|
2003’ün siyasi olayı?
Bugün 2003 yılının son günü. Gece yarısı 24.00’ten itibaren 2003 eski olacak ve yeni bir yıla 2004’e ‘merhaba’ diyeceğiz. 2003 nasıl bir yıldı? Acısıyla tatlısıyla yaşandı. Hızlı bir yıldı, neredeyse nasıl geçtiğini fark edemedik.
Olaylar baş döndürücü süratle gelişti. Sonuçları sonraki yıllara sarkacak tarihi olayların patlak verdiği yıldı. Meyvesini sonradan peyderpey verecek tohumun toprağa düştüğü yıldı.
Daha çok Irak’ı kastediyorum. Dış politikanın seyri Türkiye’nin arzuları doğrultusunda seyretmedi. Irak’ta denklemin dışında kaldı, 1 Mart’ta tezkerenin reddiyle, ne kuzeyinde ne merkezinde gelişmeleri yönlendirme rolünü elde edebildi.
Irak’ın ardından Kıbrıs açmazıyla karşı karşıya kaldı. 2003, Türkiye’nin AK Parti iktidarıyla, sıkışıp kaldığı ‘Kuzey Irak-Kıbrıs’ kıskacından çıkış aradığı yıl oldu. Sonuç; ortada.
Türk futbolu için 2003 duraklama ve buhran, başka deyişle ‘fetret yılıydı’. Milli Takım, 2002 Dünya Kupası’nda üçüncülükle yeni bir yıldız gibi doğarken 2003’te Avrupa Şampiyonası’nın vizesini bile alamadı.
Uluslararası sahnede yeni ufuklara açılmak isterken evine döndü, içine kapandı. İngiltere engelini aşamadı, Letonya barajında boğuldu. Türk takımları Şampiyonlar Ligi’nde yaya kaldı. Süreyya Ayhan, Türkiye’nin hiç aşinası olmadığı bir alanda atletizmde elde ettiği dünya ikinciliğiyle Türk sporu için yeni bir soluk oldu.
Bu uzun girişten sonra... ‘2003’ün siyasi olayı neydi?’ sorusuna herhalde verilecek cevap tektir; Recep Tayyip Erdoğan’ın önce milletvekili seçilmesi ardından başbakan olarak hükümet kurması.
Son dönemde sıcak siyaset Erdoğan’ın isminin çevresinde gelişti. Önce siyasi yasağıyla gündeme oturdu. Bırakın günün birinde milletvekili seçilmesini ‘muhtar bile olamayacağı’ yorumları yapıldı. Bütün kapılar kapandı, umutlar tükendi.
Önüne türlü engeller çıkarıldı. Aştıkça yeni engeller kondu. Siyasi rakipleri gelişini durdurmak için devletin bazı kurumlarını bile karşısına dikmeye yeltendi. İsmi efsaneydi, anlamsız yasaklarla daha da büyüdü. 3 Kasım’da partisinin başındaydı, meydanlarda boy gösterdi, etkili ve dokunaklı nutuklar attı; ancak milletvekili seçilme hakkını elde edemedi.
Beklendiği üzere seçimde AK Parti ezici çoğunlukla ipi göğüsledi ana muhalefet partisi CHP de yapıcı tutum takınınca, Erdoğan’ın önü bir anda açılıverdi. Siirt’te seçimin iptal edilmesi de imkan verdi. Irak’ta savaş çıkacak çıkmayacak tartışmalarının yoğunlukla yapıldığı ortamda milletvekili seçildi.
15 Mart’ta başbakanlık koltuğuna oturdu ve efsane gerçek oldu. Şimdi Ankara’da o makamda ne kadar oturacağı üzerine fal açılıyor. ‘En az 2 seçim dönemi’ diyen de var, ‘3 olur’ diyen de. Erdoğan’ın iktidarına çok daha kısa ömür biçenler de var elbette. ‘Ağzından yel alsın’ dedirtecek denli kâbus senaryoları üretenler de...
2002’de ‘Acaba Recep Tayyip Erdoğan nasıl başbakan seçilebilir?’ diye senaryo yazılsaydı herhalde hiç kimse yaşananları ayniyle öngöremezdi. Karmaşık, bol tarafı olan sorun, tümüyle şartların belirlediği yalın ve özgün yolla kolayca çözümlendi. Yeri gelmişken belirteyim, bu satırların yazarı da engellerin böylesine aşılacağına ihtimal vermiyordu.
Geçmişteki tartışmaları hatırlayınca 2003’ün en önemli siyasi olayı olarak Erdoğan’ın başbakan seçilmesini görmek doğal.
Bugünden itibaren geriye değil önümüze bakacağız, 2004 Türkiye açısından, Erdoğan’ın geleceği açısından çok kritik bir yıl. Martın sonunda yerel seçim var. Sonuçları belki de cumhurbaşkanlığı seçimini etkileyecek. 2004 Avrupa Birliği sürecinde kader yılı. Yılın sonunda ya kapı aralanacak ya da Türkiye’nin yüzüne kapanacak.
Yeni yıl umarım hepimize iyilik ve güzellikler getirir.
31.12.2003
|