aynı biçimde “Kuzey Kıbrıs Federe Cumhuriyeti” dendiği zamanda Rumlar, %18 nüfusu olan Türkler bizimle nasıl eşit devlet kurarlar biçiminde itirazları onlar da yükselterek, kendilerini mutlak olarak haklı görme saplantısında düşmektedirler. Daha işin başlangıcında karşılıklı kuşkulara yol açacak bu isimlendirme sorununu aşmak ve iki toplumda oluşması kaçınılmaz bu tepkileri önleyerek bu önerinin ciddi tartışılmasını sağlamak için Kıbrıslı Türklerin yönetim ve denetiminde olacak olan devlet yapısına “Kuzey Kıbrıs Egemen Cumhuriyeti” (KKEC) adı daha uygun görülmektedir. Burada kastedilen egemen devlet adında Türk adı olmamakla birlikte Türklerin kontrolünde ve yönetiminde olan bir devlet olarak tasarlanacaktır. Rum kesimine verilecek önemli bir taviz olacak biçimde Kıbrıs’ın üniter yapısı korunacak ve federal devlet talep edilmeyecektir. Buna karşılık sıradan bir federe devleti bile aşacak çok geniş yetkilerle donatılmış bir egemen Kuzey Kıbrıs devleti kurularak üniter devletin çok önemli yetkilerinin bu devlette o bölge için devretmesi sağlanacaktır.
Bu yetkiler neler olabilir? Kuzey Egemen devleti eğitim, adalet, vergi, iç güvenlik, ticaret, turizm, dış temsilcilik açma ve dış ilişki kurabilme, devlet havayolları sahibi olabilme, yabancı devletlerle askeri anlaşmalar yapma, konularında tam yetkili olacaktır. Kuzey egemen devletinde Türkiye’ye en az bir askeri üs verilecek, bunun koşulları ve sınırları Türkiye ile Kuzey devleti arasında yapılacak antlaşma ile sağlanacaktır. Türkiye’ye verilecek olan üs veya üsler ise Türkiye’nin AB üyeliği gerçekleştiğinde sona erecektir. Bu bir anlamda ileride Kıbrıs’a tüm tarafların AB üyeliğiyle Ada’nın tam silahsızlandırılması için de gerekli olacaktır. Yunanistan’a üs verilmesi konusu da üniter devletin güneydeki toprakları üzerinde kullanacağı bir yetki olacaktır. İngiltere’nin üslerine itiraz edemeyen uluslararası toplumun, Kıbrıs’ın eski sahiplerinin mirasçıları olan Türkiye ve Yunanistan’ın, hem de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörü birer devlet olarak, adada askeri üslere sahip olmasına itiraz etmemesi sağlanacaktır.
Kuzey devleti kendi göçmen ve yabancı işçi politikalarını belirlemede tam yetkili olacak. Dış yardımlar ve alınan kredilerin % 30’u otomatik olarak egemen Türk devletine devredilecek. % 70’lik üniter devlete verilecek kısmı ise Türklerin merkezi devletteki yetkililerinin onayıyla kullanılabilecektir. Turistlerin, malların serbest dolaşımı olacaktır. Bu daha da artırılacak geniş yetkilere karşın Rumlara verilecek ikinci bir büyük taviz olarak Kuzey’e Rum yerleşimi sınırsız gibi sunulacak. Ancak bu taviz Kuzey Cumhuriyeti’nin toprakları %33’ün altında olmaması gibi bir başka hükümle dengelenecektir. Güzelyurt, Karpaz KKEC’de kalacak, ama Rum yerleşimine açık olacak. Bu yerleşimin bir Rum “istilasına” dönüşmemesi için çok sıkı sınır denetimleri olacak, ilk 20 yıllık sürede toplam Rum sayısı 35 bin ile sınırlı tutulacak. Daha sonraki göçler için Türkiye’nin AB’ye tam üye olması koşulu getirilecek. Bu gerçekleşmemişse KKEC’nin göçü durdurma yetkisi olacak. KKEC vatandaşlığı bu devletin uhdesinde düzenleyeceği kanunlarla gerçekleşecek. Bu geniş yetkilere karşın 1960 Cumhuriyeti’nin sürdüğü kabul edilerek gerekli anayasa değişiklikleri yapılacak ve Rumlar Kıbrıs’ın federal bölünmeye uğramadığı, Kuzey’e yerleşme ve orada yaşama haklarının olduğunu göreceklerdir. Buna karşın Kuzey devletine gelecek Rumlar üniter devletin değil, onun yetkilerini devralan Kuzey devletinin egemenliğinde yaşayacaklarını da bileceklerdir. Fanatik tavırlara karşı cezalandırma ve sınır dışı etmek hakkı etkin şekilde kullanılacak. Türkiye ve Yunanistan’a verilecek askeri üslerin ve diplomatik temsilciliklerin haricinde adanın hiçbir yerine tahrik edici nitelikte Türk ve Yunan bayrakları asılamayacak bu ceza yasasında suç olarak tarif edilecektir. Buna karşın Kuzey devleti şu anki bayrağını muhafaza edecektir. Üniter devletin bayrağı da 1960 Cumhuriyeti’nin bayrağı olacak. Bayrak değiştirilmesi ortak alınacak kararla olacaktır.
İki kanatlı yasama organı
Üniter devletin biri 100 kişilik temsilciler meclisi, diğeri 50 kişilik senatodan oluşan iki kanatlı bir yasama organı olacaktır. 100 kişilik mecliste 70 Rum 30 Türk kontenjanı olacak. 70 Rum kontenjanı Kuzey devleti dahil ada Rumlarının bütününün oylarıyla belirlenecek. Bu sayıya Maruniler ve Ermeniler için 10 kişilik bir kontenjan eklenecektir. Türk kontenjanı sade Kuzey devletindeki Türklerin oylarıyla belirlenecektir. Güneyde yaşayacak Türklerin Rum kontenjan seçimlerine katılma hakları olacaktır. Kuzey seçimlerine katılamayacaklar. 50 kişilik senatoda 25-25 eşit dağılım olacaktır. Her bir 25 kişi sadece Kuzey egemen devletindeki Türkler ve adanın geri kalan kısmındaki Rumlar tarafından ayrı ayrı seçilecektir. Kuzeye yerleşen Rumların bu seçimlere katılma hakları olmayacaktır. Onlar 70 kişilik temsilciler meclisi Rum kontenjanı seçimlerine kuzeydeki Rumlar adına aday olacak ve oy vereceklerdir. Temsilciler Meclisi’nin 70 kişilik Rum kontenjanı için Kuzey egemen devletinde yaşamakta olan Rumlar adına düzenlenmiş seçim bölgesinden aday olup oy kullanacaklardır. Senatoda kararlar için en az 35 olumlu oy aranacak. Meclis için çoğunluk yeterli olacaktır. Yasa tasarısı üniter devlet yasama organının her iki kanadı tarafından onaylanmadıkça geçerli olmayacaktır. Bu yasanın Kuzey egemen devletinde geçerli olması egemen devlet parlamentosunun onayına bağlı olacaktır. Egemen devlet parlamentosu elli kişilik KKTC parlamentosunun devamı olacaktır. Bunun seçiminde sadece egemen devlet hudutlarındaki Türk kökenli Kıbrıslılar oy verecek ve sadece onlar aday olabilecektir. Egemen devlet yürütme ve yargı organları da sadece Türk kökenlilerden kurulu olacaktır. Egemen devlet bünyesine ileriki yıllarda yerleşmeyi düşünen Rumların, sadece üniter devlet parlamento seçimlerindeki 70 kişilik Rum kontenjanı, Kıbrıs cumhuriyeti birinci başkanı ve Kuzey egemen devletindeki yerel seçimlerine katılma hakları olacaktır. Yerel seçimlerde Rumlar aday olabilecektir. Üniter devlet hükümeti 5 Rum 3 Türk üyeden oluşacaktır. Kararlar 3/5’le alınacak en az iki Türk’ün olumlu oyuyla alınacaktır. Rumlara verilecek 3. büyük taviz olarak Kıbrıs cumhuriyeti birinci başkanlığı unvanı ve makamı Rumlarca belirlenecek ve 60 düzeninden farklı olarak Türklerin cumhuriyetin tepedeki temsilcisinin adı “başkan yardımcısı değil” ikinci başkan olacaktır. Yasalar çift imza ile yürürlüğe girecek ve birinci ve ikinci başkanların her ikisinin de veto yetkileri olacaktır. Sembolik olarak elçi kabulü vs. protokolde birinci sıra temsil gibi öncelikler Rum birinci başkana verilerek Rumlara tatmin edici taviz verilmiş olacaktır. Anayasanın değişmesi için her iki parlamentonun 3/4 oranında çoğunluğuyla kabul edilme Kuzey egemen devletinin salt çoğunluğuyla kabul edilme ve garantör devletlerin onayıyla olmalıdır. Devlet laik olacak. Kilise papazlarının dokunulmazlıkları olmayacak, kamuda görev alamayacaklar, siyaset yapamayacaklar ve aday bile olamayacaklardır.
18 MART ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ
30.12.2003
|