Almanlar, başörtüsünün dinî vecibe mi, yoksa siyasi sembol mü olduğuna karar veremiyor
Almanya’da Cumhurbaşkanı Johannes Rau’nun okullarda tüm dinlere eşit davranılması gerektiğini belirterek, Müslüman bir öğretmenin türban takamaması durumunda dersliklerde haçın da bulundurulmaması gerektiğini söylemesi ülkedeki başörtüsü tartışmasını alevlendirdi.
Başörtüsünün siyasi bir sembol olduğunu, dolayısıyla haçla bir tutulamayacağını savunan Hıristiyan Birlik Partili (CDU/CSU) politikacılar, Rau’yu Almanya’nın Hıristiyan kimliğini sorgulamakla suçladı.
CSU Genel Başkanı ve Bavyera Eyaleti Başbakanı Edmund Stoiber, başörtüsünün bir siyasi sembol olduğunu ve dolayısıyla ‘aydınlanmış demokrasi’ ile bağdaşmayacağını iddia etti. Bild gazetesine konuşan Stoiber, “Cumhurbaşkanı Rau, Almanya’nın Hıristiyan kimliğini tartışma konusu yapmamalı.” dedi. Aynı partinin Avrupa Parlamentosu üyesi Ingo Friedrich, başörtüsünün okullardaki haç işareti ile eşit görülmemesinin yanlış olacağını söyledi. CSU’nun Federal Meclis grubu üyesi Johannes Singhammer de, Almanya’nın Fransa ya da ABD’nin aksine ‘din açısından tarafsız bir ülke olmadığını’ belirterek, Hıristiyanlığa özel bir yer verdiğini vurguladı.
CDU Federal Meclis üyesi Friedbert Pflüger ise Rau’nun başörtüsünü dinî sembol olarak değerlendirip haçla aynı kefeye koymasının ‘büyük hata’ olduğunu öne sürdü. Başörtüsünün İslamcılık için kullanılan siyasi bir sembol olduğunu savunan Pflüger, Kur’an-ı Kerim’in başörtüsü takılmasını şart koşmadığını, inançlı Müslümanların büyük çoğunluğunun da başörtüsünü reddettiğini dahi ileri sürdü. Rau’nun açıklamasına Alman kilisesinden de tepki geldi. Münih Başpiskoposu Friedrich Wetter, okullardaki farklı dinî sembollerin bir tutulamayacağı görüşünü dile getirerek, başörtüsünü, “anayasal değerlere karşı militan mücadelenin ifadesi” olarak nitelendirdi.
Almanya’daki tartışmalar, başörtüsünün dinî bir sembol mü yoksa siyasi bir sembol mü olduğu konusuna yoğunlaşmış durumda. Kendisini inançlı bir Hıristiyan olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Johannes Rau, başörtüsünü dinî bir sembol olarak ele alırken, buna karşı çıkanların çoğu başörtüsünün siyasi bir sembol olduğunda ısrar ediyor. Die Welt gazetesi, başörtüsünün siyasi bir sembol olarak ilan edilmesinin gerçeklerle bağdaşmayacağını vurgularken, Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinde yer alan yorumda, başörtüsünün siyasi bir sembol olarak görülüp olayın kapatılması gerektiği belirtildi. Başörtüsünün kadının baskı altında tutulmasının işareti olduğu savunulan yorumda, “Başörtüsünün dinî değil siyasi bir sembol olarak görülmesi büyük bir ilerleme olur. Bu yapıldığı taktirde Hıristiyan sembolleri üzerindeki ve dinî sembollerin eşit muamele görmesi yönündeki tartışmalar da ortadan kalkmış olur. Almanya, Fransa’dan farklı olarak laik bir ülke değildir.” denildi.
Rau başörtüsü için ne demişti?
Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau, Almanya ikinci televizyonu ZDF’ye pazartesi günü yaptığı açıklamad Almanya’da yaklaşık 3 milyon 200 bin Müslüman’ın yaşadığına dikkati çekerek, “Aramızda yaşayan Müslümanlar ikinci sınıf vatandaş değiller. İslami inancın gücü kabul görmeli.” dedi. Belirli bir dini imtiyazlı hale getirebileceği gerekçesiyle okullarda dinî sembollerin bulundurulmaması konusunda uyarıda bulunan Cumhurbaşkanı Johannes Rau, Müslüman bir öğretmenin türban takamaması durumunda, okullarda haçların da bulundurulmaması gerektiğini savundu.
|