|
2003; iyi bir başlangıç
Türk ekonomisi, son bir yılda alışık olmadığımız bir şeyi başardı. Enflasyondan dış ticarete, dövizden faize, neredeyse bütün göstergelerde iyi bir performans sergiledi.
Şubat 2001 krizi ile gün yüzüne çıkan ekonomik gidişattaki çarpıklığın, sağlıksızlığın faturası çok ağır oldu. İsraf edilen kaynaklar, içi boşaltılan bankalar ve geri dönmeyen milyar dolarlar, masum milyonların üstüne kaldı. Ekonomi daraldı, iç ve dış borç iyice kabardı. Ne güven ne de istikrar kaldı.
2002’de umulan toparlanma, siyasi istikrarsızlığa takıldı, yapılması gerekenler yapılmadı. Bazı olumlu adımlar atıldıysa da hedefler tutmadı. Erken seçim kararı ve sandıktan tek başına AK Parti iktidarı çıkıncaya kadar da, korkular bitmedi.
Ve 3 Kasım sonrasında yeni bir döneme girildi. Son bir yıllık gelişmelere ve icraatlara baktığımızda şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Geleceğe endişeyle bakan işçi, memur, köylü, esnaf, işveren, hatta bürokrat ve siyasetçi, artık geleceğe daha güvenle bakıyor, ileriye dönük planlar yapabiliyor.
Enflasyonda son çeyrek asırda elde edilen en başarılı sonuçları, 2003’te gördük. Yıl sonu rakamının, hedeflenen yüzde 20’lik oranın da altında çıkması kesinleşti.
Ekonomideki büyüme, yüzde 5 olan hedefin de üzerinde gerçekleşecek. Sanayi üretimindeki artış iyi bir seviyede. Kapasite kullanım oranları yükseldi. Artık pek çok sanayici, kurulu kapasiteyi doldurabilmenin değil, ek kapasite için yeni yatırımların planını yapıyor.
Uzunca bir aradan sonra kendi paramızın da para olduğunu anladık. Artık maaşını alan, döviz büfesine koşup, kuyruk oluşturmuyor. TL’den sıfır atma olayı nihayet gerçek oluyor.
Borsa, döviz ve faizin, bir siyasetçinin ya da yabancının en ufak açıklamasıyla gelgit yaşadığı günler geride kaldı. Akla mantığa sığmayan, oyun içinde oyunların oynandığı piyasa hareketleri büyük ölçüde bitti. Devlet organları, piyasalara hakim olduğunu gösterdi.
Daha düne kadar yüzde 20’lerin altına inmeyen ve ülkenin kanını emen reel faiz oranları, hızla geriledi. Hazine, tarihinin en düşük faizli borçlanmasını bu yıl gerçekleştirdi. Şu anda bileşik faiz oranları yüzde 25’ler seviyesine inmiş bulunuyor.
İhracatta görülmedik bir artış söz konusu. Bu yılki rakamın, geçen yılkinden 10 milyar dolar fazla çıkması bekleniyor.
Bütçede sapma yok. Merakla beklenen faiz dışı bütçe fazlasının Uluslararası Para Fonu’nun (UPF) da istediği ölçüde olacağı, hatta daha yüksek çıkacağı tahmin ediliyor. Bu, Türkiye’nin borç eritme kabiliyetinin yükseldiğini gösteriyor.
Özelleştirme hedeflerinin tutmaması, sosyal güvenlik sisteminde beklenen iyileşmenin sağlanamaması gibi birtakım olumsuzluklar da var; ama bardağın dolu tarafı çok daha ağır basıyor.
Olayları tek tek hatırlatmaya gerek yok. Türkiye için 2003 yılı, özellikle dış politikada çok çetin bir dönemdi. Ama buna rağmen hükümet, bu zor yılı gerek siyasi, gerekse ekonomik açıdan başarılı bir şekilde tamamladı. Bu, küçümsenecek bir başarı değil.
Bununla birlikte, 2003’teki sonuçlar iyi diye, işsizliğin ve aşsızlığın hemen ortadan kalkacağını, hayat standardının yükseleceğini zannetmeyelim. Gerçekçi olmak zorundayız. Bu olumlu göstergelerin istikrar içinde en az üç beş yıl daha tekrarlanması, yapısal reformların tamamlanması lazım ki, yaşanan krizin, hesapsız harcamaların ve vurgunların bedeli ödenip düzlüğe çıkılabilsin.
Unutmayalım, bütçedeki borç yükü, öyle bir iki yılda halledilecek bir mesele değil. O yüzdendir ki, bu yılı düzlüğe çıkış yolunun başlangıcı görmek doğru olacak. Her alanda yapılacak daha çok iş var.
Sonuç olarak, 2003’teki gelişmelerden hareketle, 2004’teki göstergelerin daha iyi olacağını söyleyebiliriz. Umarız beklenmedik olaylar, gidaşatı tersyüz etmez.
Büyük Türkiye’nin önündeki takozlar atılmalı, aşılmalı artık.
2004’ün her bakımdan hayırlı bir yıl olması dileğiyle.
31.12.2003
|