Özdemir ailesinin titreme hastalığı tedavi edilemiyor
Sivas’ta, Özdemir ailesini etkisi altına alan hastalık tedavi edilemiyor. Bu hastalıktan en fazla etkilenenler ise çocuklar. 38 kişilik Özdemir sülalesinde fertler, halsizliğe bağlı olarak dengede durmakta zorlanıyor, başkasının yardımı olmadan sıvı tüketemiyor, sürekli titriyor ve kalem tutup yazı yazamıyor.
Ulaş'a bağlı Kazanpınar köyünde yaşayan Özdemir sülalesinin fertleri, kendilerine uzanacak yardım eli bekliyor. Akraba evliliği olmayan aynı anne ve babadan doğma 12 kardeş ve bunlardan doğan çocuklar, henüz ismini bile bilmedikleri bir hastalığın pençesinde kıvranıyor. Fertlerin yaşları ilerledikçe hastalığın etkisi de artıyor. Hastalık, genellikle 4 yaşından itibaren kendisini gösteriyor ve halsizlik başta olmak üzere konuşma bozukluğuna kadar gidiyor. Özdemir ailesinde, hastalığının farkında olmayan çocuklar olduğu kadar, aklı ermeye başlayan ve okula giden çocuklar da bulunuyor. Hastalık okula giden çocukların psikolojisini bozuyor.
Diğer elinin yardımı olmadan kalem tutup yazı yazamayan 12 yaşındaki Ayşe Özdemir, tedavi olacağı günü bekliyor. Hastalıktan kurtulabilirse öğretmen olmak isteyen Ayşe'ye öğretmenleri ek süre veriyor.
Tarla işleri dahil hiçbir işte çalışamadıklarını söyleyen aile büyüğü Ali Rıza Özdemir’in hastalığı ise bir hayli ileri seviyede. Konuşma zorluğu çeken Özdemir, toplum içinde çay içemiyor ve yemek yiyemiyor. Kendisinin ve diğer aile fertlerinin tedavisi için Sivas’ta çalmadık kapı bırakmayan bir başka aile büyüğü Halis Özdemir de yürüme güçlüğü çekiyor ve sürekli titriyor. Maddi gücü olmayan aile, ilk olarak ilçede bulunan sağlık ocağına ve ardından Sultan 1. İzzettin Keykavus Devlet Hastahanesi’ne gitmiş. Aileye, sevkedildikleri Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakultesi Hastahanesi de çare olamamış. Özdemir ailesinin rahatsızlığıyla ilgili Sivas’taki hastahanelerde kesin bir tedavinin mümkün olmadığını ifade eden Ulaş Sağlık Grup Başkanı Dr. Önder Karaman, kas rahatsızlığına bağlı olarak ortaya çıkan hastalığın irsi olduğunu söyledi. Aileyi daha önce muayene ettiğini belirten Karaman, “Özellikle erkeklerde kuşaktan kuşağa geçen bu hastalık için henüz kesin tedavi bulunmuş değil. Özdemir ailesini Sivas’a sevk etmiştik. Ancak üniversite hastanesi dahil Sivas’ta da bu hastalığın tedavisi mümkün değil.” diye konuştu. Ailenin maddi gücü yerinde olmadığı için il dışına gidemediğini söyleyen Köy Muhtarı Bekir Karaca da, devlet büyüklerinin bu ailenin elinden tutması gerektiğini kaydetti.
İsmail Yıldız
/ Sivas
31.12.2003
Çanak masklar Avrupalıların gözdesi oldu
Nevşehir’in en önemli el sanatları merkezi konumundaki Avanos ilçesinde 1980’li yıllara kadar çömlek, çanak ve testi olarak yapılan toprak ürünleri, gelişen ve değişen insan ihtiyaçları ile değişik şekillerde üretilmeye başlandı.
Bunlar içerisinde son yıllarda üretiminde büyük artış gözlenen çanak masklar, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde önemli bir dekoratif malzemesi olarak kullanılmaya başlandı. Avanos’da bulunan Chez Hacı Dede çanak üretim atölyesinde 6 yaşından bu yana çanakcılık yaparak geçimini sağlayan Murat Sarıöz(27), testi, çanak, çömlek ve küp olarak şekillenen geleneksel sanatın, bölgedeki turizmin gelişmesi ile hızlı bir değişme uğradığını söyledi. Özellikle Avrupa ülkelerinde dekoratif ürünlerin büyük bir önem kazanması ile Avanos çanakçılığının da şekilsel boyutlarda ciddi bir dizi değişimler yaşandığına işaret eden Sarıöz, çanak maskların büyük bir beğeni kazandığını söyledi. Almanya, Hollanda, İngiltere ve son olarak da Suudi Arabistan ve Japanyo’da ciddi bir dekoratif pazar bulabilen çanak maskların üretimine seri bir şekilde devam ettiğini ifade eden Sarıöz, “Mask yapımı bir hayli önem kazanmaya başladı. Herhangi bir çanak ürününü güneşte bir süre kuruttuktan sonra, çeşitli şekillerde bir insan figürü haline getiriyorum. Oldukça yorucu ve zahmet isteyen bir çalışma. Ortaya çıkan ürünün Avrupa’da pazar bulması beni sevindiriyor” dedi. Mürsel Çetin, Nevşehir
31.12.2003
‘Kapadokya büyülü atmosferi ile dünya film cenneti olmaya aday’
15. Ankara Uluslararası Film Festivali’ne katılmak üzere Türkiye’de bulunan İsrailli film yönetmeni David Opek, büyülü atmosferi ile Kapadokya bölgesinin, dünyanın bir numaralı sinema endüstrisine sahip Hollywood için önemli olduğunu belirterek “Sinema sektöründe ciddi bir ağırlığa sahip olan Hollywood dünyada yeni yeni çekim merkezleri arıyor. Bence Hollywood için Kapadokya bulunmaz bir film cenneti olabilir.” dedi.
Ürgüp’de yönetmen Yücel Çakmaklı, İsrailli film yönetmeni David Opek, Makedonyalı film yönetmeni İrena Paskalı, basın mensupları ile kahvaltı yaptı. Kahvaltıda konuşan İsrailli film yönetmeni Opek, Kapadokya gibi ender bir yeryüzü harikası görmenin sevinci ve mutluluğunu yaşadığını söyledi. Kapadokya bölgesindeki yer altı kentlerinden oldukça etkilendiğini belirten Opek, “İlk çağın günümüzde bile hayranlık uyandıran yer altı kentleri, kent yaşamı açısından beni oldukça etkiledi. Peribacaları, kiliseleri ve diğer tarihi eserleri ile Kapadokya harikulade bir yer. İsrail’e döndüğümde Kapadokya bölgesinin tanıtımı için bir sinema filmi girişimi içerisinde olacağım.” diye konuştu.
Dünyada sinema sektörünü elinde bulunduran Hollywood’un yeni mekan arayışları içerisine girdiğini kaydeden Opek “Hollywood için Kapadokya bence vazgeçilmez bir mekan. Tarihi, kültürü ve insanı etkileyici mistik görüntüsü ile böylesine bir merkezin tüm dünya insanlarına tanıtılması gerekiyor. Hollywood’daki sinema endüstrisi yetkilileri ile görüşmelerde bulunulup, onların bölgeye getirilmesi gerektiğine inanıyorum.” şeklinde konuştu.
29 kamyonet ile yarım trilyonluk malı çalan hırsızlar yakalandı
Kayseri’de değişik şehir ve tarihlerde, özellikle pazarcı esnafına ait içi yüklü kamyonetleri çaldıktan sonra içini boşaltıp, terk eden ve çaldıkları malları kendi araçlarına yükleyip başka şehirlerdeki pazarcı esnafına satan 7 kişilik şebeke yakalandı.
Sanıkların sadece Kayseri’de son 5 ayda yüklü halde olan 16 kamyoneti çaldıkları, toplam 29 kamyondan çaldıkları eşyanın değerinin ise 500 milyarın üzerinde olduğu ortaya çıktı. Çalınan kamyonetlerine yeniden kavuşan pazarcılar, “Yaşadıklarımızı Allah kimseye yaşatmasın. Alın teri olunca insanın huzuru kaçıyor. Şimdi bayramı erken yaşıyoruz.” dedi.
Bu arada, kamyonet hırsızlığının artması üzerine emniyette “Yeni bir terör örgütü mü? Yeni bomba araçlar mı?” korkusuna neden olan kamyonetlerin, malları için çalınması ve hırsızların yakalanması herkesi rahatlattı. Kayseri’de ilk olarak 10 Temmuz 2003 günü Yavuz Atik’e ait 38 LN 996 plakalı kamyonet çalındı. Bu kamyonet içindeki 50 milyarlık iç çamaşırı alındıktan sonra Sivas yolu 25. kilometrede bulunan Çavuşağa köyü girişinde terkedilmiş olarak bulundu. Daha çeşitli tarihlerde 29 kamyonet içlerindekilerle beraber çalındı. Polis’i ‘bomba kamyonetler’ nedeniyle alarma geçiren bu kamyonet hırsızlığından sonra yapılan geniş çaplı operasyon sürerken, Ahmet Yılmaz ile Ahmet Güçlü, 26 Aralık 2003 günü içinde çeşitli markalarda halı, 10 adet elektrik süpürgesi, işyerine ait fatura ve irsaliye fişleri bulunan Ertuğrul Topçuhasanoğlu’na ait 38 ED 732 plakalı kamyonetle, Kırıkkale’nin Delice ilçesinde yakalandı. İki sanığın yapılan sorgulamasından sonra, değişik yer ve tarihlerde, pazarcılara ait içi eşya yüklü 29 adet kamyoneti çaldıkları, kamyonetlerde bulunan eşyaları uygun bir arazide kendi araçlarına boşalttıktan sonra terk ettikleri ve çalıntı malları da değişik yer ve tarihlerde başka pazarcı esnafına ucuz fiyata satarak paraya çevirdikleri saptandı.
Yakalanan şahıslar savcılığa teslim edilirken, olaya adı karışan diğer sanıkların yakalanması için gerekli yazışmaların yapıldığı açıklandı.
Mustafa Şahin
31.12.2003
Kırşehir Polis Okulu’nun temeli 2004’de atılacak
Kırşehir Polis Okulu’na arsa tahsis edilmesi sorunu çözüme kavuşturulurken 181 dönümlük arazinin tapusu Kırşehir Valiliği tarafından devralındı.
Polis okuluna arsa tahsisi konusunda öğretmen evinde bir basın toplantısı düzenleyen Adalet ve Kalkınma Partisi Kırşehir Milletvekili Hacı Turan, Güneykent’te polis okulu için gerekli olan 181 dönümlük arazinin tahsisi edildiğini söyledi. Kırşehir’e modern bir polis okulu kazandırmak için çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Turan, “Polis Meslek Yüksekokulu’nu 2004 yılı bütçesi içine koydurttuk. Polis okulu için şimdilik 1 trilyonluk bir yatırım bütçesi ayırttık. Okulun yaklaşık 10 trilyona mal olmasını bekliyoruz. Diğer ödenekte peyder pey gelecek. İçişleri Bakanlığı’ndan okul için izin alındı. 2004 yılı içerisinde okulun temelini atacağız. Okul içinde yurt binası, sosyal tesisler, spor tesisleri olacak. Polis okulunun Güneykent, Kuş Dili ve Bahçelievler mahallelerinin değerini artıracağını tahmin ediyoruz.” dedi. Celal Çakmak, Kırşehir
31.12.2003
Köy hizmetleri 2003 yılında yüzde 100 başarı sağladı
Kırıkkale Köy Hizmetleri İl Müdürü Gönen Gönültaş, 2003 yılı yatırım programının yüzde 100 gerçekleştirildiğini açıkladı.
Köy hizmetlerinin 4 bin 600 kilometre karelik alanda yer alan 171 köye ve bağlı 23 ünite olmak üzere 194 yerleşim birimi ile bu yerleşim birimlerinin ulaşımını sağlayan bin 502 kilometre yol ağına hizmet verdiğini belirten Gönültaş, Köy Hizmetleri’nin görevi içinde bulunan köy yolları, tarım, içme suyu ve inşaat faaliyetleri işlerinin tamamının bitirildiği kaydetti. 2003 yılı programında yer alan 2 kilometre tesviye, 60 kilometre onarım, 100 kilometre stabilize kaplama, 25 kilometre asfalt, bin 102 kilometre greyderli bakım, 145 kilometre yola malzemeli bakım yapıldığını söyleyen Gönültaş, ayrıca yollara 246 adet büz atımı ve 497 kilometre asfalt bakımı yapıldığını, yapılan bu çalışmalar için 586 milyar lira harcandığı açıkladı. Tarım alanlarında da çalışmalar yaptıklarını belirten Gönültaş, “Bir adet yer altı sulama ve gölet yapıldı. Tarım sektöründe bu yıl 46 milyar lira harcandı. İçme suları alanında 57 adet çalışmanın tamamı bitirilerek toplam 100 milyar harcandı.” dedi. Kemal Başol, Kırıkkale
31.12.2003
Jandarma hayvan hırsızlığına karşı vatandaşları uyardı
Niğde İl Jandarma Komutanlığı Kurban Bayramı’ndan önce hayvan hırsızlığına karşı köylüleri uyardı.
Hayvan hırsızlarına karşı çiftçileri uyaran jandarma, sürülerin büyüklüğüne göre yeteri kadar çoban temin edilmesini ve çoban hakkında gerekli bilgilerin jandarma birimlerine bildirilmesini istedi. Jandarmanın uyarısında sürüye çobanlık eden şahsın suç işlememiş kişilerden seçilmesine dikkat edilmesi istenirken hayvan barınaklarında ve otaklarda yeteri kadar çoban köpeği bulundurulması gerektiği belirtildi.
Niğde İl Jandarma Komutanlığı yaptığı uyarıda, büyükbaş ve küçükbaş hayvanların silinmiyecek şekilde işaretlenmesini ve kasaba ile köylere pazarlamacı, sigortacı, celep gibi bahanelerle gelen şüpheli şahışların zaman geçirilmeden jandarmaya bildirilmesini istedi. Ayrıca, geçmiş dönemlerde hayvanların, barınakların duvarları yıkılarak çalındığını belirten yetkililer, barınakların duvarlarının sağlamlaştırılmasını istediler.
Açıklamada, hayvan barınaklarının kapı ve pencerelerinin kilit altında tutulması gerektiği vurgulanırken barınaklara alarm ve zil takılması gerektiği belirtildi. Salih Koca, Niğde
31.12.2003
Bu yıl Karaman’a gelen turist sayısında rekor artış yaşandı
Bu yıl Karaman’ın ziyaret eden turist sayısında rekor artış yaşandı.
Kasım ayı sonu itibariyle Hz. Mevlana’nın annesi Mümine Hatun ve akrabalarının sandukalı mezarlarının bulunduğu Ak Tekke Camii (Maderi Mevlana), Yunus Emre’nin türbesi, Karaman Kalesi, Taşkale’deki tarihi miraslar ve Ermenek ilçesinin tarihi ve doğal güzellikleri gibi Karaman’ın tarihi ve turistik yerlerini 22 bin 608 yerli ve 636 da yabancı olmak üzere toplam 23 bin 244 kişi ziyaret etti. 2002 yılında Karaman’ı 13 bin 558 yerli, 190 yabancı turist olmak üzere toplam 13 bin 748 turistin ziyaret ettiğini belirten İl Kültür Müdürlüğü yetkilileri, “Kasım sonu itibariyle gerçekleşen ziyaretlere, Aralık ayını da eklersek, geçen yıla oranla Karaman’ı ziyaret eden turist sayısının ikiye katlanacağını ümit ediyoruz. Bu rakam Karaman için bir rekor. ” şeklinde konuştu. Ayrıca yıl itibariyle Karaman müzesini de 4 bin 760 yerli, 439 yabancı olmak üzere toplam 5 bin 199 turistin ziyaret ettiği açıklandı. Ali Toprak, Karaman
31.12.2003
Pazara indirilen hindiler satılamadan geri götürüldü
Yılbaşı gecelerinin simgesi haline gelen hindiler bu sene beklenen ilgiyi görmedi.
Üç gündür pazarda beklemesine rağmen bir tane hindi satamadığını söyleyen Hasan Hüseyin Baysak, eskiye oranla bu sene hindiye hiç talep olmadı dedi.
Baysak, “Üç yıldır hindi satışı yapıyorum. Geçmiş yıllarda satışımız iyiydi fakat bu sene hiç satış olmadı. Üç gündür buradayım bir tane bile hindi satamadım. Bende şaşırdım.” şeklinde konuştu. Ayakları bağlı olduğu için hareket edemeyen hindiler soğuktan korunmak için tavuklara yaslanarak ısınmaya çalışıyor. Bereke köyünden Bor’a hindi satmaya gelen Nuri Aslan ise iki tane hindi sattığını söyleyerek bekleyeceğini belirtti. Hindilerin fiyatı 15 ile 20 milyon arasında değişirken tanesi ortalama beş kilo geliyor. Harun Tıraş, Bor
31.12.2003
Piyango müdavimi 61 yıldır talih kuşunun başına konmasını bekliyor
Ahmet Kocatürk, 74 yaşında ve Milli Piyango’nun müdavimlerinden. Tam 61 yıldır sabırla piyango bileti almasına rağmen amorti dışında birşey çıkmamış. Elinde avcunda ne varsa biletlere yatıran Kocatürk’ün hesabına göre, bu gün kadar dört ev parası harcamış, ama karşılığında bir şey alamamış.
Emekli aşçı Ahmet Kocatürk, 74 yaşında ve Milli Piyango’nun müdavimlerinden. Tam 61 yıldır sabırla piyango bileti almasına rağmen amorti dışında birşey çıkmamış. Elinde avcunda ne varsa Milli Piyango biletlerine yatıran Kocatürk’ün hesabına göre bu gün kadar dört ev parası harcamış, ama karşılığında bir şey alamamış.
Yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen ve 10 yaşında annesini kaybeden Ahmet Kocatürk, ailesinin sıkıntısını piyangodan çıkacak parayla sona erdirebileceğini düşünür. 13 yaşında, Türk Hava Kurumu’nun düzenlediği 150 kuruşa satılan ‘Tayyare Biletleri’ ile şans oyunlarını oynamaya başlar. “O zamanlar bu işlere bir umutla başladık” diyen Kocatürk, askerlik dönüşünde babasını kaybetmesinin ardından evin tüm yükünün omzuna binmesi nedeniyle piyangoya iyice alışır. İlk zamanlar piyangodan çıkacak parayla fabrika yaptırıp iş vermeyi düşler, ancak şimdiler de hayalini değiştirmiş. Çıkacak parayı çocuk yuvalarına bağışlamayı planlıyor.
61 yılda amorti dışında hiçbir şey isabet etmemesine rağmen piyangonun kendisini esir aldığını söyleyen Kocatürk, “Her çekilişte kendimi bilet almak zorunda hissediyorum. Bu bende artık bir bağımlılık durumu oluşturdu. Her ay üç çekiliş oluyor, onlarda en az beşer bilet alıyorum. Ayrıca yeni çıkan Sayısal Loto, Şans Topu gibi çekilişlere de kendimi kaptırdım. Onlara da para yatırıyorum.” diye yakınıyor. 1942 yılından beri piyangoya yatırdığı paralarla en az dört daire alabileceğine dikkat çeken Kocatürk, geçen yıl eşinin ölümünün ardından evi temizleyen kızlarının 7 torba dolusu piyango biletini çöpe attığını aktardı. Piyangonun hep malı–mülkü olana çıktığını savunan Kocatürk, televizyonda çekilişlere katılanlara ücretsiz bilet verilmesine de kızıyor. “Milli Piyango’nun tam 61 yıldır abonesiyim. Bana bilet vermiyorlar da, televizyondaki çekilişlere gelenlere bilet dağıtılıyor” diye serzenişte bulunan Kocatürk, “Piyango beni yıktı. Her defasında alıyorum. Hiç bırakamadım. Aldığım zaman da çift, çapraz, seri alıyorum.” dedi. Milli Piyango’yu kesintisiz 61 yıl aldığı için en azından bir ödül verilmesini beklediğini anlatan Kocatürk, yılbaşı çekilişi için de 10 bilet aldığını söyledi.
1986 yılında emekli olduğunda aldığı ikramiyenin büyük bir kısmını bilete yatıran Kocatürk. o çekilişte de kendine birşey çıkmadığını vurguladı. Kendisine hiç ikramiye çıkmamasına kızan Kocatürk, bir defasında Milli Piyango Genel Müdürü’nün masasına daha önceki çekilişlerde aldığı biletleri fırlattığını aktardı. Paralarını piyangoya yatırmasından dolayı çevresinin kendisine kızdığını aktaran Kocatürk, “Her defasında ikramiye çıkmaması üzerine bir daha bilet almayacağıma dair söz veriyorum, ama şimdiye kadar sözümü tutamadım. Ben bittim, başkaları yanmasın. Yeni bilet alacaklar kendilerini kesinlikle alıştırmasınlar. Her defasında bir ümit, bin çöküş yaşarlar.” diye konuştu.
Emekli olmadan önce kapıcılık ve aşçılık yapan Kocatürk, şimdilerde özel bir şirkette çalışıyor.
Hasan Önal
/ Ankara
31.12.2003
İlk radyo verici istasyonu 31 Ocak’ta susacak
Türkiye’nin 1938 yılından bugüne kullanılan ilk radyo verici istasyonu, 31 Ocak 2004’ten itibaren tamamen susacak.
250 metre yüksekliğindeki direkleri Etimesgut Askeri Havaalanı’nın uçuş güvenliğini tehlikeye düşüren 65 yıllık verici istasyonu, ekonomik ömrünü de tamamladığı için 31 Ocak’tan itibaren devre dışı bırakılacak. Radyo yayıncılığının gelişmekte olduğu bir dönemde 28 Ekim 1938’de Marconi firması tarafından kurulan ve İç Anadolu ile çevresine yönelik yayın yapan Etimesgut Radyo Verici İstasyonu’nun devre dışı kalması nedeniyle, Radyo1 yayınları, 1 Şubat’tan itibaren Polatlı uzun dalga vericisinden gerçekleştirilecek. Polatlı’dan yapılan Radyo 4 yayınları ise FM bandından yayın yapan vericilerden sağlanacak. TRT yetkilileri, 65 yıllık vericinin ekonomik ömrünü tamamladığını belirterek, çok eski olan istasyonun sipariş üzerine sağlanabilen yedek parçalarının kuruma çok yüksek maliyet getirdiğini kaydetti. Radyo verici istasyonunun 250’şer metre yüksekliğindeki iki büyük direğinin Etimesgut Askeri Havaalanı’nın uçuş güvenliğini tehdit ettiğini belirten yetkililer, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın da 1995 yılında uçuş emniyetinin sağlanması için istasyonun kaldırılması talebinde bulunduğunu bildirdi. TRT yetkilileri, hem istasyonun ekonomik ömrünü tamamlaması hem de Etimesgut Havaalanı’nın uçuş güvenliğinin sağlanması için istasyonun kaldırılmasının kararlaştırıldığını ifade etti. Yayını 31 Ocak’tan itibaren susturulacak verici istasyonunun, öncelikle 250’şer metre yükseklikteki direkleri yıkılacak. 28 Ekim 1938 tarihinde 182 KHz, 120KW güçle İç Anadolu ve çevresine yönelik yayın hayatına başlayan istasyonun gücü, komşu ve çevre ülkelerde radyo vericilerinin güç ve sayılarının artmasıyla başlayan enterferans problemleri karşısında 1961 yılında kurulan ikinci bir verici ile 240 KW’a çıkarılmıştı. Radyo1 yayınları, Etimesgut İstasyonu’ndan her gün 06.00–01.00 saatleri arasında 19 saat süreyle yapılıyor. Etimesgut Vericisi’nin kapatılmasıyla Polatlı Uzun Dalga vericisine aktarılacak olan Radyo1 yayını, 38 il ve bağlı 15 binden fazla ilçe, kasaba ve köyde coğrafi koşullar ne olursa olsun kesintisiz dinlenebiliyor. Ankara, aa
31.12.2003
‘Yerel seçimlerde hizmet üretecek bütün kadınlar desteklenmeli’
Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği (KASAİD) Başkanı Canan Güllü, partisi ne olursa olsun hizmet üretecek tüm kadın adayların yerel seçimlerde desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Partilerden bilgi ve beceri sahibi kişileri aday göstermelerini isteyen Güllü, “Partiler potansiyel oy çokluğu ve vizyonu olan insanların peşinde koşmasın. Hizmet üretebilecek nitelikli insanları aday göstersinler” dedi. Belediye yetkilerinin artırılacağına işaret eden KASAİD Başkanı Güllü, bu yetkileri verimli kullanabilecek nitelikli kişilere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Partileri, potansiyel oy çokluğu olan kişilerin peşinde koşmamaları konusunda uyaran Güllü, şöyle konuştu: “Yerel yönetimler, nitelikli insana her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyacaktır. Dolayısıyla partiler, adaylarını gösterirken vizyona değil, bilgi, beceri ve nitelik sahibi kişiler üzerinde durmalı.” 2004 yılında Azerbaycan’da da yerel seçimler yapılacak. Ana muhalefette bulunan Musavvat Partisi Kadın Kolları Genel Sekreteri Sevinj Huseynova, ülkelerindeki kadınların yüzde 30’unun siyasete katıldığını belirtti. Aynı zamanda meclis üyeliği görevini yürüten Huseynova, bayanların siyasette aktif rol alması için partisi ne olursa olsun destekleyeceklerini vurguladı.
Göksel Geçin, Ankara
31.12.2003
Ali Coşkun: Esnaf yanan parasını değiştirebilir
Geçen hafta yanan Modern Çarşıyı’ ziyaret eden Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, yangında bir kısmı yanan esnafın paralarının değiştirilmeye başlandığını söyledi.
Bakanlar Kurulu’nda kendiseni Modern çarşı ile ilgili koordinasyonu sağlama görevi verildiğini hatırlatan Bakan Coşkun, önümüzdeki günlerde ilgili kişilerle biraraya gelerek yangın hakkında toplantı yapacaklarını kaydetti. Çarşıyı ziyaretinde ATO Başkanı Sinan Aygün ve Altındağ Kaymakamı Mustafa Altıntaş’tan bilgi alan Bakan Coşkun, yapılacak demir ve beton testlerinin ardından bina ile ilgili son kararın verileceğini sözlerine ekledi. Ankara, Zaman
31.12.2003
Başbakan Tayyip Erdoğan Estergon Kalesi’ni gezdi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Keçiören Belediyesi tarafından yaptırılan Estergon Kalesi’ni gezdi.
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe ile birlikte Kale’yi gezen Başbakan Erdoğan, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok’tan bilgi aldı. Kale’deki kapı, duvar ve tavanlardaki süslemeleri dikkatlice inceleyen Erdoğan, Keçiören’in Estergon Kalesi ile daha da güzelleşeceğini söyledi. Başbakan Erdoğan’a kaledeki uygulamalar konusunda bir brifing veren Turgut Altınok, Kale’nin bir kültür merkezi olacağını, sanatsal çalışmalarda geleneksel Türk sanatına ağırlık verdiklerini ve yer yer dünya sanatının evrenselleşmiş çizgilerinden de yararlandıklarını belirtti. Estergon Kalesi’nin Ankara Turizmine de büyük katkı sağlayacağını ifade eden Başkan Altınok, Kale’nin yapımında hiç bir iç ve dış kredi kullanmadıklarını sözlerine ekledi. Ankara, Zaman