İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
31.12.2003
Çarşamba
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

Kadın-Aile...(Bütün Haberler)

kadinaile@zaman.com.tr

 

Çocuğun duygularını değil davranışlarını düzenleyin

Aynı apartmanda oturan Ayşe ile Ece, okulda da birlikteler. Odada ders çalışan çocukların yanına giden anne Feray Hanım, telaşla bir kağıdı sakladıklarını fark etti. Kızı okuldayken yaptığı küçük bir aramada sınıflarındaki Kerem’e yazılmış bir aşk mektubu buldu. Feray Hanım, daha 8 yaşındaki kızının böyle bir şey yaptığına inanamadığını söylüyor. İçebakış Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nden Psikolog Tuba Erdönmez ise çocuklarda karşı cinse olan ilginin normal karşılanması gerektiğini belirtiyor. Bunun, insanın doğasında var olan bir meyil olduğunu vurgulayan Erdönmez, karşı cinse ilgi duymayan çocuklarda farklı problemler olabileceğini ifade ediyor. Kız veya erkek çocuğunun karşı cinsten bir arkadaşına ilgi duyduğunu öğrenen anne-babaların nasıl davranması gerekiyor? Erdönmez’e göre, öncelikle çocuğa çok yoğun bir utanç ve suçluluk duygusu hissettirilmemeli. Her insanın yaşına göre bu aşamadan geçtiği unutulmamalı.

Anne-babalar bu konuyu kalabalık ortamlarda açıp çocuğu utandırmayı pek sever; ama bu davranış çocuğun üzerinde baskı oluşturabilir. ‘Demek ki benim sevmemem lazım’ diye düşünür; ama sevmeye de devam eder. Bu, onda bir çatışma hali ve suçluluk duygusu oluşturur. Suçluluk oluşursa ileriye dönük ilişkilerinde problem yaşar. Belli bir yaşta sağlıklı bir şekilde bunu yaşaması, hayatına birini sokmak istemesi, evlenmeyi düşünmesi çok doğal ve olması gereken şeyler. Bunu isterken nasıl davranacakları, ailelerin çocuğa verdiği ahlâki ve manevi değerler sistemine göre değişiyor. Ahlâki kurallar ve sınırlar çocuğun zihninde yerleşmişse çocuğun duygularından korkmamak, yaşaması için izin vermek lazım. 12 yaşına kadar çocuklara sınırları öğretilmemişse, hayatını tanzim edeceği değerler sistemi verilmemişse, bundan sonra davranışlarını düzenlemek daha zor olur.

Küçük yaşlardan itibaren çocuklara “şu kızı mı seviyorsun, büyüyünce kiminle evleneceksin” gibi şeyler sormak, özellikle sınıf arkadaşları ile bu tür ilişkiler kurup çocuğu utandırmak doğru değil. Bu davranışlar çocuğun uyanmamış olan duygularını uyandırır, o yöndeki algısını kuvvetlendirir. ‘Çevrendeki kızlara veya erkeklere sevgili gözüyle bak, birini seç’ fikrini alır ve bulur birini. Kendiliğinden gelip ‘ben şu kızla veya erkekle evlenmek istiyorum’ derse, panik yapmamak lazım. ‘Evet o tatlı bir kız; ama o senin arkadaşın. Bakalım ikiniz de büyüyünce ne olacak?’ diye geçiştirmek gerek. Çocuğun söylediğini çok ciddiye alıp kızmak doğru olmaz; takviye etmek de cesaretlendirir. İlkokul döneminde bu tür ilgiler geçicidir. Eğer bu konuda konuşmak isterse dinlemek, tepkilerini öğrenmek ve konuyu değil ilişkiyi ciddiye almak gerekiyor.

Çocukların duygularına müdahale etmeden davranışlarına yön vermek en doğrusu. Bunun için de en baştan çocukla aile arasında çok iyi bir sevgi bağının kurulmuş olması şart. Çocuklar, anne babadan sevgi ve onay almalı. Ergenlik çağındaki bir çocuk kendi fiziğiyle ilgili dışarıdan onay almaya ihtiyaç duyar. Güzel mi, çirkin mi, nasıl görünüyor? Kendisiyle ilgili bir duyum almak için farklı şeyler yapar ve geri bildirime ihtiyaç duyar. Özellikle karşı cinsten bu konuda alacağı geri bildirimler çok önemli. Ergenlik, bir gruba ait olma, kabullenilme ihtiyacının dorukta olduğu bir dönem. Karşı cinsten arkadaşı olmayan bir çocuk, sınıfta ve arkadaş gruplarında dışlanabilir de. Çocuk, duygularını anne babasıyla paylaşmayabilir. İyi anne baba olmak, aynı zamanda arkadaş olup çocuğuyla duygularını paylaşmak anlamına gelmez. Bazı şeylerin sadece arkadaşlarla paylaşılması daha önemli. Çocuklar akranlarından oluşan gruplar içinde olmalı. Aksi halde bu duyguları yaşama, açığa çıkarma ortamı bulamaz. İhtiyaçları bastırılmış olur.

Çocuklar Sevgiye doymalı

Çocukların karşı cinsle ilgili sevme, âşık olma duygularını öğrenmemesi mümkün değil. Bir şekilde öğrenir ve hisseder. Aileler için davranış yönünden ne yaptığı önemli olmalı. Çocuğu duygularından arındırmak mümkün değil. Küçük ve büyük yaşta bunu yaşayacak ve yaşamalı. Duygularını açığa çıkarmak için birini bulması her zaman mümkün. Çocuklara sevgi boşluğunu çok fazla yaşatmamak lazım. Sevgiye aile içinde doymalı. Eğer bağlanma hissini ailesi ile yaşayamıyorsa başkalarına kayacaktır. Bu da önce karşı cins olur ya da grupların içine girer. Çocukların karşı cinsten alacağı onay, kabullenme, beğenilme, sevilme ve ilişki ihtiyacı vardır.

Şemsinur B. Özdemir / İstanbul

31.12.2003


 

Gribin tedavisini geciktirmeyin

Soğuk havalarla birlikte başta çocuklar ve yaşlılar olmak üzere herkesi tehdit eden grip virüsü, kanser, böbrek yetmezliği, şeker, kronik bronşit, karaciğer hastalıkları ve kalp yetmezliği gibi rahatsızlıklarla birlikte ortaya çıkıp tedavisinin geciktirilmesi halinde ölüme kadar varan ciddi sonuçlar doğuruyor.

İzmir Özel Şifa Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Gürel, “Kış aylarında daha fazla görülen grip, bilhassa çocuklar ve yaşlılar olmak üzere herkesin sağlığını tehdit eder.” dedi. Grip virüsü tarafından oluşturulan bir hastalık olan gribe ait belirtilerin birden ortaya çıktığını ve solunum yoluyla bulaştığını dile getiren Dr. Gürel, “Kış aylarında grip, soğuk algınlığı ve nezleden daha ağır seyreder. Alt hastalıklarla birlikte ortaya çıktığında öldürücü olabilir. Gribin özellikle kış mevsiminde artış göstermesinin sebebi ise kötü havalandırılan ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi, güneş ışınlarının daha az oluşu, soğuk havanın etkisiyle virüslerin burun mukozasında çoğalmasının kolaylaşması, stres, okulların açık olması ve toplu yaşam şartlarının olmasıdır.” şeklinde konuştu. Gribin, soğuk algınlığı ve nezleyle karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Gürel, “Soğuk algınlığı ve nezlede ilk belirti, kaşıntılı boğaz ağrısıdır. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğazda yanma ve öksürük olur. Ateş ve başağrısı nadiren olur. Kırıklık, halsizlik hafif şiddettedir. Kulaklarda basınç hissi, tat duyusunda değişiklik vardır. Gripte ise genellikle 1 ile 3 gün arasında devam eden yüksek ateş, titreme, öksürük, başağrısı, daha ağır kırgınlık, halsizlik, burun akıntısı, hapşırma ve şiddetli boğaz ağrısı olur. Soğuk algınlığı ve nezle yatak istirahatı gerektirmeden geçer; ancak grip olan kişi, muhakkak yatak istirahatı yapmalıdır.” dedi.

Sık sık havalandırın

Gribe yakalanmamak için başta grip aşısının yaptırılmasının şart olduğunu vurgulayan Gürel, “Bunun yanı sıra çok kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunmamalı. Bilhassa el temizliğine dikkat edilmesi koruyucu olur.” dedi. Açık havada veya doğal havalandırması iyi olan yerlerin grip enfeksiyonu riskini azalttığını hatırlatan Gürel, “Kapalı ve kalabalık yerlerde hastalık hızla yayılım gösterir. El temizliği oldukça koruyucudur. şeklinde konuştu

Mustafa Kuşen / İzmir

31.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.