‘Askerle Kıbrıs konusunda görüş ayrılığı bulunmuyor’
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, askerle hükümetin Kıbrıs konusunda farklı görüşler taşıdığı yönündeki haberlere tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı’nın Kıbrıs planını Genelkurmay Başkanlığı ile mutabakat içerisinde yürüttüğünü belirten Erdoğan, “Bu noktada herhangi bir farklı bir yaklaşım, düşünce söz konusu değildir. Basına yansıdığı şekliyle değildir. Tamamıyla her konuda milli mutabakat sağlanmıştır.” dedi. Dışişleri’nden yapılan açıklamada da Kıbrıs sorununun çözümüne dönük çalışmaların sürdüğü belirtilerek, haberlerin gerçeği yansıtmadığı vurgulandı.
Bu arada Erdoğan’ın, 28 Ocak 2004’te yapacağı ABD ziyaretinde Başkan George W. Bush’a Kıbrıs konusunda da bir dosya sunacağı öğrenildi. Dosyada hükümetin hazırladığı Kıbrıs planının yer alması bekleniyor. Öte yandan önceki gün KKTC’de hükümeti kurmak-la görevlendirilen Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat, meclise giren parti liderleriyle koalisyon görüşmelerine dün başladı.
Başbakan Erdoğan, Ankara Keçiören’de yapımı süren Estergon Kalesi’ni ziyareti sırasında gazetecilerin Kıbrıs Planı’na ilişkin sorularına muhatap oldu. Bir gazetecinin, “Asker, Kıbrıs konusunda Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalardan rahatsız mı?” sorusu üzerine Erdoğan, konuyla ilgili olarak gazetelerde yer alan haberleri, “Uydurma” olarak niteledi. Gerekli açıklamanın Dışişleri Bakanlığı’nca yapılacağına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu: “Hükümet olarak prensibimiz; istişare, müzakere yapılması gereken anayasal kurumlarımızla, hatta bu kurumlarımızın dışında sivil toplum örgütleriyle mümkün olduğu kadar bunların da kanaatlerini paylaşarak açıklamalarımızı yapmışızdır, adımlarımızı atmışızdır. Kıbrıs konusunda da Dışişleri Bakanlığı’mız bu çalışmalarını baştan bu yana Genelkurmay Başkanlığı’mızla bir mutabakat içerisinde yürütmüştür. Bu noktada herhangi bir farklı yaklaşım, düşünce söz konusu değildir. Basına yansıdığı şekliyle değildir. Tamamıyla her konuda milli mutabakat sağlanmıştır. Bu mutabakat içerisinde de Dışişleri Bakanlığı’mız açıklamalarını yapacaktır.”
Önceki akşam konuyu Genelkurmay Başkanı Özkök’le değerlendirdiğini belirten Başbakan, “Milli dava olarak baktığımız Kıbrıs konusunda farklı bir politika söz konusu değildir. Bazen usul noktasında zaman zaman farklılıklar olabilir ama esasta farklılık söz konusu değildir. Bunu da kimse saptırmaya çalışmasın. Kimse ülkemizin şu anda dış politikada yakalamış olduğu ivmeyi böyle bir bulanık havaya sokmak suretiyle halkımıza farklı bir şekilde yansıtma gayreti içerisine girmesin.’’ dedi.
Ayrıca yeni yıla Türkiye’de gireceğini açıklayan Başbakan Tayyip Erdoğan, 2004 yılının Türkiye için çok daha farklı bir yıl olacağını ifade etti.
Salih Boztaş,Emine Dolmacı
/ Ankara
31.12.2003
‘Asker kızdı’ haberlerine tekzip: Plan tamamlanmadı
Kıbrıs konusundaki çalışmaların sürdüğünü bildiren Dışişleri Bakanlığı, dün bazı gazetelerde yer alan ‘çözüm planının askerî kesimi kızdırdığı’ iddialarına ilişkin olarak, “Basınımızda görülen haber ve değerlendirmeler gerçek durumu yansıtan nitelik taşımamaktadır.” açıklamasını yaptı.
Bakanlığın yazılı açıklamasında, uluslararası camianın muhtelif teşebbüs ve beklentileri bulunduğu hatırlatılarak, “Kıbrıs sorununa müzakere yoluyla adil ve kalıcı bir çözüm bulunması, Türkiye ve KKTC’nin müşterek arzu ve hedefidir.” denildi. Diğer yandan Kıbrıs meselesiyle ilgili olarak Milli Güvenlik Kurulu'nun olağanüstü toplanmasının da söz konusu olmadığı öğrenildi. Ankara, Zaman
31.12.2003
Koalisyon görüşmelerine başlayan Talat, Eroğlu’na ortaklık önerdi
KKTC’de hükümeti kurmakla görevlendirilen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Mehmet Ali Talat, seçimlerde Meclis’e giren siyasi parti liderleriyle koalisyon görüşmelerine başladı. Talat, dün Ulusal Birlik Partisi’ne (UBP), kendi başkanlığında CTP-UBP koalisyon hükümeti kurmayı önerdi.
Bu öneriye karşı UBP, konuyu yetkili organlarında değerlendirdikten sonra cevap vereceğini açıkladı. Talat da UBP ile görüşmelerinden henüz sonuç çıkmadığını, daha sonra yeniden bir araya geleceklerini söyledi. Mecliste geniş tabanlı bir hükümet kurmayı amaçladıklarını kaydeden Talat, bugün Demokrat Parti yetkilileriyle görüşecek. Talat, dün ilk görüşmesini seçimlerden önce oluşan muhalefet bloğunun bir parçası olan Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) lideri Mustafa Akıncı ile yaptı. Hiçbir formüle kapılarını kapatmadıklarını belirten Talat, AB ve çözüm noktasında önemli işlerin kırılgan bir çoğunlukla yürütülemeyeceğini söyledi. CTP lideri, henüz Ankara ile teması olmadığını, bugün/yarın bunun gerçekleşeceğini kaydetti. Talat, dün Rum parti liderleriyle görüşmek üzere güney Kıbrıs’a geçen DP lideri Denktaş’ın bu ziyareti konusunda, “Sayın Denktaş, şeytanın bacağını kırdı.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu arada Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, ‘Avrupa yanlısı’ Talat'ın, hükümeti kurmakla görevlendirilmesinden memnuniyet duyduğunu bildirdi. Murat Uçar, Lefkoşa, Cihan
31.12.2003
KKTC liderleri, çözüm planı öncesi Ankara’ya çağrılacak
Dışişleri Bakanlığı’nın Kıbrıs müzakereleri öncesi hazırladığı çözüm planı, askeri ve sivil kesimlerin görüşleri de alınarak devlet politikasına dönüştürülüyor. Çalışmayı hazırlayan Dışişleri bürokratları, Başbakan Erdoğan ve bazı üst düzey yetkililere yeni planın ayrıntıları hakkında brifing verdi.
Başbakanlık konutundaki 3,5 saatlik brifingde, planın revize edilmiş şeklinin “Türkiye devletinin kararı” olarak tanımlanması fikri benimsendi. Brifing sonrası soruları cevaplandıran Bakan Gül, teknik çalışmaların sona ermediğini vurguladı. Gül’ün verdiği bilgiye göre hükümet, ilk olarak konuyu pazartesi günü Bakanlar Kurulu’na getirecek. Cumhurbaşkanı Sezer’in görüşü alındıktan sonra planın son hali Ankara’ya davet edilecek KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ve siyasi parti liderlerine iletilecek ve liderlerin değerlendirmeleri alınacak.
Planın içeriğine yönelik “asker-sivil tartışması” iddialarını “kulaktan dolma yanlış değerlendirmeler” olarak niteleyen Gül, “Bu çalışmalar Genelkurmay Başkanlığı’mızla istişare içerisinde hazırlanmıştır.” diye konuştu.
Erdoğan’a verilen brifingin genel olarak ‘teknik boyutta sürdüğü’, Başbakan’ın mecbur kalmadıkça bürokratların sözünü kesmediği öğrenildi. Başbakan’ın bazı teknik konularda söz alarak detaylı bilgi istediği bildirildi. Annan Planı’nın ayrıntıları da brifingde değerlendirildi. Toplantıda “Burada alınacak karar hükümetin değil, Türkiye devletinin bir kararı olacak” vurgusu yapıldı. Denktaş veya askerî kanadın görüşleri toplantı sırasında gündeme gelmedi.
Erdoğan, bürokratlara çözüm konusunda hükümet iradesinin bulunduğunu hatırlatarak destek oldu. Bakan Gül de plana ilişkin olarak, “Önemli olan Annan Planı’nın kabul edilebilir olması. Geniş bir istişare çerçevesinde bu çalışmalar devam etmektedir. Müzakereler başladığında Türk tarafının pozisyonunun belli olması için gayret sarf ediyoruz” ifadesini kullandı.
Bu arada İran’a gitmekten vazgeçen Başbakan Erdoğan’ın bugünkü programına son anda ABD’nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman dahil edildi. Edelman’ın ziyaretinin Kıbrıs brifinginin hemen ardından gerçekleşmesi dikkat çekti. Edinilen bilgiye göre bugün saat 10.00’da gerçekleşecek görüşmede, Erdoğan’ın ocak ayı sonunda ABD’ye yapacağı gezinin ayrıntıları ile Kıbrıs konusu ağırlıklı olarak ele alınacak. Edip Ali Yavuz, Salih Boztaş, Ankara
31.12.2003
Pervez Müşerref siyasi manevrayla muhalefeti böldü
Pakistan Devlet Başkanı General Pervez Müşerref yaptığı siyasi manevrayla, kendisi ve hükümete karşı ortak hareket eden muhalefet partilerini böldü. Müşerref, İslami İttifak Muttahida Meclisi Amal (MMA) liderlerinin İslami kanunlarla ilgili isteklerini ve önümüzdeki yıl genelkurmay başkanlığı görevini bırakacağını kabul ederken, MMA da, Müşerref tarafından yapılan anayasal değişiklikleri tanıyacağını açıkladı.
MMA’nın tavrı, diğer muhalif partilerin büyük tepkisini çekti. 13 muhalif partiyi çatısı altında toplayan Demokrasinin Yeniden İnşası Hareketi adına yapılan açıklamada, ‘İslami İttifak, demokrasinin ve anayasanın arkasında durmaktansa, koltuğunu korumayı tercih etti.’ denildi. MMA ayrıca, Muzaffergah’ta başlattığı ve ülke genelinde sürdürdüğü, ‘Müşerref görevden ayrılana kadar protesto’ mitinglerininin durdurulması çağrısı da yaptı. Perşembe günü, güvenoylamasına gideceği açıklanan Müşerref, 86 milletvekili bulunan İslami muhalefeti de yanına alarak, elini güçlendirmiş oldu. İsminin açıklanmasını istemeyen Pakistan Halk Partisi’nden (PPP) bir milletvekili ZAMAN’a açıklamasında, ‘İslamcılar, Pakistan kurulduğu günden beri orduyla olan sıkı ilişkilerini bir kez daha gözler önüne serdi.’ iddiasında bulundu. Konuyla ilgili yorumlarda ise Müşerref’in, son manevrayla, yılların politikacısı olan muhalif liderleri alt ettiği dile getirildi.
Yetkileri de genişletildi
Bu arada Pakistan Senatosu, Müşerref’e genelkurmay başkanlığından ayrılması karşılığında geniş yetkiler veren anayasa değişikliklerini onayladı. Değişiklikle, Müşerref’e, kararnamaler yoluyla parlamentoyu dağıtma ve başbakanı görevden alma hakkı veriliyor. Değişiklikle ilgili tasarı oylanırken, muhalefet oturumu terk etti.
Harun Çelik
/ İslamabad
31.12.2003
Kırgız Başbakan Tanayev’den Atıf Ala’ya ödül
Kırgızistan Başbakanı Nikolay Tanayev, 2010 yılına kadar hedeflenen genel kalkınma programı çerçevesinde yürütülen çalışmalara aktif haber çalışmalarıyla destek veren ve aralarında Cihan Haber Ajansı Kırgızistan Muhabiri Atıf Ala’nın da bulunduğu bazı basın mensuplarını ödüllendirdi.
Ödüller, Hükümet Evi’ndeki törenle Tanayev tarafından verildi. Törende konuşan Başbakan Tanayev, dünyanın değişik yerlerinde kimilerine göre birinci ve kimilerine göre ise 4. güç olarak görülen basının, birçok alanda olduğu gibi ekonomi alanında da olumlu veya olumsuz etki yapabileceğini dile getirdi. Tanayev, 2010’a kadar tasarladıkları genel kalkınma programına basın mensuplarından olumlu destek görmekten memnuniyet duyduklarını kaydetti. Başbakan ardından haberleriyle kalkınma programına destek veren gazetecilere nakit para ödüllerini takdim etti. Bişkek, Cihan
31.12.2003
Suriye’ye ‘savaştan önce Irak’ın silah kaynağı oldu’ suçlaması
Amerikan Los Angeles Times gazetesi, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın kuzeninin başında olduğu bir firmanın, ABD’nin müdahalesinden önce Irak’a milyon dolarlık silah ve mühimmat temin eden anlaşma imzaladığını belirtti. Haberde, SES International adlı firmanın, 20 milyon kadar tüfek kurşunu, bin kadar ağır makineli tüfek sağladığı, ayrıca savaştan önce Bağdat’ın ordusuna yardım ettiği öne sürüldü.
Times’ın atıfta bulunduğu dosyaların Alman Stern dergisi muhabirince Amerikan askerleri Bağdat’a girdikten kısa bir süre sonra, terk edilmiş El Beşir şirketinin bürosundan alındığı kaydedildi.
Haberde, Irak’a silah sağlanmasıyla ilgili 800 kadar anlaşma olduğu belirtilerek, bir Polonya firmasının Suriye üzerinden Bağdat’a 380 adet karadan havaya füze motoru, Güney Koreli bir firmanın hava savunması için 8 milyon dolarlık telekomünikasyon teçhizatı, bir Slovenya firmasının 2002 başında Suriyeli firmaya 20 muharebe tankı namlusu gönderdiği bulguları aktarıldı. Ayrıca, K. Koreli 2 yetkilinin balistik füze parçaları için Irak’ın 10 milyon dolarlık bir ödeme konusunu görüşmek üzere Şam’a gittiği iddia edildi. Gazete, El Beşir firmasının, BM raporunda silah ambargosu ve diğer yaptırımlardan kaçmada kullanılan 13 şirketin en büyüğü olarak tanımlandığını öne sürdü. Suriyeli SES firması ise yasa dışı ticarete karışmadığını açıkladı. Los Angeles, aa
31.12.2003
Brüksel’de emlak için acele edin!
AB’nin başkenti Brüksel’de emlak alacakların acele etmesi gerekiyor. 1 Mayıs 2004’ten itibaren 25 üyeli olacak AB’nin başkenti Brüksel’de emlak fiyatlarının bu tarihten itibaren hızla artması bekleniyor.
Fiyatların artışından etkilenmemek için bazı ülkeler şimdiden elçilik binaları almaya başladı. Fiyatların özellikle AB kurumlarının bulunduğu Brüksel’in Schuman Meydanı’nda 1 Mayıs 2004’ten itibaren artacağı belirtiliyor. AB kurumlarına yakın olmak isteyen 10 yeni üye ve elçilik binalarına sahip olmayan ülkeler Schuman Meydanı’na yakın yerlerden ofis binaları almaya çalışıyor. AB de genişlemeden sonra kurumlarını genişletmek zorunda kalacak ve ofis sayısını artıracak. AB kurumları Brüksel’in Avrupa kesimi olarak bilinen bölgesinde şu an toplam ofis alanının yüzde 45’ini işgal ediyor. AB, Schuman Meydanı’nın yeniden düzenlenmesini de istiyor. Brüksel’in büyük emlak acenteleri, meydanın kentin 20. belediyesi yapılmasını istiyor. AB üyesi olmayan ve üyeliğe niyeti de olmayan Norveç ise genişlemeden önce, faaliyet gösterdiği 10 katlı binayı 11 milyon Euro’ya satın aldı. Elçi Bjorn T. Grydeland, ‘Satın aldığımız dönem bize optimal faydayı sağladı’ dedi. Selçuk Gültaşlı, Brüksel
31.12.2003
AB, 2004’e saldırı paniğiyle giriyor
Son günlerde Avrupa’da paniğe yol açan ‘bombalı mektup’ vakalarına bir yenisi daha eklenirken, Almanya’da bir hastaneye intihar saldırısı planı ortaya çıkarıldı.
Hollanda’nın Lahey kentindeki Avrupa Savcılar Birliği Eurojust’a da dün bir bombalı mektup gönderildi. İtalyan haber ajansı ANSA, Bologna’daki savcılık ve güvenlik kaynaklarına dayanarak verdiği haberde, mektubun Bologna’dan gönderildiğini belirtti. İtalya’nın Bologna kentinden postaya verilen bombalı mektuplarda eylemciler adres olarak, ‘Casa Editrice Europea’ adlı bir yayınevi adresini kullandı. Gönderici olarak ise eski dönemlerin ünlü Fransız anarşisti Emile Henry’nin ismi kullanılmış.
Dün ayrıca Ensar El İslam grubuna bağlı teröristlerin Almanya’nın Hamburg kentinde Amerikan askerlerinin de tedavi gördüğü bir hastaneye yönelik intihar saldırısı planı ortaya çıkarıldı. Planın, Amerikan istihbaratı üzerine deşifre edildiği belirtildi; ancak tutuklanan militan bulunup bulunmadığı konusunda bilgi verilmedi. Dış Haberler Servisi
31.12.2003
Sofya ve Bangkok’ta Irak matemi
Irak’ın Kerbela kentinde, 4 gün önce düzenlenen intihar saldırısında ölen 5 Bulgar ve iki Taylandlı asker için dün ülkelerinde tören düzenlendi.
Sofya’daki cenaze törenine Cumhurbaşkanı Georgi Pırvanov’un yanı sıra Başbakan Sakskoburgotski, ölen askerlerin yakınları ve kalabalık bir halk topluluğu katıldı. Pırvanov, “İçimiz kan ağlıyor. Yeni yıla yas içinde giriyoruz.” derken, Bangkok’taki törende konuşan Tayland Başbakanı Thaksin Shinawatra, Irak’ taki görevlerini sürdüreceklerini belirtti. Sofya, Bangkok, aa
31.12.2003
Almanlar, başörtüsünün dinî vecibe mi, yoksa siyasi sembol mü olduğuna karar veremiyor
Almanya’da Cumhurbaşkanı Johannes Rau’nun okullarda tüm dinlere eşit davranılması gerektiğini belirterek, Müslüman bir öğretmenin türban takamaması durumunda dersliklerde haçın da bulundurulmaması gerektiğini söylemesi ülkedeki başörtüsü tartışmasını alevlendirdi.
Başörtüsünün siyasi bir sembol olduğunu, dolayısıyla haçla bir tutulamayacağını savunan Hıristiyan Birlik Partili (CDU/CSU) politikacılar, Rau’yu Almanya’nın Hıristiyan kimliğini sorgulamakla suçladı.
CSU Genel Başkanı ve Bavyera Eyaleti Başbakanı Edmund Stoiber, başörtüsünün bir siyasi sembol olduğunu ve dolayısıyla ‘aydınlanmış demokrasi’ ile bağdaşmayacağını iddia etti. Bild gazetesine konuşan Stoiber, “Cumhurbaşkanı Rau, Almanya’nın Hıristiyan kimliğini tartışma konusu yapmamalı.” dedi. Aynı partinin Avrupa Parlamentosu üyesi Ingo Friedrich, başörtüsünün okullardaki haç işareti ile eşit görülmemesinin yanlış olacağını söyledi. CSU’nun Federal Meclis grubu üyesi Johannes Singhammer de, Almanya’nın Fransa ya da ABD’nin aksine ‘din açısından tarafsız bir ülke olmadığını’ belirterek, Hıristiyanlığa özel bir yer verdiğini vurguladı.
CDU Federal Meclis üyesi Friedbert Pflüger ise Rau’nun başörtüsünü dinî sembol olarak değerlendirip haçla aynı kefeye koymasının ‘büyük hata’ olduğunu öne sürdü. Başörtüsünün İslamcılık için kullanılan siyasi bir sembol olduğunu savunan Pflüger, Kur’an-ı Kerim’in başörtüsü takılmasını şart koşmadığını, inançlı Müslümanların büyük çoğunluğunun da başörtüsünü reddettiğini dahi ileri sürdü. Rau’nun açıklamasına Alman kilisesinden de tepki geldi. Münih Başpiskoposu Friedrich Wetter, okullardaki farklı dinî sembollerin bir tutulamayacağı görüşünü dile getirerek, başörtüsünü, “anayasal değerlere karşı militan mücadelenin ifadesi” olarak nitelendirdi.
Almanya’daki tartışmalar, başörtüsünün dinî bir sembol mü yoksa siyasi bir sembol mü olduğu konusuna yoğunlaşmış durumda. Kendisini inançlı bir Hıristiyan olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Johannes Rau, başörtüsünü dinî bir sembol olarak ele alırken, buna karşı çıkanların çoğu başörtüsünün siyasi bir sembol olduğunda ısrar ediyor. Die Welt gazetesi, başörtüsünün siyasi bir sembol olarak ilan edilmesinin gerçeklerle bağdaşmayacağını vurgularken, Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinde yer alan yorumda, başörtüsünün siyasi bir sembol olarak görülüp olayın kapatılması gerektiği belirtildi. Başörtüsünün kadının baskı altında tutulmasının işareti olduğu savunulan yorumda, “Başörtüsünün dinî değil siyasi bir sembol olarak görülmesi büyük bir ilerleme olur. Bu yapıldığı taktirde Hıristiyan sembolleri üzerindeki ve dinî sembollerin eşit muamele görmesi yönündeki tartışmalar da ortadan kalkmış olur. Almanya, Fransa’dan farklı olarak laik bir ülke değildir.” denildi.
Rau başörtüsü için ne demişti?
Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau, Almanya ikinci televizyonu ZDF’ye pazartesi günü yaptığı açıklamad Almanya’da yaklaşık 3 milyon 200 bin Müslüman’ın yaşadığına dikkati çekerek, “Aramızda yaşayan Müslümanlar ikinci sınıf vatandaş değiller. İslami inancın gücü kabul görmeli.” dedi. Belirli bir dini imtiyazlı hale getirebileceği gerekçesiyle okullarda dinî sembollerin bulundurulmaması konusunda uyarıda bulunan Cumhurbaşkanı Johannes Rau, Müslüman bir öğretmenin türban takamaması durumunda, okullarda haçların da bulundurulmaması gerektiğini savundu.
İsmail Kul
/ Frankfurt
31.12.2003
Hatemi’den ABD’ye teşekkür: Yardımlar ilişkileri etkilemez
İran Devlet Başkanı Muhammed Hatemi, ABD’nin deprem dolayısıyla insani yardımda bulunmasına müteşekkir olduklarını; ancak bunun iki ülke arasındaki ilişkilerde değişikliğe yol açacağını sanmadığını söyledi.
Deprem felaketi gibi olaylarda ülkelerin, normal olarak birbirleri arasındaki farklılıkları hesaba katmadan hareket ettiklerini ifade eden Hatemi, “Fakat bu insani yardımların siyasi konularla ilgisi yok. İran’ın, ABD ile ilişkilerini onarması için Amerika’nın metodlarında değişiklik görmemiz; en azından aradaki ‘güvensizlik duvarı’nda bir delik açılması gerekir” dedi. Hatemi, özel kuruluşların gönderdiği yardımların, iki ülke halkı arasında düşmanlık olmadığını gösterdiğini de vurguladı. İran Sağlık Bakanı Yardımcısı Muhammed Ekberi ise “Yardımları için nazik ABD halkına teşekkür ederiz, Başkan Bush’a değil” dedi. 14 yıldır ABD’nin İran’la diplomatik ilişkisi yok.
Bu arada Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Bem’deki deprem sonrası Türk halkının dayanışmasını iletmek için bugün İran’a gidiyor. Programı henüz netleşmeyen günübirlik Bem ziyaretinde Gül’e bazı bakanlar da eşlik edecek. Bem’e daha önce Başbakan Erdoğan’ın gitmesinin öngörüldüğü; ancak “Erdoğan’ın ABD gezisi öncesi bazı yanlış anlamalara sebep olabileceği endişesiyle” bundan vazgeçildiği iddia ediliyor. Tahran, Ankara, Cihan
31.12.2003
Cezayir’de iktidar partisi kapatıldı
Cezayir’de, ‘Cezayir Ulusal Halk Meclisi’nde çoğunluğa sahip olan iktidardaki Ulusal Kurtuluş Ordusu’nun (FLN) tüm faaliyetlerinin dondurulmasına karar verildi.
Resmi ajans APS, Nisan 2004’teki devlet başkanlığı seçimleri için aday olan eski başbakan Ali Benflis’in liderliğini yaptığı FLN’nin tüm faaliyetlerini dondurma kararının, partide Dışişleri Bakanı Abdülaziz Belkhadem’in başını çektiği bir grubun Ali Benflis hakkındaki şikayeti üzerine alındığını bildirdi. Devlet Başkanı Abdülaziz Buteflika, Başbakan Ali Benflis’i görevden alarak, yerine Devlet Bakanı Ahmed Uyahia’yı başbakan olarak atamıştı. Benflis, başkanlık seçimlerinde Buteflika’yı desteklemeyi reddettikleri için görevine son verildiğini öne sürmüştü. Cezayir, aa
31.12.2003
Harabe şehir Bem’den göç başladı
İran’ın Bem şehrinde enkaz altında kalanların hayatlarından ümit kesilince deprem mağdurları başka şehirlere göç etmeye başladı. Cenazelerini defnedenler enkazdan kurtardıkları eşyalarıyla İsfahan, Kirman, Rafsancani, Zahedan, Bender ve Abbas şehirlerinin yoluna düştü. Göç dalgasında, salgın hastalık korkusu, 4 gündür süren artçı depremler ve evlerin harabeye dönmesi de etkili oldu. Evsiz kalan Bemliler, civar şehirlerdeki akrabalarının yanına gidiyor. İran polisi, şehir çıkışı ve yollarda ana caddelerde eşya taşıyanları denetliyor.
Depremde ailesinden 5 kişiyi kaybeden Amine Azadi, enkazdan son anda kurtarılan Atife (5), Zehra (3) ve Zeynep (7) isimli çocuklarıyla akrabalarının bulunduğu Rafsancani’ye gittiklerini söyledi. Evinden geriye sadece yatak, halılar, çocuklarının bisikleti ve birkaç elbise kaldığını anlatan acılı anne, “Burada durmamızın hiçbir anlamı kalmadı. Çocuklarımı hasta etmemek ve bu felaketten uzaklaşmak için yola çıktım.” diye konuştu.
5 erkek kardeşinin aileleriyle depremde hayatını kaybettiğini söyleyen Dehan Dolici de kurtardığı çocukları ve eşiyle İsfahan’a gidiyor. O, “Uykumuzdan sarsıntıyla uyandık, ilk sallantıdan sonra kendimizi dışarıda bulduk. Komşularımın cesetlerini ve 9 kişiyi ellerimle enkazdan çıkardım.” diyerek 4 gün önce yaşadığı felaket anını anlattı.
Şehri terk edenlerin oluşturduğu konvoy, şehrin ana caddelerinde ve çıkışında araç trafiğinin de aksamasına sebep oluyor. Bu yüzden askerler hem hırsızlık olaylarını engellemek hem de trafik akışını sağlamak için bütün sokaklarda görev yapıyor. Depremin yerle bir ettiği enkaz şehirden kaçanlar ildeki dini lider konumundaki imamlardan ve askeri yetkililerden aldıkları yazıyla çıkış yapabiliyor. İran askerlerinden Ekber İsmaili, sokakta gece gündüz devriye gezdiklerini ve dışarıdan gelen hırsızlara karşı tedbir aldıklarını ifade etti.
Bu arada, Birleşmiş Milletler, 21 ülkenin katıldığı kurtarma çalışmalarında canlı kurtarma ihtimalinin kalmaması sebebiyle arama işlemlerine son verildiğini açıkladı. BM yetkilileri, bundan sonra gıda ve tıbbi yardımı içeren insani yardım beklediklerini ifade ederken, Tayvan, Japonya ve Türk ekipleri arama faaliyetlerini sürdürdü. Depremin üzerinden 4 gün geçmesine rağmen yaralarını ve hastalıklarını tedavi ettirmek için hastanelere birçok kişi müracaat ediyor. Bem şehrinin iki hastanesi depremde yerle bir olduğu için prefabrik yapı olan İmam Humeyni Hastanesi kırık çıkık, kesilme ve enfeksiyon gibi hastalıkların tedavisi için gelen hastalarla dolup taştı. Hastane doktorlarından Said Pakdaman, kafa ve kol travmalarıyla gelen hastaların sayısının çokluğuna dikkat çekti. Rahatsızlıklarını geç fark etmeleri sebebiyle hastaların yüzde 80’inin enfeksiyon kaptığını söyleyen Pakdaman, 15 yaşındaki Ali Jasmeni adlı bir çocuğun ayak ve eline kısmi operasyon yaptı. Kırılan ayağının enfeksiyon kaptığını fark etmeyen Ali, daha sonra Kirman’daki hastaneye sevk edildi.
Türkiye’den gönderilen 20 tonluk gıda ve tıbbi yardım malzeme uçağı Bem Havaalanı’na indi. Türk ekiplerinin konakladığı kampa taşınan malzemelerin 8 tonu İran Kızılayı’na teslim edildi. Yardım malzemelerinin karantina tedbirleri çerçevesinde istenen klor, kireç ameliyat malzemeleri, tetanos aşısı ile acil ilkyardım malzemelerinden oluştuğu öğrenildi. Türk ekipleri, şu ana kadar enkaz altından 75 ceset çıkardı.
Bem’in dünyaca ünlü kalesi (Ergi-Bem) deprem sonrasında yerle bir oldu. Yaklaşık 6 kilometrekarelik alana yayılan ve 12. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen kalenin içinde oturanların olduğu; ancak ölen bulunmadığı, kalenin yerleşimden çok askeri amaçla kullanıldığı öğrenildi. Topraktan yapılan ve üzeri tezekle kaplanarak korunan kale, artık fotoğraflarda kaldı. Turistlerin uğrak yeri olan Bem Kalesi’nin enkazı gazeteci ve meraklı halkın akınına uğruyor.
İran’ın Bem kentindeki deprem felaketinin farklı yönlerini görebilmek için gün boyu şehri dolaştık. Dünya basınının ilk gündem maddelerinden biri Amerikan yardımlarının nasıl değerlendirildiğiydi. 4 gündür canla başla çalışan gönüllülerimizin kafasındaki soruya cevap aradık. 17 Ağustos’un Türkiye’deki sosyal etkileri İran’da nasıl yaşanacak?
Zagros kırığı bu coğrafyada asırlardır deprem üretiyor ama, İran 5 gün önce yaşadığı acı kadar derinden sarsılmamıştı belki. 26 Aralık sabahı yaşanan deprem İran’ın sosyal faylarını da tetikledi mi? Amerika’dan gelen yardımın kabulü uluslararası toplumun Bem kentini sosyal yardım üssü haline getirmesi, İran’ın gelecekteki politikalarının da dönüm noktasına işaret ediyor. İran halkı ve yöneticilerinin dünya ile; yardıma gelen ülke gönüllüleri ve devlet yetkililerinin ise onlarla doğrudan kurduğu iletişimler, Marmara depreminden sonra birçok sosyal dinamiği harekete geçen Türkiye’nin tecrübelerine benziyor. Deprem 35 binden fazla insanı alsa da, İran’a dış politika ve sosyal değişim açısından inanılmaz açılım fırsatları sunuyor. Türkiye’den yola çıktıklarında, “Soru işaretleri ile dolu bir ülkeye geldiğimi düşünüyordum.” diyen Türk ekibinden Fatoş Hemşire, “Ürkek bakışların yerini samimiyet aldı. Çadır hastaneye gelenler artık eşlerini de yanımıza getiriyor.” tespitini yapıyor. İranlı gazetecilerin gözünde inanılmaz bir merak, yabancı ülke temsilcileri ile temasa geçme isteği var. Hemşeri gazetesinin muhabiri Nesife Kuhneverdi, “Türk devletinin başındakiler için İran’ı ziyaret etmenin tam zamanı” derken Türkiye’den beklentilerin ne olduğuna işaret ediyor. İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi’nin arama kurtarma ve insani yardım işlerinin organize edildiği kampta BM merkezinden sonra ilk ziyareti Türk ekiplerine yapması da açılımın yönünü tayin ediyor. Deprem felaketinden sonra 20’ye yakın ülkenin doğrudan yardımlarıyla moral bulan İran’ın Dışişleri Bakanı Harrazi’nin Türk ekiplere özel kimlik çıkarılması talimatı vermesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ise deprem bölgesini ziyaret etme isteği İran’ın geleceğinde Türkiye’ye yeni bir misyon yüklüyor.
[İZLENİM] FATİH UĞUR
31.12.2003
Bem’de 28 binden fazla ceset defnedilirken 2 bin insan sağ çıkarıldı
İran’ın Bem kentinde meydana gelen depremde, şu ana kadar 28 binden fazla kişinin enkazdan çıkarılarak defnedildiği bildirildi. İran devlet televizyonunun haberine göre yetkililer, depremde yaşamını yitiren 28 binden fazla kişinin gömüldüğünü söyledi. Haberde, depremin meydana geldiği geçen cuma gününden bu yana 2 bin dolayında kişinin enkazdan sağ çıkarıldığı belirtildi.
Yetkililer, ölü sayısının 30 bini bulabileceğini bildirdi. Bu arada, enkaz altında öten kanaryalar, 2 çocuğun kurtulmasına sebep oldu. Bem kentinde bir evin enkazında kırık kafeste bulunan 2 kanaryanın ötmesi, arama-kurtarma ekiplerinin dikkatini çekti. Ekipler, yaptığı çalışma sonucu enkazdan 2 çocuğu sağ çıkardı. İran Haber Ajansı’nın haberine göre, çocukların yanında kanarya kafesini de bulan kurtarma görevlileri, kuşları enkazdan çıkararak serbest bıraktı. Ağır yaralı çocukların hastanede tedavi gördüğü kaydedildi. Birleşmiş Milletler de, uluslararası kamuoyundan, Bem şehrini yerle bir eden depremden sonra evsiz kalan yaklaşık 70 bin kişi için yardım çağrısında bulundu. BM Genel Sekreteri’nin temsilcisi Francis Deng, yaptığı yazılı açıklamada, Bem şehrinin yüzde 90’ının yıkıldığı ve yaklaşık 70 bin kişinin evsiz kaldığının tahmin edildiğini belirterek, “İran’daki mağdurlara da sadece İran hükümetinin yeni bir ev garantisi veremeyeceğini, bunun ışığında uluslararası kamuoyunun bu insanlara yardım eli uzatması gerektiğini” sözlerine ekledi.
Depremin ardından uluslararası yardımlar devam ederken, Türk Kızılayı, dün sabah İran Kızılayı’na 10 ton ilaç yardımı daha gönderdi. Türkiye’den, İran’daki deprem bölgesine giden sağlık ekiplerinin, 3 bin 500 kişiyi muayene ederek tedavilerini yaptığı bildirildi.
Sağlık ekiplerince kentteki su kuyularında ve şehre su taşıyan tankerlerde ölçüm yapıldığı, klor tabletleri dağıtıldığı ve yeni sağlık birimleri kurulduğu açıklandı.
31.12.2003
‘İran depremi Türkiye’de bir depremi tetiklemez’
Ulusal Deprem Konseyi Başkanı Prof. Dr. Tuğrul Tankut, İran’daki depremi oluşturan fay sisteminin, Türkiye’deki fay sisteminden tümüyle ayrı olduğunu ve Türkiye’de bir depremi tetiklemesinin beklenmediğini belirtti.
Tankut, İran’daki depremin değerlendirildiği Ulusal Deprem Konseyi toplantısında görüşülen konulara ilişkin yazılı açıklama yaptı. İran’daki depremi oluşturan fay sisteminin Türkiye’deki fay sisteminden tümüyle ayrı olduğu ve Türkiye’de bir depremi tetiklemesinin beklenmemesi gerektiğini kaydeden Tankut, “Bununla birlikte, bu durumun ülkemizde deprem tehlikesini azaltmadığı belirtilmiştir.” dedi. Toplantıda, İran depreminden Türkiye’nin çok önemli ders alması gerektiğinin vurgulandığını ifade eden Tankut, Türkiye’nin birçok bölgesindeki kırsal alan yapılaşmasının, İran’ın Bem kentinden farklı olmadığına işaret etti. Tankut, 1971 Bingöl ve 1976 Çaldıran depremlerinin çok benzer zararlara neden olduğunu hatırlattı. Ankara, aa