Kimsenin memnun olmaması normal
2004 yılının ilk altı ayında uygulanacak asgari ücret 303 milyon TL olarak tespit edildi. Tespit edilen rakam ne işçiyi, ne de işvereni memnun etti. Muhtemelen sonuçtan, artışın enflasyonun üzerinde olmasını sağlayan hükümet de memnun değil. Çünkü Başbakan Tayyip Erdoğan üzüntülerini ifade ederek peşinen, "Bugüne kadar verilenler gibi, bugün verilecek rakam da insani olmayacak. Ama biliyorsunuz merdivenler 10'ar 10'ar çıkılmaz, 2'şer 2'şer çıkılır." demişti.
Artış oranı bu yıla bakınca iyi gibi görünüyor. Ağır bir krizi atlatmış, uçurumun eşiğinden dönmüş bir ekonomi için de iyi bir adım sayılır. Ama ne yazık ki, açıklanan rakam 216 dolar ediyor. Doların son bir yıl içinde dünya paraları karşısında yüzde 25 değer yitirdiği de bir vakıa. Ve asgari ücret bu rakama ilk kez çıkmıyor.
Konuyu, rakamlara boğmadan özetle ifade etmek gerekirse, OECD ülkeleri içinde net asgari ücretin en düşük olduğu ülkelerden birisiyiz. Bu ücreti biraz daha sağlıklı kıyaslamaya tabi tutup kişi başına milli gelirlere oranladığımızda yine alt grupta yer aldığımız görülüyor. Daha iyi bir analiz yapalım deyip, "Bu para ile ne kadar et, süt, yumurta veya ekmek alınabilir?" diye sorunca da, karşılaştığımız manzara hiç de iç açıcı çıkmıyor. Bu nedenledir ki, asgari ücretin yeni haliyle bile iyi bir ücret olduğunu söylemek mümkün değil.
Peki ücret bu kadar düşükse, işveren ne diye itiraz ediyor, sert tepki gösteriyor? Bu ücret için işverenin cebinden çıkan para sadece 303 milyon TL değil de ondan. Vergisiyle, SSK primiyle ve diğer kesintileriyle 560 milyon lira para çıkacak cebinden. Bütün mesele de burada. İşveren yüzde 6'lık SSK primindeki indirimi de yeterli bulmuyor. Vergide de bir şeyler bekliyor.
Asgari ücret adı üzerinde "asgari" zaten. Çalışana verilebilecek en son ücret. Bunun vergilendirilmesini anlamak mümkün değil. Ama sıfırı tüketmiş bir ekonomide dengeleri tutturmaya çalışan hükümet, vergi gelirlerinde kayba uğrarım korkusunda. Oradan verilebilecek açık başka bir alanda daha büyük bir sıkıntıya yol açabilir endişesi var.
Ama bir yerden başlamak gerekiyor. Neticede, istihdam üzerindeki yükün azaltılması, yeni yatırımların önünü açacak, işsizliği azaltacaktır. Bu da bir şekilde gelir olarak Maliye'nin kasasına başka kanallardan da olsa geri dönecektir. Önemli olan yeni iş alanlarının açılması, ekonominin büyümesi.
Kayıtdışı ekonomi ile mücadele ise temel bir konu. Bu mücadele, yapılacak vergi ve SSK primi indirimlerinden oluşan kaybı fazlasıyla telafi edebilecek durumda. Üstelik kayıtlı çalıştığı için haksız rekabete uğrayan işverenler de bundan payına düşeni alacak, eşit rekabet şartlarında işçisine daha yüksek ücret ödeyebilecektir.
[HABER ANALİZ] KADİR DİKBAŞ
|