İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
31.12.2003
Çarşamba
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

Ekonomi...(Bütün Haberler)

ekonomi@zaman.com.tr

 

Asgari ücret 303 milyon, gözler altı ay sonrasında

5,5 milyon çalışanın sonucunu merakla beklediği asgari ücret görüşmelerinden enflasyonun üzerinde artış çıktı. Başbakan Erdoğan’ın, ‘Asgari ücret 400 milyon olmalı.’ sözleriyle beklentiyi yükselten işçiler, yüzde 34,1’lik zamdan memnun kalmadı. İşveren ise zammın 6 aylık olmasına ve maliyetlerin yüksekliğine tepkili.

Yaklaşık 5,5 milyon çalışanı ilgilendiren asgari ücrette, hükümetin teklifleri çerçevesinde sonuca gelindi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun dünkü toplantısında asgari ücret yüzde 34,1 artırılarak net 303 milyon 79 bin 500 liraya çıkarıldı. Brüt rakam ise 423 milyon lira oldu. 16 yaşını doldurmamış işçiler için brüt 360 milyon, net 257 milyon 940 bin lira olarak belirlenen asgari ücret, kapıcılar için de net 357 milyon 12 bin lira oldu. Söz konusu ücretler 1 Ocak–30 Haziran 2004 tarihleri arasında uygulanacak.

“Son yılların en yüksek artışı” olarak yorumlanan zam ne işçi kesimini ne de işvereni memnun etti. Bununla birlikte Türk-İş, yürürlüğe girmesi için kararın altına imza koydu. 5 işçi, 5 işveren 5 de hükümet temsilcisinden oluşan komisyonda yeni asgari ücret rakamı işçi ve hükümet kesiminin oylarıyla kabul edildi. İşveren tarafı ise karara muhalefet etti. Komisyonda beş kişi ile işçileri temsil eden Türk–İş adına konuşan Türk–İş Mali İşler Sekreteri Ergun Atalay, “Yeni rakam bizim beklentilerimize cevap vermedi.” derken, işveren temsilcisi TİSK adına konuşan Nihat Yüksel ise artışın 6 ayla sınırlandırılmasının özel sektörün bütçe hesaplarını altüst edeceğini öne sürdü. Dünkü komisyon toplantısında TİSK'in 278 milyon lira, Türk–İş'in ise 328 milyon liralık teklif götürdüğü öğrenildi. Bu arada hükümet, asgari ücretin işverene getirdiği maliyeti azaltmak için SSK prim artışında yüzde 6’lık bir indirime giderken, toplam 500 trilyon li- ra civarında tahmin edilen prim ve vergi kaybını devlet karşılayacak.

Asgari ücret, çalışan bir kişinin gıda, konut, giyim, sağlık ve kültür giderlerini karşılamak için gereken ‘en az ücret’ olarak tanımlanıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan görüşmeler sürerken, 226 milyon lira olan net asgari ücretin 350–400 milyon lira olması gerektiğini belirtmişti. 6 ay sonra yapılacak artışla asgari ücretin, Başbakan Erdoğan'ın istediği orana yükseltilmesi bekleniyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun dün yaptığı 6. toplantısında alınan kararlar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu tarafından açıklandı. Başesgioğlu'nun verdiği bilgiye göre, 16 yaşını doldurmuş işçiler için yeni asgari ücretin işverene maliyeti 560 milyon 160 bin 929 bin lira, 16 yaşını doldurmamış işçiler için ise 506 milyon 610 bin 929 lira olacak. Kapıcılar için uygulanacak asgari ücret ise brüt 423 milyon liradan yüzde 15 oranındaki Gelir Vergisi kesintisi yapılmadığı için, net 357 milyon 12 bin lira olacak.

Başesgioğlu, SSK prime esas alt kazanç sınırının, Ocak 2004’ten itibaren 458 milyon 15 bin 820 liradan 549 milyon 618 bin 984 liraya yükseltileceğini; bu rakam ile brüt asgari ücret arasındaki farka ilişkin işçi ile işveren SSK ve İşsizlik Sigortası primlerinin devlet tarafından karşılanacağını bildirdi.

Asgari ücret, 16 yaşını dolduran işçiler için brüt günlük 14 milyon 100 bin, saatlik 1 milyon 880 bin lira, 16 yaşını doldurmamış işçiler için brüt günlük 12 milyon, saatlik 1 milyon 600 bin lira olarak uygulanacak. SSK prime esas kazancın alt sınırı, 1 Ocak 2004’ten itibaren, 458 milyon 15 bin 820 liradan 549 milyon 618 bin 984 liraya yükseltilecek. Yasa uyarınca 1 Nisan 2004’ten itibaren yüzde 26 artırılarak 577 milyon 98 bin 900 liraya yükseltilmesi gereken SSK primine tabi kazanç alt sınırı, artışta yüzde 6 indirim yapılıp uygulama 3 ay öne çekilerek gerçekleştirilmiş olacak. 2004 yılında uygulanacak prime esas kazancın alt sınırı 549 milyon 618 bin 984 lira ile brüt asgari ücret 423 milyon lira arasındaki farka ilişkin işçi ile işveren, sigorta ve işsizlik sigortası primi olan 46 milyon 215 bin 929 lira, devlet tarafından karşılanacak. Buna göre, yeni asgari ücretin işverene esas maliyeti 513 milyon 945 bin lira olacak. Yeni asgari ücret, 1 Ocak 2004 ile 30 Haziran 2004 tarihleri arasını kapsayan 6 aylık sürede uygulanacak. Komisyonda, yeni asgari ücrete ilişkin karar, işveren tarafının muhalefetine rağmen hükümet ve işçi oylarının katılımı ile oyçokluğuyla alındı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, komisyonun toplantısının ardından yaptığı açıklamada, asgari ücrette reel bazda son beş yılın en yüksek artışının yapıldığını söyledi. Bu ücretin her şeye rağmen ideal olmadığının söylenebileceğini belirten Başesgioğlu, ancak gerek komisyonun gerekse hükümetin, asgari ücretin hem yüksek oranda artması hem de maliyetin devlet ve işveren tarafından yüklenilmesi noktasında büyük gayret gösterdiğini ifade etti. Asgari ücretin işverene tam maliyetinin yüzde 20 ile sınırlı tutulduğunu kaydeden Başesgioğlu, geri kalan maliyetin devlet tarafından karşılanacağını vurguladı. Bu şekilde istihdamın artırılacağına inandıklarını anlatan Başesgioğlu, bunun gelecek dönemde işsizlikle mücadelede ülkeyi ileriye götürmesini temenni etti.

Başesgioğlu, 2003 yılı enflasyon oranının yüzde 19,3, 2004 yılı hedef enflasyon oranının ise yüzde 12 olduğunu belirterek, yeni net asgari ücretin 2003 yılı enflasyonuna göre yaklaşık 2 kat, 2004 yılı hedef enflasyon oranına göre ise yaklaşık 3 kat artırıldığına işaret etti. Başesgioğlu, SSK alt kazanç sınırının 4447 sayılı yasaya göre belirlendiğini kaydederek, alt kazançta 2004 yılı Nisan ayında gerçekleştirilecek yüzde 26 oranındaki artışın, hükümetin kararları çerçevesinde maliyetleri paylaşmak üzere, artış oranı yüzde 20’ye indirilerek ocak ayına çekileceğini söyledi.

Hükümetin bu konudaki yasaları en kısa zamanda çıkaracağını anlatan Başesgioğlu, prime esas kazancın artışında 6 puanlık düşüş gerçekleştirildiğini belirtti. Başesgioğlu, asgari ücretin işverene maliyetindeki artışın yüzde 31,1’den yüzde 20’ye düşürüldüğünü ifade etti.

Türk-İş Genel Mali Sekreteri Ergun Atalay, asgari ücretin kendilerinin beklentilerine cevap vermediğini söyledi. Asgari ücretin en düşük memur maaşı seviyesinde ve DİE’nin komisyona getirdiği rakamlara göre belirlenmesini talep ettiklerini hatırlatan Atalay, emekli olan bir asgari ücretlinin 332 milyon lira maaş alacağını, ancak net asgari ücretin 303 milyon 79 bin 500 lira olarak belirlendiğini söyledi. Atalay, her şeye rağmen yeni asgari ücretin 6 aylık süreyle geçerli olması sebebiyle getirilen rakamı kabul ettiklerini bildirdi.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Temsilcisi Nihat Yüksel ise yeni asgari ücreti benimsemediklerini kaydetti. Yeni asgari ücretin ekonominin her alanında zincirleme etkileri olacağını dile getiren Yüksel, işsizliğin artacağını, yatırımların azalacağını, KOBİ’lerin zayıflayacağını, kayıtdışı ekonominin artacağını, vergi ve prim ödemelerinin aksayacağını ve asgari ücrete bağlı para cezalarının ödenemez hale geleceğini savundu.

‘Kaçak çalışma hızla artar işsizlik devam eder’

TİSK Başkanı Refik Baydur: Bu yılın asgari ücreti siyasete alet edildi. Bu, siyasilerimizin Türkiye gerçeklerini değil, seçim gerçeklerini düşündüğünü gösteriyor. Bu hal devam ettiği müddetçe Anadolu’da yeni yatırım, yeni müesseselerin açılmasını, üretim beklemesinler. Ama şunu beklesinler, kaçak çalışma hızla artacak, işsizlik devam edecek. Rekabet gücümüz azaldı. Bu şartları işverenin sırtında daha da ağırlaştıran hükümetin, oturduğu dalı kestiği açıktır. Asgari ücretin artışının enflasyon artışı kadar olması gerekir. 6 aylık vadeye bağlanıp, önümüzdeki seçimlere endekslenen bir ücret hedeflenmiş. Bu da Asgari Ücret Komisyonu’nun hiçbir işe yaramadığını ve asgari ücretlerin siyasiler tarafından tespit edileceğini gösteriyor. Bu olaya 42 senelik sendikacılık hayatımda iki defa rastladım. Birisini Necmettin Erbakan yaptı, birisini Recep Tayyip Erdoğan yaptı.

‘Çalışanlar hayal kırıklığı içinde’

Hak-İş Başkanı Salim Uslu: Yeni açıklanan asgari ücret kamuoyunda oluşturulan beklentileri karşılamaktan uzak, çalışanlar arasında hayal kırıklığı yarattı. Asgari ücret, işverenlerin yoğun baskıları ve popülizm suçlamalarından etkilenerek belirlendi. Bize göre asıl yapılması gereken şey, asgari ücretin tekleştirilmesidir. Şöyle ki; ülkemizde SSK’nın baz aldığı bir asgari ücret var, kayıt dışı ekonominin uyguladığı bir asgari ücret var ve resmi olarak ilan edilen bir asgari ücret var. Asgari ücretin bu denli farklılık arz ettiği bir ülkede, soruna kalıcı ve köklü bir çözüm bulmak mümkün değildir.

‘Biz de kabul etmeseydik artış şubata sarkacaktı’

Türk-İş Başkanı Salih Kılıç: Yeni asgari ücretin, ocak ayında yürürlüğe girmesi için komisyonda olumlu oy kullandık. Biz de kabul etmeseydik yeni asgari ücret artışı şubat ayına sarkacaktı. Açıklanan ücretten ne işveren ne de tam olarak biz memnunuz. Bu rakamın hükümetin arzu ettiği bir rakam olduğuna da inanmıyoruz. Yani dağ fare doğurdu.

Yeni asgari ücret ve yapılan kesintiler

16 yaşını doldurmuş işçiler

Brüt asgari ücret 423.000.000

SSK primi 59.220.000

İşsizlik Sigortası primi 4.230.000

Gelir Vergisi 53.932.500

Damga Vergisi 2.538.000

Kesintiler toplamı 119.920.500

Net asgari ücret 303.79.500

16 yaşını doldurmamış işçiler

Brüt asgari ücret 360.000.000

SSK primi 50.400.000

İşsizlik Sigortası primi 3.600.000

Gelir Vergisi 45.900.000

Damga Vergisi 2.160.000

Kesintiler toplamı 102.060.000

Net asgari ücret 257.940.000

Kapıcılar

Brüt asgari ücret 423.000.000

SSK primi 59.220.000

İşsizlik Sigortası primi 4.230.000

Damga Vergisi 2.538.000

Kesintiler toplamı 65.988.000

Net asgari ücret 357.012.000

Necip Çakır / Ankara

31.12.2003


 

Kimsenin memnun olmaması normal

2004 yılının ilk altı ayında uygulanacak asgari ücret 303 milyon TL olarak tespit edildi. Tespit edilen rakam ne işçiyi, ne de işvereni memnun etti. Muhtemelen sonuçtan, artışın enflasyonun üzerinde olmasını sağlayan hükümet de memnun değil. Çünkü Başbakan Tayyip Erdoğan üzüntülerini ifade ederek peşinen, "Bugüne kadar verilenler gibi, bugün verilecek rakam da insani olmayacak. Ama biliyorsunuz merdivenler 10'ar 10'ar çıkılmaz, 2'şer 2'şer çıkılır." demişti.

Artış oranı bu yıla bakınca iyi gibi görünüyor. Ağır bir krizi atlatmış, uçurumun eşiğinden dönmüş bir ekonomi için de iyi bir adım sayılır. Ama ne yazık ki, açıklanan rakam 216 dolar ediyor. Doların son bir yıl içinde dünya paraları karşısında yüzde 25 değer yitirdiği de bir vakıa. Ve asgari ücret bu rakama ilk kez çıkmıyor.

Konuyu, rakamlara boğmadan özetle ifade etmek gerekirse, OECD ülkeleri içinde net asgari ücretin en düşük olduğu ülkelerden birisiyiz. Bu ücreti biraz daha sağlıklı kıyaslamaya tabi tutup kişi başına milli gelirlere oranladığımızda yine alt grupta yer aldığımız görülüyor. Daha iyi bir analiz yapalım deyip, "Bu para ile ne kadar et, süt, yumurta veya ekmek alınabilir?" diye sorunca da, karşılaştığımız manzara hiç de iç açıcı çıkmıyor. Bu nedenledir ki, asgari ücretin yeni haliyle bile iyi bir ücret olduğunu söylemek mümkün değil.

Peki ücret bu kadar düşükse, işveren ne diye itiraz ediyor, sert tepki gösteriyor? Bu ücret için işverenin cebinden çıkan para sadece 303 milyon TL değil de ondan. Vergisiyle, SSK primiyle ve diğer kesintileriyle 560 milyon lira para çıkacak cebinden. Bütün mesele de burada. İşveren yüzde 6'lık SSK primindeki indirimi de yeterli bulmuyor. Vergide de bir şeyler bekliyor.

Asgari ücret adı üzerinde "asgari" zaten. Çalışana verilebilecek en son ücret. Bunun vergilendirilmesini anlamak mümkün değil. Ama sıfırı tüketmiş bir ekonomide dengeleri tutturmaya çalışan hükümet, vergi gelirlerinde kayba uğrarım korkusunda. Oradan verilebilecek açık başka bir alanda daha büyük bir sıkıntıya yol açabilir endişesi var.

Ama bir yerden başlamak gerekiyor. Neticede, istihdam üzerindeki yükün azaltılması, yeni yatırımların önünü açacak, işsizliği azaltacaktır. Bu da bir şekilde gelir olarak Maliye'nin kasasına başka kanallardan da olsa geri dönecektir. Önemli olan yeni iş alanlarının açılması, ekonominin büyümesi.

Kayıtdışı ekonomi ile mücadele ise temel bir konu. Bu mücadele, yapılacak vergi ve SSK primi indirimlerinden oluşan kaybı fazlasıyla telafi edebilecek durumda. Üstelik kayıtlı çalıştığı için haksız rekabete uğrayan işverenler de bundan payına düşeni alacak, eşit rekabet şartlarında işçisine daha yüksek ücret ödeyebilecektir.

[HABER ANALİZ] KADİR DİKBAŞ

31.12.2003


 

Petrol Ofisi’nin 2003 cirosu 5,4 milyar dolar

Toplam 22 firmanın faaliyet gösterdiği akaryakıt dağıtım sektörünün lideri Petrol Ofisi’nin (PO) genel müdürü Ertuğrul Tuncer, Türk Lirası’nın yabancı paralar karşısında değerlenmesinin desteğiyle, pazarın daralmasına rağmen 2003 cirosunun yüzde 35 artışla 5,4 milyar dolara çıktığını ve 2004 için 5,7 milyar doların hedeflendiğini söyledi.

Tuncer, şirketin dolar bazında cirosundaki büyük sıçramanın döviz kurlarında TL lehine gelişmelerden kaynaklandığını vurguladı. Bu yıl ekonomide beklenen yüzde 5 dolayında büyümeye karşın, akaryakıt iç talebinde gerilemenin 2003 yılında da sürdüğünü ve geçen yıla göre benzin talebi yüzde 6 azalırken, motorinde aynı düzeyde kaldığını vurgulayan Tuncer, bu gerilemenin 200 bin dolayında yeni aracın satıldığı bir yılda gerçekleşmesinin de dikkat çekici olduğuna işaret etti ve ekledi: “Bu sonuç, insanlar her şeyden önce daha az kilometre yapıyorlar demektir. Ancak 2004 yılından umutluyuz ve yine yüzde 5 dolayında büyüme olacağı varsayımıyla, toplam akaryakıt talebinin yüzde 3-3,5 düzeyinde büyüyeceğini öngürüyoruz.” Tuncer, “Benzinlerde yüzde 26,5, motorinde yüzde 36,4 pazar payı ile kapatıyoruz” dedi. Özelleştirmenin hemen ardından başladıkları yatırımları 2003 yılında da sürdürdüklerini hatırlatan Tuncer, özelleştirme sonrası yatırımlarının 200 milyon dolara yükseldiğini anlattı. Şirketin sürdürmekte olduğu “gümüş istasyon projesi” ile yenilenen istasyon sayısı bin 200’e ulaştı. 2003 yılında ağırlığı kent merkezlerinde olmak üzere 35 yeni istasyon açıldı.

PO’nun oto LPG istasyonları sayısı 925’e ve pazar payı da yüzde 20’ye çıktı. Petrol Ofisi’nin sahibi bulunduğu 20 trilyon lira sermayeli Erk Petrol Yatırımları AŞ projesinin de fiilen geçen kasım ayında açılan ilk istasyonla birlikte başladığına da işaret eden Tuncer, bugüne kadar açılan Erk istasyonu sayısının 80’e ulaştığını belirterek, “Burada hedefimiz, toplam 800 dolayında istasyon ile yüzde 3 dolayında bir pazar payına ulaşmak ki, bu rakama ulaşıldığında 8 ya da 9. sırada bir şirket olacaktır.” diye konuştu.

Irak’a satışlar artacak

Savaşın hemen ardından Irak’a transit satışlara da başladıklarına işaret eden Tuncer’in verdiği bilgiye göre Petrol Ofisi Irak pazarına geçen mayıs ayından bu yana toplam 175 milyon dolarlık transit satış gerçekleştirdiklerini ve bu rakamın 2004 sonuna kadar 400 milyon dolara çıkmasını beklediklerini söyledi. Başlangıçta Türkiye’den çok sayıda şirketin bu ülkeye kurşunsuz benzin, motorin ve gazyağı satışına başladığına işaret eden Tuncer, “Ancak zamanla bu ülkeye satış yapan şirket sayısı biz dahil ikiye indi.” diye hatırlattı. Türkiye’den Irak’a satılan akaryakıtın, 1,25 dolarlık fiyatına karşılık, Ürdün ve Kuveyt üzerinden satılanların 2,2 dolara verildiğini de vurgulayan Tuncer, bu nedenle bu ülkeye yönelik satışların sürmesi konusunda umutlu olduklarını vurguladı.

Kıbrıs’ta atılım

Petrol Ofisi’nin, Kıbrıs’ta 1974’te kurulan ve yüzde 52 hissesine sahip olduğu Kıbrıs Türk Petrolleri (KTP) şirketi ile bir atılıma hazırlandıklarını ifade eden Tuncer, “KKTC bugün için küçük bir pazar; ama birleşik Kıbrıs olunca pazar büyüyecektir.” dedi ve bu nedenle şirketi rekabete açmak için yeni bir kurum kimliği ile istasyonlarına yatırım yapmaya başladıklarını vurguladı. Tüpraş’ın özelleştirmesine de değinen Tuncer, “Biz Tüpraş satışlarının yüzde 35’ini alan en büyük müşterisiyiz. Tüpraş’ı satın alacak yeni sahipleriyle oturup konuşacağız. Bize ileri sürecekleri şartlar bizim için cazip olursa bizim Tüpraş ile çalışmamıza engel olacak bir şey olmaz.” diye konuştu. Ankara, Reuters

31.12.2003


 

Fon payları stopaja eklendi, vergilemede adalet için adım atıldı

Maliye Bakanlığı’nın bir süredir üzerinde çalıştığı stopaj oranlarında değişiklik yapan kararname ile fon payları vergilere eklenirken, yatırım araçları üzerindeki vergilerde adaleti sağlamaya yönelik bir adım atıldı.

Resmi Gazete’de dün yayımlanan kararname çerçevesinde, yatırım araçlarından alınan yüzde 10’luk bir fon payı kesintisi artık yapılmayacak. Bankacılar, yeni düzenleme ile döviz tevdiat hesaplarında çözülme ve uzun vadeye geçişin desteklenmesinin amaçlandığını kaydettiler. Bakanlar Kurulu kararına göre, repoda yüzde 20 olarak uygulanan stopaj yüzde 22’ye çıktı. Döviz Tevdiat Hesapları’nda (DTH) 1 yıla kadar vadede stopaj yüzde 18’den yüzde 24’e, 1 yıldan uzun vadede yüzde 16’dan yüzde 18’e çıktı. Stopaj TL mevduatta 3 aya kadar vadelerde yüzde 16’dan yüzde 18’e, 6 aya kadar olan vadelerde yüzde 14’ten yüzde 16’ya, 1 yıla kadar olan vadelerde yüzde 10’dan yüzde 12’ye, 1 yıl ve daha uzun vadede ise yüzde 6’dan yüzde 7’ye çıkarıldı. Hamiline yazılı mevduat hesaplarına yürütülen faizlerde vadesiz ve ihbarlı hesaplarda yüzde 16 olan stopaj oranı yüzde 18’e çıkarıldı. Devlet tahvili ve Hazine bonosunda stopaj yüzde sıfır olarak bırakılırken, yatırım fonlarındaki stopaj oranlarında da değişiklik yapılmadı. Ankara, Zaman

31.12.2003


 

BDDK başkan yardımcılığına Metin Toprak atandı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başkan yardımcılarından Fikret Sevinç, kurum danışmanlığına getirilirken, Sevinç’ten boşalan başkan yardımcılığına Doçent Dr. Metin Toprak atandı.

Konuya ilişkin açıklama BDDK tarafından yapıldı. Kurum danışmanlığına atanan Sevinç, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü görevini sürdürürken, BDDK’nın ilk başkanı Zekeriya Temizel’in isteğiyle Kurum’a gelmişti. Ankara, Zaman

31.12.2003


 

‘G7 bakanları şubatta doların zayıflamasını görüşecekler’

Avrupa ortak para birimi Euro, dün 1,2520 dolarla bir rekor daha kırarken, G7 ülkelerinden bir kaynak, G7 ülkelerinin maliye bakanlarının şubat ayında Florida’da yapacakları toplantılarında doların zayıflığını görüşeceklerini söyledi.

Dolar, ABD’de faizlerin düşük olması ve ABD cari işlemler açığının artmasıyla ilgili endişeler nedeniyle düşük hacimli piyasada genel olarak değer yitirirken, Euro New York’ta dün sabah erken saatlerde 1,2520 dolara kadar yükseldi. G7 ülkelerinden bir kaynak, Reuters’e yaptığı açıklamada, özellikle Avrupa devletlerinin doların sert düşüşüne ilişkin endişelerinin giderek arttığını, Euro’nun 1,20 dolar seviyesinin üzerine çıkmasının Avrupa ekonomisi için iyi olmayacağını ve 1,30 dolar seviyesinin “acı sınır” olduğunu kaydetti. Kaynak ayrıca, ABD’nin de, ülkeden sermaye çıkışına, borsaların düşmesine ve uzun dönem faiz oranlarının yükselmesine neden olabilecek dolardaki sert düşüşten dolayı mutlu olmayabileceğine işaret etti. Pazartesi günü ilk defa 1,25 sınırını geçen Euro’nun daha da güçlenmesinin Euro bölgesi rekabet gücüne de zarar verebileceğine dikkat çekiliyor. Bu arada sterlin, dolar karşısında üst üste ikinci günde de son 11 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Önceki gün 1,7770 dolarla rekor kıran sterlin, dün daha da yükseldi ve 1,7780/1,7785 dolardan işlem görerek yıl başından bu yana olan artışını yüzde 10 yükseltti. Öte yandan altın vadeli işlemleri, doların düşük hacimli tatil işlemlerinde düşmesinin desteğiyle, 13 yıldan uzun bir sürenin en yüksek seviyesini gördü. Şubat teslimi altın seans içinde 417,90 dolara kadar çıktı. Ekonomi Servisi

31.12.2003


 

Dolar, 1 milyon 400 bin liraya geriledi

Dolar, yurtdışındaki değer kaybı ve içerde vergi ödemelerinden kaynaklanan satış eğiliminin etkisiyle 1 milyon 400 bin liraya kadar geriledi.

Bankalararası piyasada dolar 1 milyon 403 bin liradan kapandı. Dolar yıl içinde en düşük seviyesini 1 milyon 350 bin lira ile eylül sonunda görmüştü. Uygulanan ekonomi programı açısından önem taşıyan ve yaklaşık 4 milyon çalışanı ilgilendiren asgari ücret artışı, döviz piyasalarında temkinli karşılandı ve yıl sonu bilanço dönemi öncesinde bu gelişmeye tepki verilmedi. Ekonomi Servisi

31.12.2003


 

Avrupa’nın beyaz eşya ve televizyonu Türkiye’den gidiyor

Türk firmaları tekstilden sonra beyaz eşya ve televizyon üretiminde de Avrupa pazarında söz sahibi oldu. İngiltere, Almanya gibi ülkelerde milyonlarca aile evlerinde Türk malı ürünler kullanıyor. Arçelik, Vestel ve Beko gibi Türk firmalarının en büyük rakibi ise Çin’den gelen ucuz ürünler. Üllkemizde üretilen buzdolabından fırına kadar yüzlerce çeşit beyaz eşya ürünü bugün dünyanın 151 ülkesine ihraç ediliyor. İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi (İGEME) kayıtlarına göre bu ülkelerin başında ise Avrupa ülkeleri ilk sırada yer alıyor.

2002 yılında Avrupa ülkelerine yapılan beyaz eşya ihracat rakamı 515 milyon doları bulurken bu oran, toplam beyaz eşya ihracatının yüzde 60’ına denk geliyor. Sanayi üretiminin beşiği İngiltere özellikle buzdolabı ve derin dondurucu pazarında ilk sırayı alırken Türkiye’den Almanya’ya bulaşık makinesi ve fırın ihraç ediliyor. Beyaz eşya sektöründe ise satışı bu yıl en çok artan ürün buzdolabı oldu. 2003 yılında beyaz eşya ihracatı 5 milyon adedi aştı. Yılın ilk 10 ayı itibarıyla buzdolabı ihraç adedi 2,5 milyonu geçerken 1,2 milyon adet çamaşır makinesi, 200 bin adet bulaşık makinesi, 970 bin adet de fırın ihraç edildi.

Bundan 3 yıl önce beyaz eşya ithalatı ihracatın üzerinde iken durum son yıllarda değişti. 2000 yılında beyaz eşya ihracatı 474 milyon dolar olurken, ithalatı ise 589 milyon dolar olarak gerçekleşmişti. 2001 ve 2002 yıllarında ise durum ihracat lehine gerçekleşti. 2001 yılında beyaz eşya ihracatı 574 milyon dolar olurken 2002 yılında ise 851 milyon dolara ulaştı. İthalat rakamları ise gitgide azalarak yıllık 250 milyon dolara kadar düştü.

Türkiye renkli televizyon üretimi konusunda adeta Avrupa’nın üssü haline geldi. Bugün Avrupa’da üretilen her 100 TV’den 37’si ülkemizdeki fabrikalarda üretiliyor. 2003 yılı Ocak-Ekim döneminde televizyon üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20 oranında artarak 12 milyon 250 bin adede yükseldi. Yıl sonunda ise TV üretiminin 15 milyonu aşması bekleniyor. 2002 yılında 11 milyon adet TV ihraç eden üreticilerin tahminlerine göre 2003 yılı TV ihracatı 13 milyon 500 bin adedi bulacak.

Aydın Haskebabçı / Ankara

31.12.2003


 

Devlet Bakanı Babacan’ın dedesi toprağa verildi

Devlet Bakanı Ali Babacan’ın 102 yaşında vefat eden dedesi Bahattin Ebil, Hacıbayram Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi. Babacan’ın anne tarafından dedesi Ebil’in Ankara Koyun Pazarı’nda hırdavat dükkanının bulunduğu öğrenildi.

İkindi namazının ardından kılınan cenaze namazına, Devlet Bakanları Beşir Atalay ve Mehmet Aydın ile Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Orman Bakanı Osman Pepe, Tarım Bakanı Sami Güçlü, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Sanayi Bakanı Ali Coşkun katıldı. Namazda, Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı, Hazine Müsteşar Yardımcısı Burhanettin Aktaş, DPT Müsteşarı Ahmet Tıktık, Maliye Bakanlığı Müsteşarı Hasan Basri Aktan, Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sayın, ATO Başkanı Sinan Aygün, AK Parti MKYK üyesi ve Genel Başkan Danışmanı Cüneyt Zapsu ile üst düzey bürokratlar bulundular. Törende Babacan’ın anne ve babası ile eşi Zeynep Babacan da yer aldı. Ebil’in cenazesi daha sonra, Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi. Ankara, Zaman

31.12.2003


 

Baraj havzalarında organik tarım yapılacak

Tarım Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı arasında, baraj havzalarının organik tarıma açılması konusunda işbirliği protokolü imzalandı. Buna göre, organik tarım uygulaması, Balıkesir (İkiztepeler), Ankara (Kesikköprü), Mersin (İçel-Berdan), Samsun (Çakmak), Konya (Altınapa) olmak üzere 6 barajdan başlayarak yaygınlaştırılacak.

Tarımsal Üretim Genel Müdürlüğü (TÜGEM) ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından ortak uygulanacak projeye ilişkin protokole, Enerji Bakanı Hilmi Güler ile Tarım Bakanı Sami Güçlü imza koydu. Törende konuşan Bakan Güçlü, sektörü desteklemek için yüzde 25 olan genel tarım kredilerinin daha altında bir faizle kredi vereceklerini söyledi. DSİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu da, Türkiye’deki 39 sulama amaçlı barajın sulama havzalarının organik tarıma açılacağını söyledi. Eroğlu, böylece hem su havzalarının korunacağını hem de bu alanlarda ekonomik faaliyetleri kısıtlanan çiftçilere yeni gelir kaynağı yaratılacağını kaydetti. Ankara, Cihan

31.12.2003


 

Emeklilerden Emlak Vergisi alınmayacak

Tek eve sahip emekli, gazi, şehitlerin dul ve yetimlerinin bina vergisi, 2004 yılında yüzde sıfır olacak.

Bakanlar Kurulu kararıyla, emekli, gazi, şehit dul ve yetimlerin Türkiye sınırları içinde “brüt 200 m2’yi geçmeyen” tek meskene sahip olmaları halinde, bu meskene ait bina vergisi oranı 2004 yılı için sıfır olarak uygulanacak. Ankara, Cihan

31.12.2003


 

Bursagaz’a en yüksek teklifi Çalık Enerji, Esgaz’a Kolin İnşaat verdi

Türkiye’de ilk şehiriçi doğalgaz özelleştirmesi Bursagaz ile başladı. Bursagaz’a en yüksek teklifi, 120 milyon dolar ile Türkmenistan’da da yatırımları olan Çalık Enerji AŞ verdi. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından 28 Eylül’de hisselerinin tamamı blok olarak satışa çıkarılan Bursagaz için 10 ayrı teklif alındı.

ÖİB Başkan Yardımcısı Hasan Köktaş’ın komisyon başkanlığında gerçekleştirilen nihai pazarlık görüşmelerine 10 firma katıldı. Elemesiz yazılı turda, en yüksek fiyat 87,7 milyon dolar olarak belirlenirken, elemeli yazılı turlarda sırası ile Aksa Doğalgaz, Zorlu Petrogas, Nurol Holding-Nurol ortak girişim grubu, Tur Enerji ve Aygaz-Stat Oil ASA-Bursa Gaz ortak girişim grubu elendi. Daha sonra geçilen sözlü turlarda Bursa Güç Birliği ortak girişim grubu, Albayrak ve Toray İnşaat ihaleden çekildiler. Sözlü 9. turda Çalık Enerji 120 milyon dolar teklif verirken, 10. turda Alarko-Akfen ortak girişim grubunun çekildiğini açıklaması ile en yüksek teklifi Çalık Enerji vermiş oldu. Alarko-Akfen girişimi 119,5 milyon dolarla en fazla fiyat veren ikinci şirket oldu. Çalık Enerji Genel Müdürü Erdal Çelik, Türkmenistan’da yatırımları bulunduğunu belirterek, Bursagaz’a yatırım yapacaklarını söyledi.

Öte yandan Eskişehir Şehir İçi Doğalgaz Dağıtım AŞ’nin (ESGAZ) nihai pazarlık görüşmelerinde, en yüksek teklif, 43 milyon dolar ile Ankara merkezli inşaat firması Kolin İnşaat AŞ’den geldi. İhaleye Albayrak, Palmet Metal, MNG Gaz, Anadolu Doğalgaz, Nurol Holding-Nurol Enerji ortak girişim grubu, Alarko-Akfen ortak girişim grubu, Eskişehir Güç Birliği Holding, Necmi Asfuroğlu-Ferhat Baykara-Şahin Kalo-Muzaffer Kalo ortak girişim grubu ve Çalık Enerji de teklif vermişti. İhale komisyonunun kararlarının ardından, Rekabet Kurulu ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) görüşlerinin de alınacağı Bursagaz ve Esgaz ihalelerinin, Özelleştirme Yüksek Kurulu’na (ÖYK) sunulması bekleniyor. Ankara, Zaman

31.12.2003


 

İstanbul’da doğalgaz % 3,3 ucuzluyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, İstanbul Gaz Dağıtım AŞ (İGDAŞ)’nin doğalgazda kâr payını yüzde 30’dan yüzde 25’e çekmeyi kabul ettiğini açıklarken, bu durumun İstanbul’da vatandaşa, yaklaşık yaklaşık 3,3 oranında indirim şeklinde yansıyacağını bildirdi.

Güler’in verdiği bilgiye göre, İstanbul’da doğalgaz fiyatı metreküpte 326 bin 865 liradan 315 bin 473 liraya gerileyecek. Öte yandan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu doğalgaz fiyatlarına ocak ayında da zam yapılmayacağını açıkladı.

31.12.2003


 

Menderes Tekstil, Beckham baskılı nevresimden 2 milyon Euro kazandı

Menderes Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Göksan, ünlü İngiliz futbolcu David Beckham baskılı nevresim takımlarından 2 yılda 2 milyon Euro değerinde 250 bin takım sattıklarını belirterek, yeni bir bağlantıyla İngiltere Milli Takımı için de nevresim hazırladıklarını söyledi.

Göksan, 2003 yılında ihracatta önemli bir artış sağladıklarını belirtti. Geçen yıl 76 milyon dolar olan ihracatı bu yıl sonunda 120 milyon dolara çıkaracaklarını, gelecek yıl için ise 135 milyon dolar hedefi koyduklarını kaydeden Göksan, son iki yılda yaklaşık 50 milyon dolarlık fabrika ve kapasite artırımı yatırımı yaptıklarını dile getirdi. Çizgi film kahramanlarının yanı sıra şu anda İspanyol futbol takımı Real Madrid’de oynayan ünlü futbolcu David Beckham için yaptıkları baskılı nevresim takımlarının yüksek satış rakamlarına ulaştığını bildiren Göksan, şöyle konuştu: “Lisans anlaşmasıyla 2 yılda yaklaşık 250 bin takım David Beckham baskılı nevresim takımı satarak 2 milyon Euro’luk ciro elde ettik. Beckham’ın İspanya’ya transferi sonrası bu ülkenin pazarını araştırdık. Ancak orada bu tip ürünlere talebin olmadığını gördük. Ancak şimdi sırada İngiltere Milli Takımı var. Yeni bir bağlantıyla aralarında Beckham’ın da bulunduğu 6 futbolcunun resminin bulunduğu nevresim takımı üreteceğiz. İlk etapta 50 bin takım üreteceğimiz ürünler sadece İngiltere’de satılacak.” İzmir, aa

31.12.2003


 

Fransız tütün şirketi, 20 bin Türk köylüsünü öldürmüş

Tütünle 17. yüzyılın başında tanışan Osmanlı İmparatorluğu, son dönemlerinde binlerce gencini bu ürüne kurban verdi. Muharrem Kararnamesi ile Osmanlı İmparatorluğu’nun ödenemeyen borçlarının tasfiyesi için 1881’de oluşturulan Düyun-u Umumiye İdaresi ile anlaşılarak 10 Ocak 1883 yılında kurulan Fransız sermayeli Reji Şirketi, 2. Meşrutiyet’in ilanına kadar geçen 24 senelik sürede 20 binden fazla köylüyü kaçakçılık suçlamasıyla öldürmüş. Bir başka kaynakta, bu sayı 60 bine kadar çıkıyor.

Tekel Genel Müdürlüğü’nün Prof. Dr. Fatma Doğruel ve Prof. Dr. Suat Doğruel’e hazırlattığı “Osmanlı’dan Günümüze Tekel” isimli kitapta, Reji Şirketi’nin tütün kaçakçılığının önüne geçmek için on binlerce Türk gencini öldürdüğü belirtiliyor. Kitabın, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Reji Dönemi” bölümünde, tütünün üreticilerden alım ve satımını elinde bulunduran Reji Şirketi’nin kaçakçılıkla yaptığı mücadeleyi mercek altına alıyor.

Osmanlı’nın borçlarından ötürü tütün gelirlerinin Reji Şirketi’ne devir edilmesiyle tütün çiftçisinin ekim için Reji İdaresi’nden ruhsat alması ve ürününü yalnızca bu şirkete satması şart koşuluyor. Başka alıcı bulamayan üretici, tütünü ya değerinin çok altında Reji’ye ya da kaçak yollarla iç piyasada satmak zorunda kalıyor. Kaçak üretim ve satışın kaçınılmaz hale geldiği dönemde, şirket adına denetimi Osmanlı güvenlik güçlerinin yapması gerekirken, şirket bünyesinde istihdam ettiği kolcularla (güvenlik gücü) zabıta gibi denetim yaparak köylülere eziyet ettiği belirtiliyor. Kaçakçılıkla denizden mücadele etmek için 1889 yılında üç kruvazör alarak birine elektrikli aydınlatma aracı koyduran Reji, karadan mücadele için ise çok sayıda kolcu bulundurdu. 1887’de çalıştırılan kolcu sayısı 3 bin 600 iken, bu sayı 1890’da 4 bin 600’e, 1895’te 5 bin 900’e, 1897’de ise 6 bin 700’e çıkarıldı. Kaçakçılık ile mücadelede kolcu ile köylüler arasındaki çatışmalarda kaç kişinin öldüğü konusunda çeşitli rivayetlerin bulunduğu belirtilen kitapta, “Bir bilgiye göre bu çatışmalarda 20 binden fazla ölüm olmuştur. Başka bir kaynağa göre kaybedilen insan sayısı 2 bindir. Zeki ise (tütün üzerinde önemli bir kitabı olan Salih Zeki) Reji İdaresi’nin ilan-ı meşrutiyet’e kadar devam eden 24 senelik zaman diliminde 50-60 bin Türk gencinin öldürüldüğü ya da sakat bırakıldığından bahsediyor.” deniliyor.

Kaçakçılık suçlamasıyla yaşanan ölümler Anadolu’da çeşitli ağıtlara da konu oldu. Sultan II. Abdülhamit’in 1908’de II. Meşrutiyet’i ilan etmesini sağlayan İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin, ilk işlerinden biri de Reji İdaresi’ni tartışmaya açmak olur. Maliye nazırı açıkça Reji’yi eleştirdiğinde, Paris’te kıyamet kopar. Reji’nin kamulaştırılmasından korkan Fransız Dışişleri Bakanı Stephen Pichon, İstanbul’a bir protesto telgrafı çeker. Çünkü böylesi bir kamulaştırmanın Fransa’da önemli bir mali krize neden olmasından korkmaktadır. Tehdidin devamı halinde Fransız sermayesinin Osmanlı ekonomisinden çekileceği blöfü yapılır ve Reji olduğu gibi kalır. Reji Şirketi’nin bütün hak ve yükümlülükleri 1925’te devlete devredilir. İç piyasaya üretilen sigara, 1930’da devlet tekeline alınır.

Ali Rıza Karasu / İzmir

31.12.2003


 

Sezer, ‘sicil affı’ getiren kanunu onayladı

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ‘Sicil Affı’ olarak bilinen 5033 sayılı ‘Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanun’u onayladı.

Kanun, karşılıksız çek, protestolu senetler, kredi ve kredi kartları borçlarına ilişkin kayıtların silinmesini öngörüyor. Buna göre, 23 Aralık 2003’ten önce kullandığı kredinin ödemesini aksatanların, ticari faaliyette bulunan ve bulunmayan gerçek kişilerin ve kredi müşterilerinin karşılıksız çek, protesto edilmiş senet, kredi kartı ve diğer kredi borçlarına ilişkin Merkez Bankası’ndaki kayıtlar, borçların, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce veya sonraki 3 ay içinde ödenmesi ya da yeniden yapılandırılması durumunda, borcun tamamı ödendikten sonra silinecek. Kayıtların silinmesinden sonra bankalar ve özel finans kurumlarınca yapılacak kredilendirme, çek karnesi verilmesi ve diğer bankacılık işlemlerinde silinmiş kayıtlar dikkate alınmayacak. Ankara, aa

31.12.2003


 

Tüzmen: Irak ile ticarette sorun yok

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Irak’la yapılan kontrat konusunda, şu anda 700 milyon dolarlık kontratın 682 milyon dolarının finansmanının tamamlandığını belirterek, “Orada herhangi bir sıkıntımız yok.” dedi. Tüzmen, yeni dönemde ABD Kongresi tarafından Irak’ın yeniden yapılandırılması için tahsis edilen 18,6 milyar dolarlık paketin parçalarının hepsinin teker teker gözden geçirildiğini de bildirdi.

Irak Ulaştırma Bakanı Bahnam Ziya Polis ile makamında bir süre görüşen Tüzmen, 18,6 milyar dolarlık paket içinde elektrik sektörüne 5,56 milyar dolar, bayındırlık ve su işlerine 4,33 milyar dolar, güvenlik sektörüne 4,56 milyar dolar, ulaştırma iletişim sektörüne 500 milyon dolar, bina, toplu konut ve sağlık sektörüne 1,43 milyar dolar, petrole ise 1,89 milyar dolar kaynak tahsis edildiğini hatırlattı. Irak Ulaştırma Bakanı Polis de, iki ülke arasındaki ilişkilerin bundan sonra daha da gelişeceğini belirterek, “Çünkü durum değişti. Biz artık daha da özgürüz. Daha rahat ticaret yapabiliyoruz.” dedi.

Ulaştırmada Türk-Irak işbirliği

Öte yandan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile Irak Yönetim Konseyi Ulaştırma Bakanı Ziya Polis, iki ülke arasındaki ulaştırma konularındaki mutabakat zaptını imzaladı. Ulaştırma Bakanlığı toplantı salonunda gerçekleştirilen törende konuşan Binali Yıldırım, Türk kamyon sürücülerinin Irak’ta güvenliğinin kendilerini kaygılandırdığını belirterek, sürücülerin güvenliklerinin sağlanması konusunda anlaşmaya varıldığını dile getirdi. Yıldırım ayrıca, Türkiye ile Irak arasında Ovaköy Sınır Kapısı’nın Irak ve Türkiye içinde dahili karayolu bağlantılarının sağlanması konusunda karar verildiğini ifade etti.

Yıldırım’ın verdiği bilgiye göre, imzalanan mutabakat zaptı ile iki ülke arasında mevcut Nusaybin-Al Yarubia-Musul hattındaki tren seferleri günde 4 defaya çıkarılacak. İki ülke arasındaki toplam taşıma hacminde demiryolunun oranını artırmak amacıyla Nusaybin-Cizre-Zaho-Musul hattında direkt bir demiryolu bağlantısı kurulacak. Kerkük-Erbil-Musul demiryolu hattının yanı sıra Musul ve Zaho şehirleri arasında da yeni demiryolu bağlantılarının sağlanması için Türk müteahhitlerinin tecrübelerinden yararlanılacak. Türk Hava Yolları İstanbul ve Bağdat arasında tarifeli sefer koyacak. Ayrıca, Irak tarafı, Irak’ta 5 ilde havaalanı yapımı konusunda değişik finans modelleri kullanan Türk müteahhitlerinin tecrübelerinden yararlanacak. Ankara, Zaman

31.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.