İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
14.01.2004
Çarşamba
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

Haberler...(Bütün Haberler)

haberler@zaman.com.tr

 

Neşter’de ikinci perde; operasyon yargıya dayandı

Show TV ile Turkcell'in Yargıtay'daki ve Ankara Adliyesi’ndeki davaları nedeniyle, bazı hakim ve savcılara rüşvet verildiği iddiasıyla 10 kişi gözaltına alındı. Ankara DGM Savcısı Ömer Süha Aldan'ın yürüttüğü soruşturmada gözaltına alınanlar arasında Çukurova Holding AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Pamuksüzer, Show TV Genel Müdürü Saner Ayhar ve Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ali Canverdi'nin yanı sıra eski Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanı ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi Üyesi Ergül Güryel'ın oğlu avukat Cenk Güryel de bulunuyor.

Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in “Yargıyı takip edin önemli gelişmeler olacak. Kamuoyunda kabul gören kişilerin neler yaptığı açığa çıkacak.” dediği operasyon gerçekleşti. Edinilen bilgilere göre SSK'deki yolsuzluklara ilişkin Neşter Operasyonu'nun izini süren Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Ömer Süha Aldan, mahkeme kararı ile bazı telefonların dinlenmesi talimatını verdi.

Neşter Operasyonu çerçevesinde polisin teknik takibi sürdüğü sırada bir rüşvet pazarlığı ortaya çıkarıldı. Soruşturmayı derinleştiren güvenlik birimleri Neşter sanıklarının savunmasında yer alan bazı avukatların aynı zamanda Çukurova Grubu’na ait bazı şirketlerle ilişkili olduğunu belirledi. Söz konusu avukatların Show TV ile Turkcell’in vergi borçları ile ilgili Yargıtay ve Ankara Adliye Sarayı’nda davam eden davalarının seyrini değiştirebilmek amacıyla bazı hakim ve savcılara rüşvet vermek istediği öne sürüldü.

Teknik takip sonucunda ortaya çıkarılan rüşvet olayı üzerine soruşturmayı yürüten Ankara DGM Savcısı Süha Aldan dün operasyon talimatını verdi. Savcı Aldan’ın yürüttüğü operasyona “Yargıya Neşter Operasyonu” adı verildi. Savcının talimatı ile İstanbul’da Çukurova Holding AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Pamuksüzer, Show TV Genel Müdürü Saner Ayhar, Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ali Canverdi, Turkcell’in avukatı Orhan Gemicioğlu, Ali Canverdi’nin avukatı Özgün Öztunç İstanbul’da gözaltına alındı. Ankara’da yapılan operasyonlarda ise avukat Galip Altuntaş ile eski HSYK Başkanı ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi Üyesi Ergün Gülyar’ın oğlu Cenk Gülyar’ın da aralarında bulunduğu toplam 10 kişi gözaltına alındı. Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ali Canverdi’nin gözaltına alınmasının banka ile ilgisi olmadığı Canverdi’nin rüşvete aracılık suçlamasıyla gözaltına alındığı öğrenildi. İstanbul’da gözaltına alınan zanlılar dün Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ve Kaçakçılık Şube Müdürlüğü’ne getirilerek sorguya alındı. Gözaltına alınan zanlılar rüşvet vermek ve rüşvete aracılık etmekle suçlanıyor. Ankara’da yapılan operasyonlar sonrasında gözaltına alınan Galip Altuntaş’ın bürosunda Savcı Aldan’ın katılımıyla arama yapıldı.

Ersin Pamuksüzer 25 Nisan 2003’te Çukurova Holding AŞ Yönetim Kurulu üyesi olarak atandı. 1981 yılında çalışmaya başladığı Ericsson’da Türkiye’nin yanı sıra İsveç ve Suudi Arabistan ofislerinde de görev yapan Ersin Pamuksüzer Turkcell’den önce son olarak Ericsson Türkiye genel müdürlüğü görevini yürütmekteydi. Gözaltına alınanlardan Avukat Orhan Gemicioğlu, geçtiğimiz yıl, 1 trilyon 564 milyon 413 bin lira gelir vergisi ile avukatlar arasında ilk sırayı almıştı.

HSYK eski Başkanı Ergül Güryel: Bu olayla uzaktan yakından ilişkim yok

Öte yandan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu eski Başkanı ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi Üyesi Ergül Güryel, oğlu Cenk’in bürosunun arandığını, ancak gözaltına alma olayının olmadığını söyledi. Bu tür olaylarla kendisinin “uzaktan yakından ilgisi olmadığını” ifade eden Güryel, “Oğlum Cenk’in bir arkadaşı, Neşter davası sanıklarından birini getirerek, bu kişinin avukatlığını yapmasını istemiş. Oğlum bana, ‘Davayı alayım mı?’ diye sordu. Ben de ona ‘Bunlardan uzak dur.’ dedim. Ne oğlum davayı aldı ne de beş kuruş para aldı. Benim de bu olaylarla hiçbir ilgim yok.” dedi.

Sedat Güneç,Ercan Gün / Ankara,İstanbul

14.01.2004


 

İsrail’den Türkiye’ye eğitim alanında işbirliği teklifi

İsrail Büyükelçisi Pinhas Avivi, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’i ziyaret ederek, eğitim alanındaki işbirliğini geliştirmek istediklerini söyledi. Bakan Çelik, Avivi ve beraberindeki heyeti makamında kabul etti.

Görüşmenin başında gazetecilere açıklama yapan Büyükelçi Avivi, iki ülke arasında ekonomi, kültür, eğitim ve bilim alanlarında ilişkiler bulunduğunu, eğitim alanındaki ilişkileri geliştirmek amacıyla bu ziyareti gerçekleştirdiğini ifade etti. Avivi, İsrail’de uygulanan projeler konusunda Türk milli eğitimine yardımcı olabileceklerini düşündüğünü söyledi. Avivi, Türkiye’nin üniversitelerde gerçekleştirdiği teknolojik çalışmaları överek, bu konuda da işbirliği yapmak istediklerini kaydetti. Avivi, Bakan Çelik’i İsrail’e davet etti.

Çelik ise Türkiye ile İsrail arasında eğitim alanında yapılabilecek işbirliği imkanlarını araştıracaklarını kaydetti. Çelik, “Eğitim alanında işbirliğinde ileri adımlar atılmadan önce iki ülke arasındaki potansiyel gözden geçirilecek, imkanlar araştırılacak.” diye konuştu. Ankara, Cihan

14.01.2004


 

Tarihî ve kültürel mirasa işadamları sahip çıkıyor

Tarihi eserlerin Hazine’ye yük getirilmeden restore edilmesi için hükümet formül geliştirirken, Adana’da işadamlarının şehrin tarihi dokusunu korumak için başlattığı çalışmalar sürüyor. Adana Ticaret Odası (ATO) Başkanı Şaban Baş, şehrin ilk kuruluş döneminde yerleşim birimi olan tarihi Tepebağ semtindeki yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan bir binayı aslına uygun olarak restore ettirdi.

Tüm restorasyon masraflarını kendisinin karşıladığı binanın alt katını işyeri olarak kullanan ATO Başkanı Baş, tarihi binanın ikinci katını aslına uygun olarak düzenleyip tarih meraklılarının görmesi için hizmete açtı. “Geçmişine sahip çıkmayan bir milletin geleceğine sahip olamayacağı” prensibine atıfta bulunan ATO Başkanı Baş, Avrupalıların kültürel varlıkları korumaya büyük öncelik verdiğini, pek çok Avrupa şehrinde yörenin kendisine has binalarının korunduğuna dikkat çekti. ATO Başkanı Baş, hükümetin tarihi eserlerin korunması adına gerçekleştirmeyi düşündüğü projeyi desteklediğini bildirdi.

Anadolu’nun pek çok insanın gıpta ettiği Avrupa ülkelerinden daha eski ve köklü bir tarihe sahip olduğunu ifade eden Şaban Baş, “Avrupalı bizim onda birimiz kadar bir geçmişe sahip değilken bile eski yapılarını yeni nesiller için koruyup kollarken, bizim her an yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan eserlerimize sırtımızı dönmemiz mümkün değil. Adana’nın ilk yerleşim birimi olan Tepebağ semtinin gelecek kuşaklara tanıtılması için hazırladığımız projelerimiz var. Ancak yalnızca ATO’nun çabasıyla böylesi değerli bir bölgenin korunup kollanması mümkün değil. Bu nedenle yerel yönetimlerle işbirliği içinde bu tarihi semtimizdeki eski eserlerin restorasyonunu yapıp gelecek nesillere bırakmak en büyük temennimiz.” dedi.

Hükümetin başlattığı yeni uygulamasına göre, işadamları Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne onarımını yapmak istediği tarihî eseri bildirecek. İşadamları, uzmanların hazırladığı restorasyon projesi kapsamında yaptığı tüm masrafı yıl sonu itibarıyla vergiden düşebilecek. Aynı muafiyet imarethanelere yapılan gıda yardımı için de geçerli olacak.

Adana’da Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü tarafından tescillenmiş 226 bina bulunuyor. Aralarında halen kullanılan Adana gar binası, Atatürk Evi, Ulucami, İnkılap İlköğretim Okulu gibi binaların da bulunduğu tarihi yapıların büyük bölümü Seyhan ilçesinin merkezinde Seyhan Nehri kıyısında bulunan Tepebağ semtinde. 27 Haziran 1998 tarihinde meydana gelen Adana depreminde büyük bölümü yok olan Tepebağ semtindeki tarihi binalardan ilki ATO Başkanı Şaban Baş tarafından restore edilip kullanıma sunuldu. Yine aynı semtteki çok katlı bir eski binada oda yönetiminden müteahhit Halil Avcı tarafından yürütülen bakım ve onarım çalışmaları devam ediyor.

Uzun yıllar CHP genel sekreterliği görevinde bulunan eski siyaset adamı Kasım Gülek’in doğduğu Abidinpaşa Caddesi üzerinde bulunan iki katlı konak da aile üyeleri ve Eczacılar Odası Adana Şubesi’nin işbirliği ile onarıldı. Bina halen eczane olarak kullanılıyor.

Aytekin Gezici / Adana

14.01.2004


 

Tren biletleri ve kargo ücretlerine zam yapıldı

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), artan maliyetlerini karşılamak amacıyla 15 Ocak 2004 tarihinden geçerli olmak üzere tren biletlerine yüzde 20’ye kadar varan oranlarda zam yaptı. TCDD, anahat yolcu taşıma ücretleri ile hizmet ücretlerini yeniden düzenledi.

Tüm hatlardaki tren biletleri ve kargo taşıma ücretleri ile bagaj taşıma ücretleri artırıldı. Yolcu biletlerine yüzde 20’lere varan oranlarda zam yapıldı. 15 Ocak 2004 tarihinden itibaren geçerli olacak zamla TCDD’nin en fazla ilgi gören ve Ankara-İstanbul hattında sefer yapan Cumhuriyet ve Başkent ekspresleri 17 milyon 500 bin liradan 21 milyon liraya yükseldi. Aynı hatta çalışan yataklı Anadolu, Ankara ve Boğaziçi ekspresleri de 14 milyon liradan 16 milyon liraya çıkarıldı. 45 milyon lira olan yatak ücretleri ise 53 milyon liraya yükseldi. Ankara Ekspresi’nde 30 milyon lira olan yatak ücreti 37 milyon liraya, Anadolu, Erzurum Ekspresi, İç Anadolu, Çukurova, İzmir Mavi ve 9 Eylül ekspreslerinde 24 milyon lira olan yatak ücreti 30 milyon liraya, diğer trenlerdeki yatak ücreti 23 milyon liradan 28 milyon liraya çıkarıldı. Devlet Demiryolları, bilet ve taşıma ücretlerine son olarak 18 Eylül 2002 tarihinde zam yapmıştı. Ankara, aa

14.01.2004


 

İnternet erişimindeki problem giderildi

Türk Telekomünikasyon AŞ, internet erişiminin sağlandığı SEA ME WE3 uluslararası denizaltı fiberoptik kablosu üzerindeki problemi giderdi.

Ocak ayı başında kopan ve Türkiye’nin internet trafiğini taşıyan SEA ME WE3 denizaltı fiberoptik kablolarındaki arıza ortadan kaldırıldı. Türk Telekom AŞ yetkilileri, Portekiz açıklarında arızalanan fiber hattın devreye alınması için çalışma yapıldığını bildirdi. Bu sabah itibarıyla yurtdışı internet çıkış kapasitesi 2329/2019 Mbps’e yükselecek. Yeni hatların devreye alınmasıyla daha önce 1709/1554 Mbps olan yurtdışı internet çıkış kapasitesi yüzde 30’a yakın artırılmış olacak. Fatih Uğur, İstanbul

14.01.2004


 

Kuşlar, pilotların korkulu rüyası olmayacak

Yıldırım çarpması, aşırı rüzgar ve uçağın donması gibi meteorolojik olayların yanı sıra kuşlar da artık pilotlar için tehlike olmaktan çıkıyor. Ankara ve İstanbul hava limanlarında radarlara monte edilecek yeni bir sistemle pilotlar yaklaşık 200 kilometrelik alanda bulunan tehlikeyi anında fark edecek.

Pilotlar, radarın verdiği bilgi doğrultusunda kuş sürülerine yakalanmadan uçağı başka yöne çevirebilecek. Test edilen sistemin bir ay içinde Atatürk ve Esenboğa hava limanlarında faaliyete geçmesi bekleniyor.

Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonu verilerine göre dünyada yalnızca 1988–1992 yılları arasında kuşlardan kaynaklanan 25 bin uçak kazası yaşandı. Uçaklara çarpan kuş türlerinin başında yüzde 31’le martı geliyor. 6 kilogramlık bir kuşun saatte 300 kilometre hızla giden uçağa çarpma etkisi yarım tonluk kuvvete eşit. Hava Yolları Pilotları Derneği Başkanı Kaptan Pilot Tuna Gürel, yeni sistemin trafik akışını kolaylaştırırken uçuşları daha güvenli hale getireceğini kaydetti.

Meteoroloji radarlarının kurulmasında hava trafik kontrolörleri ve pilotlardan gelen talepler etkili oldu. Uçak kazalarının en önemli sebepleri arasında pilotaj hatası, teknik arıza ve meteorolojik şartlar gösteriliyor. Pilotlar bugüne kadar hava limanlarında meteoroloji radarları bulunmadığı için kendi radarlarından aldıkları bilgilerle hareket ediyordu. Ancak pilotların yıldırım, donma ve rüzgar gibi etkenlere karşı yaptıkları manevralar hem kulenin yönlendirme planlarını alt üst ediyor, hem de telsizin uzun süre meşguliyetine yol açıyordu. Hava trafik kontrolörleri, mevcut radarlara entegre edilecek yeni radar sistemiyle birlikte, 60 millik yarıçap alanındaki tüm meteorolojik hareketlilik konusunda bilgi sahibi olabilecekler.

Meteoroloji radarlarının bir başka özelliği de, uçakların baş düşmanları olarak gösterilen kuş sürüleri konusunda pilotları önceden bilgilendirmesi olacak. Pilotlar, aldıkları bilgi doğrultusunda kuş sürülerine karşı hazırlıksız yakalanmadan, uçağı başka yöne çevirebilecek. Bugüne kadar kuşların uçak motorlarına girmesi yüzünden dünya genelinde çok sayıda uçak kazası meydana geldi. Havayı emerek çalışan uçak motorları kuşları içine çekebiliyor. Motora giren kuşun hava akışını sağlayan ve titanyumdan imal edilen panellere çarpması sonrasında büyük hasar oluşuyor. Araştırmalara göre kuş çarpması nedeniyle oluşan kazalar 30 ile 11 bin 280 metre arasında gerçekleşiyor. Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonu ICAO’nun verilerine göre tüm dünyada 1988–1992 yılları arasında 25 bin kuş çarpması vakası tespit edildi. Amerikan Sivil Havacılık Otoritesi FAA’nın hazırladığı rapora göre, 1980’lere oranla kuş çarpma oranlarında yüzde 100’e yakın artış var. Bunun nedenlerinin başında hava limanlarının geniş araziler üzerindeki zengin besin kaynaklarının bulunması gösteriliyor. Kazalara tedbir olarak, hava limanlarına özel cihazlar konularak kuşları kaçırtmak için yırtıcı kuş sesi çıkartılıyor.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) yetkilileri, Atatürk ve Esenboğa Hava Limanları’ndaki 15 yıllık radarların geçen yıl son teknolojiyle donatılan yeni radarlarla değiştirildiğini hatırlatarak, yeni sistemin bir ay içinde servise verileceğini söylediler. Yetkililer, yeni radar sisteminde, herhangi bir arıza anında yedek sistemin devreye girdiğine dikkat çekerek, meteoroloji radarlarının uçakların yol dışına çıkarak tahditli ve engelli sahalara girmelerini de engelleyeceğini bildirdiler. Türkiye Hava Yolları Pilotları Derneği Başkanı Kaptan Pilot Tuna Gürel, meteoroloji radarlarının Avrupa’daki hemen hemen tüm hava limanlarında bulunduğunu belirterek, kurulacak radarların kendilerine büyük kolaylık sağlayacağını söyledi.

6 kilogramlık bir kuş, uçağa yarım ton kuvvetiyle çarpıyor

Türkiye Hava Yolları Pilotları Derneği Başkanı Kaptan Pilot Tuna Gürel, uygun olmayan meteorolojik şartlarda uçaktaki radarlar yardımıyla kaçındırma yaptıklarını dile getirerek, şunları söylüyor: “Uçaktaki radarlar da arızalanabilir. Bu yüzden hava limanlarına mutlaka meteoroloji radarları konulmalıdır. Bu sistemin monte edilmesi halinde hem trafik akışı kolaylaşacak, hem de uçaklar emniyete alınmış olacak.”

Öte yandan raporlara göre, Amerika’da sivil havacılıkta 1991–1997 yılları arasında 2 bin 400 kuş çarpma olayı meydana geldi. En çok “uçaklara çarpan kuş türleri”nin başında yüzde 31 ile martı geliyor. Martıları yüzde 13’le kargalar izliyor. Yaklaşık 6 kilogramlık bir kuşun saatte 300 kilometre ile giden uçağa çarpma etkisi 500 kilogramlık yani yarım tonluk kuvvete eşit. Rapor edilen bazı kuş çarpması sonucu meydana gelen kazalar ise şöyle:

15 Temmuz 1996’da, Belçika Hava Kuvvetleri’ne ait C–130 tipi bir uçak, iniş sırasında kuş sürüsüne girince pist başına çakıldı. Uçaktaki 4 mürettebatla birlikte 37 yolcudan 30’u hayatını kaybetti.

22 Eylül 1995’te Amerikan Hava Kuvvetleri’ne ait E–3A tipi uçağın kanat kısmı, kalkıştan kısa bir süre sonra kaz sürüsüne girdi. Uçağın 1 ve 2 numaraları motorları durdu. Kontrol dışı kalan uçak, ormanlık alana düşerken 24 mürettebat öldü.

15 Eylül 1988’de Etiyopya Havayolları’na ait Boeing 737–200 tipi uçağın motoruna kuş girmesi nedeniyle sağ motor tamamen durdu. Diğer motor da önemli ölçüde hasarlandı. Geri dönen uçak güç kaybı nedeniyle piste yetişemeyerek çakıldı. 105 yolcudan 31’i hayatını kaybetti.

29 Eylül 1988’de Hindistan Havayolları’na ait Airbus 300 tipi uçağın kalkış sırasında sağ motoruna kuş girdi. Pilotlar kalkıştan vazgeçerek pistte uçağı durdurmayı denedi. Duramayan uçak pist dışına çıktı. Olayda 17 yolcu ağır yaralandı.

16 Mart 2001 tarihinde Türk Hava Yolları’nın İstanbul–Trabzon seferini yapan Boeing 737– 800 tipi ‘Malatya’ adlı uçağı, sağ motoruna kuş girmesi sonucu 165 yolcusuyla Atatürk Hava Limanı’na geri dönmek zorunda kaldı. Yolcular büyük panik yaşadı.

Mustafa Gün / İstanbul

14.01.2004


 

Kayıp polis memuru gasp suçundan tutuklandı

Adana’da 13 Aralık 2003 günü ellerini kelepçeleyerek Ceyhan Nehri’ne atladığı iddia edilen polis memurunun sapasağlam olduğu ortaya çıktı. Gasp Büro Amirliği ekipleri tarafından yakalanan 7 yıllık polis memuru Hakan Güldiker’in (29), intihar süsü vererek işlediği gasp suçundan kurtulmak istediği anlaşıldı.

Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı Sarıcam Karakolu’nda görevli iken Pozantı Emniyet Amirliği’ne tayin edilen Hakan Güldiker, 2001 yılında Hale Güldiker isimli öğretmen ile evlendi. Güldiker’in, evliliğinin ardından önemli miktarda borca girdiği anlaşıldı. Borçlarını ödeyemeyince ruh sağlığı bozulan Güldiker’in birçok kez psikolojik tedavi gördüğü bildirildi. 13 Aralık 2003 tarihinde ailesine kimliği belirsiz bir taksici tarafından açılan telefonda, Hakan Güldiker’in Karataş ilçesi Hasret Köprüsü üzerinden Ceyhan Nehri’ne ellerini arkadan kelepçeleyip atlayarak intihar ettiği ihbar edildi. İddia üzerine polis ve jandarma, bölgede inceleme başlattı. Yapılan araştırmalarda cesedi bulunamayan polis memurunun 7 Aralık 2003 günü Kemal Koçak isimli esnafı, eşya satmak bahanesi ile evine götürdüğü anlaşıldı. Güldiker’in beylik silahı ile Kemal Koçak’ın üzerinde bulunan 2 milyar lirayı gasp etmesi, poliste intihar etmediği kuşkusunu uyandırdı. İntihar olayının senaryo olmasından şüphelenen Gasp Büro Amirliği’ne bağlı ekipler, çalışmalarını bu yönde sürdürdü. Polisin yaptığı çalışma sonucunda intihar ettiği öne sürülen Hakan Güldiker, Adana’nın Seyhan ilçesi Belediye Evleri Mahallesi’nde bir evde yakalandı. Meslekten ihraç edilen Güldiker, Gasp Büro Amirliği’ndeki sorgusunun ardından “görevi kötüye kullanmak ve gasp suçu işlemek”ten tutuklanarak adli makamlara sevk edildi. Cengiz Özen, Adana

14.01.2004


 

İnsan haklarını kısıtlayan 32 bin sayfa mevzuat var

290 kanun ile sayısız kararname ve genelgeyi tarayan sivil toplum örgütleri, Türkiye’deki mevzuatın ‘düşünce ve ifade özgürlüğünü’ kısıtlayan hükümlerle dolu olduğunu tespit etti.

32 bin 300 sayfaya sığan bu hükümler, ‘Suçlu Mevzuat’ başlığıyla kitap haline getirilecek. Prof. Dr. Semih Gemalmaz’ın yönetiminde hukukçuların hazırladığı kitabın taslağı CD olarak, Düşünce Suçuna Karşı Girişim üyesi Şanar Yurdatapan, Abdurrahman Dilipak, Hüsnü Öndül ve Ayhan Bilgen tarafından, dün TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış’a sunuldu. Çalışma hakkında bilgi veren Yurdatapan, mevzuatın sadece bir kısmının taranmasıyla ‘düşünce ve düşünceyi ifadeyi’ suç sayan çok sayıda maddenin ortaya çıkarıldığını söyledi. Bunun kitap halinde basılarak kütüphanelere, üniversitelere ve hukuk kurumlarına dağıtılacağını belirten Yurdatapan, Meclis’te gerekli düzenlemelerin yapılması için Elkatmış’tan destek istedi. Avrupa Birliği’ne (AB) uyum yasalarını olumlu karşıladıklarını belirten Yurdatapan, ‘Yalnız 7 Paket Değil, Hepsi’ sloganıyla kampanya başlatacaklarını da anlattı. Komisyon Başkanı Mehmet Elkatmış da, gerekli katkıyı vereceklerini açıkladı. Ankara, Zaman

14.01.2004


 

Bulgar Viaggio Air Türkiye uçuşlarına başladı

Bulgaristan’daki havayolu özelleştirmesinden sonra geçen yıl nisan ayında kurulan Viaggio Air, ATR 42 tipi uçağı ile Türkiye uçuşlarına başladı.

İlk uçuş için ATR 42 tipi uçakla İstanbul Atatürk Hava Limanı’na gelen Bulgaristan Ulaştırma Bakanı Nikolay Vassilev ve beraberindekiler, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım tarafından karşılandı. Bulgar Bakan Vassilev, Bulgar hükümeti olarak sınır kapılarındaki sıkıntıların giderilmesi için önemli adımlar attıklarını dile getirerek, “Örneğin kotaların kaldırılması, hudut kapılarının modernizasyonu, hava limanları arasındaki uçuşların fazlalaşması, deniz nakliyatının artırılması, turistlerin seyahatlerinin kolaylaştırılması için çalışmalar yapıyoruz. Bu konular nisan ayında Ankara’da yapılacak Karma Ulaştırma Komisyonu’nda detaylarıyla ele alınacak.” açıklamasında bulundu.

Bu arada, Viaggio Air’in Türkiye uçuşlarına başlamasıyla ilgili kokteyle Bulgaristan Ulaştırma Bakanı Nikolay Vassilev ile birlikte 2003 Bulgaristan güzeli Elena Tihomirova da katıldı. Viaggio Air, Sofya–İstanbul uçuşlarını haftada iki kez salı ve perşembe günleri gerçekleştirecek. Havayolu şirketinin yaz tarifesinde İstanbul’a düzenleyeceği sefer sayısını 4’e çıkaracağı kaydedildi. Seyfettin Koçak, İstanbul

14.01.2004


 

AIDS virüsü taşıdığı açıklanan futbolcunun intiharı yeni bir tartışmaya yol açtı

Yozgat’ın Çandır ilçesinde yanlışlıkla AIDS virüsü taşıdığı teşhisi konulan genç futbolcu intihar etti.

Alınan bilgiye göre, Çandırspor Kulübü’nde 5 yıldır futbol oynayan Ali Orhan B. (25) rahatsızlanarak Çandır Devlet Hastanesi’nde gitti. Yapılan tahlillerde Ali Orhan B’ye AIDS virüsü taşıdığı bildirildi. Bunun üzerine bunalıma giren genç kendilerine ait un fabrikasına giderek tabanca ile intihar etti. Yapılan otopside Ali Orhan B’nin AIDS virüsü taşımadığı tespit edildi. Baba Mahmut B, çocuğunun böyle bir virüs taşımadığını; ancak yaklaşık 5 ay önce Kayseri Erciyes Üniversitesi Hastanesi’nde bir hasta için kan verdiğini söyledi. Çandır Savcılığı olayla ilgili soruşturma başlattı.

Yozgat İl Sağlık Müdürü Ertuğrul Ünkoç ise şunları söyledi: “Ali Orhan B. hasta olduğunu beyan ederek Çandır devlet hastanemize başvurmuş. Yapılan tahlil sonucunda AIDS virüsü çıkınca bir kez daha tahlil yapılmış, ancak yine AIDS virüsü çıkmış. Bunun üzerine hastane yetkilileri bunun kesin olmadığını belirterek, hastanın Kayseri Erciyes Üniversitesi’nde yeni tahlil yaptırması iletilmiş. Ancak hasta gerekli başvuruyu yapmadan böyle bir olayı gerçekleştirmiş.”

Öte yandan Orhan B’nin (22) ailesi oğullarına Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Merkez Laboratuvarı’nda Eliza testi yaptırmış. Olayın savcılık soruşturmasına tabi olduğunu ve kendilerinden de rapor istendiğini belirten Prof. Dr. Nedret Koç, “Yapılan testlerin güvenilirliği çok önemlidir. Bu da testlerin yapıldığı laboratuvarların durumuna bağlıdır. Bizim laboratuvarımız denetim altında olduğu için sonuçlarla ilgili olarak çok hassas davranmaktadır. Öncelikle yapılan testlerin mutlaka uzmanlar tarafından görülmesi gerekir. Yozgat’ta meydana gelen olay ile ilgili olarak açıklanan testin yanlışlığı konusunda bir değerlendirme yapmamak. doğru değil. Bu testlerin mutlaka uzmanlar tarafından görülmesi gerektiğine inanıyorum.” Ersan Temizel, Kayseri, Yozgat, aa

14.01.2004


 

Adalet artık plazada dağıtılacak

Bir devlet dairesi, köhnemiş yapısından kurtularak plazaya kavuştu. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, 17 Ağustos depreminde hasar gören harap binadan sonunda kurtuldu. Adalet Bakanlığı, Şirinevler’deki Erlüks Plaza’nın büyük bir kısmını kiralayarak Bölge İdare Mahkemesi’nin modern bir binaya taşınmasını sağladı. Mahkeme plaza için ayda 75 milyar lira kira ödeyecek.

Adalet Bakanlığı İdari Mali İşler Daire Başkanı Mustafa Kökçam, yetersiz binalarda görülen yargı hizmetlerini çağın gelişmelerine uygun hale getirmeye çalıştıklarını söyledi. Eminönü’nün Kumkapı Mahallesi’nde Milli Savunma Bakanlığı’na ait binada geçici faaliyet gösteren İdare Mahkemesi’nin, 17 Ağustos depreminde zarar gördüğünü hatırlatan Kökçam, bunun üzerine yeni bina arayışına girdiklerini dile getirdi. Kökçam, yargısal faaliyetlerin büyük çoğunluğunun yetersiz binalarda yerine getirildiğine dikkat çekerek, adliyelerin çağın gelişmelerine ve hizmetin gereklerine uygun şekilde inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Mustafa Kökçam, bu konuda Adalet Bakanlığı’nın çalışmalarının devam ettiğini aktardı. “2004 yılı adliye binaları açısından atılım yılı olarak belirlenmiş ve bu konuda yoğun çalışma sarf edilmektedir.” diyen Kökçam, 74 hakim ve 138 diğer adalet personeli ile faaliyet gösteren mahkeme için plazanın, aylık 75 milyardan olmak üzere yıllık 900 milyara kiralandığını açıkladı.

İstanbul Barosu Başkanı Avukat Kazım Kolcuoğlu, İstanbul’da 33 adliye binası olduğunu ve bunların çoğunun kiralık çalıştığını söyledi. Bölge İdare Mahkemesi’nin modern, temiz bir binada faaliyet göstermesinin sevindirici olduğunu belirten Kolcuoğlu, artık adliyelerin kendi binalarına sahip olması gerektiğine dikkat çekti. Kolcuoğlu, “Adliyeler kampus şeklinde olmalı. İçinde hakim ve savcıların oturacağı lojmanlar bulunmalı.” dedi.

Deniz Aydın / İstanbul

14.01.2004


 

Alemdaroğlu hakkında Atatürk’e hakaretten suç duyurusu

Atatürk’ün resimlerini yırttığı öne sürülen İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu hakkında ‘Atatürk’ün manevi şahsiyetine hakaretten’ suç duyurusunda bulunuldu.

Suç duyurusu dün, başkanlığını Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden’in yaptığı Cumhuriyetçi Demokrasi Partisi’nin İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi Avukat Erkut Şahin tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapıldı. Türksolu gazetesinin internetteki web sitesinde geçen hafta, Alemdaroğlu’nun 10 Kasım 2003’te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde düzenlenen Atatürk’ü Anma Toplantısı öncesinde Atatürkçü Düşünce Kulübü’ne ait stanta saldırdığı öne sürülmüştü. Söz konusu olay Türksolu gazetesinin internetteki web sitesinde ise şöyle anlatılıyor: “Alemdaroğlu, TÜRKSOLU gazetesinde kendisini İstanbul Üniversitesi’nde PKK’nın açık faaliyetlerine göz yummaması konusunda uyaran küçük bir haberden sonra Atatürkçü gençlik hareketini bitirme kararını almış ve uygulamaya sokmuştur. 10 Kasım törenlerinde her sene Atatürkçü gençlerin açmış olduğu stanta saldırmış, duvardaki Atatürk resimlerini yırtmış, İleri Dergisi, TÜRKSOLU gazetesi ve Yekta Güngör Özden’in kitaplarını yere fırlatmış, bizzat kendisi Atatürkçü gençlerin stantını dağıtmıştır. Alelacele tüm fakültelere emir vererek 12 Atatürkçü öğrencinin okula girişini sebep göstermeksizin yasaklamıştır. Okula alınmama kararını ise bir hafta boyunca öğrencilerin kendisine bile tebliğ etmemiştir.” Avukat Erkut Şahin, Atatürk’e karşı işlenen suçlarda savcıların olayı soruşturmakta doğrudan yetkili olduğunu belirterek, soruşturmanın başlaması için Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) bildirilmesi veya izin alınması gerekmediğine dikkat çekti. Söz konusu olayı İstanbul Üniversitesi’nden atılan Türksolu grubu üyesi öğrencilerin idare mahkemesine açtıkları dava sonucu öğrendiğini vurgulayan Şahin, “Suç duyurusunda tanık olarak Güneş Ayas (Türksolu Genel Yayın Yönetmeni), Okan Ersoy ve Utku Umut’u tanık olarak gösteriyorum. Bu suçun cezası bir yıldan üç yıla ceza öngörüyor.” dedi.

Erkan Acar / İstanbul

14.01.2004


 

Yılbaşı trilyonerinin evine hırsız girdi

Milli Piyango’nun yılbaşı çekilişinin 2,5 trilyon liralık Batman talihlisi Ahmet Beycür’ün evine giren hırsız eli boş çıktı.

Annesinin kalp ameliyatını yaptırmak için Ankara’da bulunan Milli Piyango’nun yılbaşı çekilişindeki 2,5 trilyon lira talihlisi Ahmet Beycür’ün İluh Mahallesi 1307 Sokak’taki evine hırsızlar girdi. Olay, Ahmet Beycür’ün evini kontrole giden babası İbrahim Beycür’ün, evin dağınık olduğunu görüp güvenlik güçlerine haber vermesiyle ortaya çıktı. Olay yerine gelen güvenlik güçleri, eve hırsızlık amacıyla giren kişi veya kişilerin evi altüst ettiklerini; ancak evde para ve değerli eşya bulamayınca bir şey almadan evi terk ettiklerini tespit etti. Beycür ailesi hırsızlık olayı ile ilgili açıklama yapmazken, güvenlik güçleri olayın geniş çaplı araştırıldığını belirti. Batman, Cihan

14.01.2004


 

Fransız bakan: Genel bir başörtüsü yasağı olmayacak

Körfez ülkelerinde resmi temaslarda bulunan Fransa Dışişleri Bakanı Dominique de Villepin, Fransa’nın çıkaracağı laiklik yasasının İslam ülkelerinde yanlış anlaşıldığını ülkesinin başörtüsünü sınırlı yerlerde yasaklayacağını söyledi.

“Fransa’da genel bir başörtüsü yasağı olmayacak.” diyen Dominique de Villepin dini semboller yasağının sadece devlet ortaöğretim okullarında ve resmi daireleri kapsadığını kaydetti. Villepin, başörtüsünün özel okullarda, özel dini okullarda, üniversitelerde, kamu alanlarında (lieux publics) olmayacağını ifade etti.

Villepin, düzenlediği basın toplantısında Fransa’nın çıkaracağı kanunu savundu. Fransa’da İslam’ın yeri olduğunu ve saygı gösterildiğini dile getiren Villepin, ülkedeki tüm dinlere saygı için devletin tarafsız olması gerektiğini belirtti. Önümüzdeki eğitim yılında yürürlüğe girmesi beklenen kanunun ‘İslam’ı ve başörtüsünü hedef aldığını’ söylemenin yanlış olduğunu anlatan Villepin, söz konusu yasanın Fransa’nın çok eski bir geleneği olan kamusal alanın tarafsızlığı ilkesi doğrultusunda hazırlandığını vurguladı. Ali İhsan Aydın, Paris

14.01.2004


 

Almanya’nın Baden eyaleti, öğretmene başörtüsünü yasaklıyor

Almanya’nın Baden-Württemberg eyalet hükümeti, Müslüman öğretmenlerin okullarda başörtüsü takmalarını yasaklayan yasa tasarısını kabul etti.

Eyalet Eğitim Bakanı Anette Schavan tarafından hazırlanan ve eyalet meclisine sunulacak yasa tasarısı, kamu hizmetinde genel bir başörtü yasağını kapsamıyor. Almanya’da Aşağı Saksonya eyaletinde de başörtüsü yasağını içeren bir yasal düzenleme gündeme getirildi. Bu arada, çeşitli Müslüman dernekleri, 17 Ocak Cumartesi günü başkent Berlin’de, türban yasağına karşı bir gösteri düzenleyeceklerini açıkladı. Dernek temsilcileri, örtü yasağını din özgürlüğü için bir tehdit olarak gördüklerini ifade ederek, başörtülü kadınların radikal dinci olarak gösterilmelerine karşı çıktıklarını belirtti. Berlin polisi, gösteriye yaklaşık 5 bin kişinin katılmasının beklendiğini bildirdi. Berlin, aa

14.01.2004


 

Sivas mahkumları ‘eve dönüş’ için başvurdu, mahkeme karar vermedi

Sivas Davası mahkumlarının “Topluma Kazandırma Yasası”ndan faydalandırıldıklarına ilişkin gazetelerde yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Sivas Davası'ndan yargılanıp hüküm giyenlerin Topluma Kazandırma Yasası'ndan yararlanmak için başvuruda bulunduklarını ancak mahkemenin henüz bu konuda bir karar vermediğini açıkladı. Çiçek “Başvuru, yasadan otomatik olarak yararlanma hakkını doğurmaz, birtakım şartları yerine getirmeleri gerekir.” dedi.

Bakan Çiçek, AK Parti'nin Meclis grup toplantısından önce gazetecilerin sorularını cevapladı. Çiçek, Sivas Davası'ndan yargılanıp hüküm giyenlerin başvurusuyla ilgili olarak Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin (DGM) 17 Şubat 2004 tarihinde bir değerlendirme yapacağını kaydetti. Çiçek şöyle konuştu: “O gün bitebilir, bitmeyebilir. Şu an Sivas davasından mahkum olanların bugün itibarıyla ceza indiriminden faydalanması söz konusu değil. Faydalanma sadece başvuru hakkındandır. Halen mahkeme bu kanun kapsamına girip girmediği, girdiyse yararlanıp yararlanmadığı noktasında karar vermiş değil. Bu kararları mahkeme veriyor. Sanki bunlar kanun kapsamına giriyor, yararlanıyor, cezalarında gerekli indirim yapılmış; ama ceza süresi uzun olduğu için tahliye olmamış gibi anlamlar doğru değil.”

Bu arada ağustos ayında çıkarılan yasadan terör örgütü PKK'ya mensup çok sayıda kişinin yararlanmasına karşılık Sivas Davası mahkumlarının başvuru yapmasına tepki gösterilmesi çifte standart olarak yorumlandı. Sivas Davası'nda yargılananların bir bölümünün avukatlığını yapan Hüseyin Ayan, “Terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'ın bile yasadan yararlanmasının tartışıldığı bir ortamda birçoğu yangın yerinde bile olmayan Sivas Davası mahkumlarının yasadan faydalanmak için başvuru yapmasına karşı çıkılması çifte standarttır.” dedi. Ayan, kendisinin teknik olarak Sivas Davası mahkumlarının yasadan yararlanamayacaklarını düşündüğünü belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Topluma Kazandırma Yasası'nda örgüt kavramının kapsamı geniş tutulduğu için bu açıdan Sivas mahkumları da yararlanmak isteyebilir. Ancak bu bir jurnal yasası olduğu için bundan faydalanmak isteyenlerin birtakım itiraflarda bulunması bazı bilgiler vermesi gerekir. Birçoğunun yangınla uzaktan yakından ilgisi olmayan Sivas Davası mahkumları hangi bilgiyi verecek? Bu nedenle Sivas Davası’ndan hüküm giyenlerin bu yasadan yararlanacaklarına ihtimal vermiyorum.”

İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Hüsnü Öndül de herkesin yasadan faydalanmak için dilekçe verme ve başvuru yapma hakkına sahip olduğuna dikkat çekerek bu genel ilkede Sivas Davası mahkumlarının da yararlanabileceğini ifade etti.

Yasadan 1386 kişi faydalandı

PKK/KADEK militanlarının teslim olması amacıyla çıkarılan Topluma Kazandırma Yasası'nın süresi 6 Şubat 2004'te sona eriyor. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre yasadan yararlanmak amacıyla bugüne kadar toplam 2 bin 800 kişi güvenlik birimlerine başvurdu. Bunlardan bin 386 kişi yasadan yararlandı. 140 kişi de yasadan yararlanmak amacıyla teslim oldu. CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in ‘eve dönüş’ yasasıyla ilgili yazılı soru önergesini yanıtlayan Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in verdiği bilgilere göre, 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu'ndan faydalanmak üzere bin 347 PKK/KADEK mensubu, 616 Hizbullah mensubu ve 44 Sivas sanığı başvuruda bulundu. Bunlardan 447 PKK/KADEK'li, 373 Hizbullah mensubu yasadan yararlanarak tahliye edildi. 27 PKK/KADEK'li ile 17 Hizbullah mensubu yasadan yararlanamadı. 812 PKK'lı ve 220 Hizbullah mensubu ile 2 Sivas sanığının durumunun ise halen incelemede bulunduğu bildirildi. 61 PKK/KADEK mensubu ve 9 Hizbullah mensubu ile birlikte 42 Sivas sanığının kanundan yararlandığı halde tahliye edilmediği belirtildi.

Murat Aydın,Sedat Güneç / Ankara

14.01.2004


 

Yerel yönetimler reformu hayata geçiriliyor

İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Yerel Yönetimler Reform Taslağı’nı kamuoyuna açıkladı. Aksu, “Yerel Yönetimler Reformu” tasarı taslağına göre, kanunlarla başka bir kamu kuruluşuna verilmeyen mahalli, müşterek, nitelikli her türlü görev ve hizmetlerin yerel yönetimlerce yerine getirileceğini bildirdi.

Bakan Aksu, Başbakanlık’ta düzenlediği basın toplantısında taslağın Kamu Yönetimi Reformu’nun önemli bir ayağını oluşturduğunu söyledi. Yerel yönetimlerde reformun toplumun tüm kesimleri tarafından arzulanan; ancak yıllardır bir türlü gerçekleştirilemeyen konulardan birisi olduğunu ifade eden Aksu, hükümetin, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması kapsamında, Yerel Yönetimler Reformu’nu gerçekleştirmeye kararlı olduğunu vurguladı. Aksu, reformun ilk ayağını oluşturan Belediye Kanunu, Büyükşehir Belediye Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu tasarılarının günün şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun olarak hazırlandığının altını çizdi.

Aksu, şubat ayının ilk haftası içinde sivil toplum örgütleri, kurum ve kuruluşlardan gelecek değerlendirmeler doğrultusunda taslağın Bakanlar Kurulu’nda bir kez daha görüşüleceğini ve TBMM’ye sevk edileceğini kaydetti. Bakan Aksu, tasarı uyarınca, belediye kurulması için gerekli olan nüfus şartının 2 binden 5 bine çıkarıldığını, nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin ise kaldırıldığını belirtti.

Aksu, tasarı ile yeni vergi getirilmediğini ifade etti. Bir soruyu cevaplarken Aksu, belediyelerin arzu etmesi ve hazırlıklarını tamamlamaları halinde şehir içi trafiğini devredebileceklerini söyledi. “Bu yasa çıktıktan sonra bazı bölgelerde seçim tekrar edilecek mi?” sorusuna Aksu, “Hayır seçim tekrarı diye bir şey yok.” karşılığını verdi. Ankara, Zaman

14.01.2004


 

Pilotluk için futbolu bırakan şehit yüzbaşı yakınlarına ‘uçmazsam ölürüm’ diyordu

Manisa’nın Selendi ilçesinde düşen uçakta şehit olan Pilot Yüzbaşı Mehmet Ali Yandım (33)’ın cenazesi, memleketi İzmir’de toprağa verildi. Şehit yüzbaşının lise yıllarında Göztepe genç takımında kaptan olarak top koştururken pilot olma hayaliyle futbolu bıraktığı öğrenildi. Şehit yüzbaşının 6 yaşındaki oğlu Göktürk de babasının cenaze namazında büyüklerle birlikte saf tutarak dua etti.

İzmirli işçi emeklisi Ali Yandım’ın tek erkek çocuğu Mehmet Ali Yandım, küçük yaşlardan itibaren uçmaya merak salmıştı. Uçaklara hayranlık duyan Yandım, çevresindekilere “Bir gün pilot olacağım.” diyordu. Ortaokuldayken Göztepe futbol takımında oynamaya başlayan Yandım, lise yıllarında Göztepe genç takımında maçlara kaptan olarak çıkmaya başladı. Yandım, hayatının dönüm noktalarından birini lise son sınıfta yaşadı. Üniversite sınavında ziraat fakültesini de kazanan Yandım, küçüklükten beri hayalini kurduğu pilotluk için Hava Harp Okulu’nu tercih etti. Kaptan olarak görev yaptığı Göztepe futbol takımından ayrılan ve futbola veda eden Mehmet Ali Yandım, okulu bitirdikten sonra pilotluk hayalini gerçekleştirdi. Senelerce Kuzey Irak dahil yüzlerce uçuş gerçekleştiren Yandım, Eskişehir’deki 1. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda uçuş hocası olarak görev yapıyordu. Hava Komutanlığı’nın sayılı pilotlarından birisi olan Mehmet Ali Yandım’ı ecel dün eğitim uçuşu sırasında yakaladı. Yandım, Pilot Üsteğmen Mehmet Ata ile birlikte eğitim uçuşu sırasında uçağın teknik bir arıza nedeniyle Manisa’nın Selendi ilçesi yakınlarında düşmesi sonucu şehit oldu. Şehit yüzbaşının eşi Meşhure Yandım, cenazeye 6 yaşındaki oğlu Göktürk’le birlikte katıldı. Bostanlı Beşikçioğlu Camii’nde düzenlenen törende duygulu anlar yaşandı. Şehit kocasının tabutuna sarılan Meşhure Yandım, “Niye ağlıyorsun anne, babam nerede?” diye soran oğlu Göktürk’e, “Baban cennete gitti oğlum.” diye cevap verdi. Cenazeye İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, NATO Güneydoğu Müşterek Kuvvetler Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Nikolaus Sarris, şehit yüzbaşının yakınları katıldı. İsa Sezen, Yasin Sağlık, İzmir

14.01.2004


 

Torununun şehit haberini hacca giderken aldı

Manisa yakınlarında düşen askerî uçakta şehit olan Pilot Üsteğmen Mehmet Ata’nın (25) ölüm haberini babaannesi hacca gönderilirken öğrendi.

Gazi İlköğretim Okulu’nda müdür yardımcılığı görevini yürüten baba Hilmi Ata ve anne Hatice Ata, Şehit Pilot Üsteğmen Mehmet Ata’nın babaannesini İstanbul’dan hacca gönderirken oğullarının ölüm haberini öğrendi. Yapraklı ilçesi Yüklü köyü nüfusuna kayıtlı olan şehit Ata’nın, 1995–2000 yılları arasında Anadolu lisesinde 3 yıl beden eğitimi öğretmenliğini yapan ve şu an Çankırı belediye Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Adnan Şahin, Pilot Üsteğmen Mehmet Ata’nın şehit olduğunu dairede öğrendiğini ve çok üzüldüğünü belirterek, “Mehmet Ata, çok sessiz, sakin, çalışkan bir öğrencimdi. Ölüm haberini duyunca çok duygulandım.” diye konuştu. Pilot Üsteğmen Mehmet Ata’ nın cenazesi, Çankırı’nın Yapraklı ilçesi Yüklü köyünde dün düzenlenen askeri törenin ardından, gözyaşlarıyla toprağa verildi. Ersin Yılmaz, Çankırı

14.01.2004


 

ABD, uçak yolcularına risk potansiyeline göre renk verecek

Amerikan yönetimi, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir uygulamaya imza atıyor. Hava güvenliği için uçak yolcularına, “risk potansiyellerine göre’’ renk verilecek. Yeni sistem iki ay içinde uygulamaya geçirilecek.

ABD geçen hafta vizeyle gelen yabancıların, sınır kapılarında parmak izlerinin alınması ve fotoğraflarının çekilmesi uygulamasını başlatmıştı. Ulaşım Güvenliği Yönetimi’nden Mark Hatfield, önceki akşam yaptığı basın toplantısında, yolculara üç renkten oluşan “güvenlik merdiveni’’ uygulayacaklarını açıkladı. ABD’ye gitmek için bilet ayırtan her yolcuya yeşil, sarı ve kırmızı renklerinden biri “tahsis edilecek’’, bu renkler yolcunun güvenlik bakımından taşıdığı riski gösterecek ve bilet sahibine buna göre davranılacak. “Bu, tamamen kimlik kontrol mekanizması.’’ diyen Amerikalı yetkili, uygulamanın, insanların özel yaşamlarına saygısızlık olup olmayacağı yolundaki sorulara kaçamak cevaplar verdi.

CAPPS-2 adı verilen yeni sistem, iki aya kadar bazı havaalanlarında uygulamaya konacak. Kongre’nin isteği üzerine hazırlanan sistem uyarınca, “yeşil’’ alan yolculara normal, “sarı’’ verilen yolculara sıkı denetim uygulanacak. “Kırmızılar’’ ise uçaklara alınmayacak. Uygulama, açıklanır açıklanmaz insan hakları örgütlerince eleştiri konusu yapıldı. American Civil Liberties Union adlı örgütün yöneticilerinden Barry Steinhardt, eleştirisini yaparken alaylı bir dille “Baldırı çıplak güvenliği. Her yolcu elekten geçirilecek. Kimlikler istihbarat verilerinden hareketle süzgeçten geçirilecek.’’ dedi.

ABD, bu uygulamaya geçebilmek için geçen ayın ortalarında Avrupa Birliği ile anlaşma yapmıştı. Anlaşmada, Avrupa’daki havaalanlarından ABD’ye havalanan uçaklara binecek yolcularla ilgili bilgilerin ABD’ye verilmesi öngörülüyor. Ancak anlaşma henüz Avrupa Parlamentosu’nca onaylanmadı. Amerikan yönetimi, aynı sistemi iç hat seferlerinde de uygulamayı tasarlıyor.

Bu arada havayoluyla ABD’ye giren yabancı yolcular, 5 Ocak’tan bu yana havaalanlarında fişleniyor. Uygulama vatandaşları için vize istenmeyen 28 ülkeyi kapsamıyor. Bu ülkeler, çoğunlukla Avrupa Birliği üyeleriyle Japonya, Kanada, Avustralya gibi ülkelerden oluşuyor. ABD’nin fişleme uygulamasını protesto eden Brezilya ise misilleme olarak ABD vatandaşlarının girişte parmak izinin alınacağını ve fotoğraflarının çekileceğini açıklamıştı. Washington, aa

14.01.2004


 

78 yıllık yasa, jeotermal kaynak kullanımına engel

Jeotermal kaynakları açısından dünyada 7. sırada bulunan ülkemiz, bu kaynakların sadece yüzde 0,5’ini kullanabiliyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri ise jeotermal yasasının 78 yıl önce çıkarılmış olması. Söz konusu yasa, jeotermalin sadece hamam ve kaplıcalarda kullanılması ile maden sularının şişelenmesi konularını kapsıyor.

Jeotermalin, enerji üretimi, sera, ev, turizm ve spor tesislerinde kullanılması gibi yeni konular kanun kapsamına girmediği için bu önemli doğal varlıklarımız atıl halde bekliyor. Jeotermal ruhsatı konusunda yetkili kurum olan il özel idareleri, yasanın kapsamının darlığı yüzünden turizm tesisi, sera veya ısıtma sistemini jeotermal kaynaklardan karşılamak isteyenlere ruhsat veremiyor. Belediye ve özel şirketler de soruşturma geçirme veya tesisin mühürlenmesi korkusu ile bu alanda yatırım yapmaktan kaçınıyor.

Bakanlık tasarı hazırlıyor

İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu, 30 Haziran 1926’da yürürlüğe giren “Sıcak ve Soğuk Maden Sularının İstismarı ile Kaplıcalar Tesisatı” Kanunu’nun eksikliklerle dolu olduğunu belirtti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın jeotermalle ilgili yeni yasa tasarısı hazırladığını söyleyen Göksu, bu tasarının yasalaşması halinde belediyeler ile büyük şirketlerin devreye gireceğini ve yeni jeotermal kuyularının açılarak, boruların hızla döşeneceğini anlattı. Yetki karmaşası yüzünden zaman zaman sıkıntılar yaşandığını ifade eden Göksu, “Türkiye’de hâlâ jeotermal yasası yok. Belki de bu yüzden yatırımcılar tereddüt ediyor. Halen eski bir nizamnameyle bu yatırımlar yürütülmektedir. Enerji Bakanlığı müsteşarıyla görüştüm. İnşallah bu konuda çıkacak yasayla sanayicilerimize daha çok güvence verip özel sektörün de bu işe girmesini sağlayacağız.” dedi.

Türkiye’nin jeotermal enerji açısından zengin kaynaklara sahip olduğunu; ancak 30 yıl önce açılan birçok kuyunun, yatırım yapılmadığı için kaderiyle baş başa bırakıldığını ifade eden Vali Göksu, Denizli valiliği döneminde jeotermal kuyuların çürüdüğünü tespit ettiğini anlattı. Jeotermalin büyük bir kolaylık olduğunu anlatan Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, 78 yıl önce çıkarılan yasanın bu alanda yatırım yapmalarını engellediğini savundu. Batur, yasanın değişmesi halinde belediyelerin jeotermalin yaygınlaşmasında lokomotif rolü üstleneceğini kaydetti.

İşletme yasası, devirle ilgili hukuki süreç, bedel ve sayaç takım sorumluluklarının belediyelere devredilmesini isteyen Balçova Belediye Başkanı Ali İhsan Ülker, “Hiçbir şekilde çalışmalarla ilgimiz olmadığı halde artıları özel idare, eksileri biz alıyoruz. Ayrıca en ufak bir sorunda vatandaş, şikayet için bize geliyor.” şeklinde konuştu.

Jeotermale alternatif ısınma sistemi olarak doğalgaz gösteriliyor. Oysa doğalgazla ısınan bir konut, jeotermalle ısınan bir konuta göre 5 kat daha fazla ücret ödüyor. Üstelik jeotermalle ısınan vatandaşlar, bütün odalarını ısıtırken, hem de aynı suyu yemeklerinde ve banyolarında da kullanabiliyor.

Ankara ve İstanbul’da doğalgazla ısınan 100 metrekarelik bir daire için aylık 150 milyon ödenirken İzmir’de jeotermalle ısınan aynı büyüklükteki daire için 32 milyon lira ödeniyor. 1995 yılından bu yana jeotermal enerjiyle ısınan Tayfun-Dilay Özen çifti, jeotermal enerjinin çok büyük bir nimet olduğunu ve mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. 100 metrekarelik evlerini jeotermal suyla ısıtan Özen ailesi, “Her ay 28 milyon lira ödüyoruz. Jeotermal kaynaktan gelen suyu banyoda, çamaşırda ve yemeklerde de kullanıyoruz.” dedi.

Kanunda iki kez değişiklik yapıldı

1926 yılında çıkarılan jeotermalle ilgili “Sıcak ve Soğuk Maden Sularının İstismarı ile Kaplıcalar Tesisatı” isimli kanunda 1942 ve 1957 yıllarında iki kez değişiklik yapıldı. Ancak bu değişiklikler de günümüzün ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalıyor. Kanunun yenilenmesi istenen maddelerinden biri şöyle: “Elyevm mekşuf sıcak ve soğuk maden sularının istismarı imtiyazı maadin idaresi heyeti fenniyesince kaydedilecek hudud dahilinde olmak üzere 12 Nisan 1341 tarihli kanun mucibince maadini mekşufe misillü ihale olunur.” denilirken, 17.06.1942 tarihinde yapılan yeni bir düzenlemeyle “İçmeye ve yıkanmaya mahsus olup halen mekşuf veya henüz keşfedilmemiş şifalı sıcak ve soğuk maden sularının rüsum ve temüttü hisseleri vilayet hususi idarelerine (özel idare) aittir.” haline getirilmiş. Türkiye’de sadece yüzde 0,5’i kullanılan jeotermal kaynaklarının yüzde 95’i yerleşim birimlerinin ısıtılmasına uygun bölgelerde bulunuyor.

Ömer Oruç / İzmir

14.01.2004


 

Türkiye, İncirlik Üssü’nü BM Anayasası’na göre açtı

Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Irak’ta görev yapan ABD askerlerinin İncirlik Üssü’nü kullanmasına ilişkin sürecin başladığını söyledi. Çiçek, Anayasa’nın 92. maddesinin birinci fıkrasına göre bu konuda yeni bir Bakanlar Kurulu kararına ihtiyaç olmadığını açıkladı.

ABD’nin asker rotasyonu için İncirlik Üssü’nü kullanacak olmasına ilişkin AK Parti Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerine bilgi veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da ABD askerlerinin silahsız olarak gelip gideceklerini, bu konuda iki ülke arasında anlaşmaya varıldığını söyledi. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek de ZAMAN’a yaptıkları açıklamalarda, Amerikan askerlerinin Türkiye’deki rotasyon işlemlerinde silah bulundurmayacaklarını bildirdiler. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ise İncirlik Üssü’nün kullanılmasının, Birleşmiş Milletler (BM) Anayasası’nın 7. maddesi gereği bir zorunluk olduğunu kaydetti.

Başbakan Erdoğan başkanlığında dün toplanan Bakanlar Kurulu, İncirlik Üssü’nün ABD askerlerinin rotasyonunda kullanılması ve Kıbrıs konusunu görüştü. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, “Irak’taki ABD askerlerinin bir bölümünün İncirlik üzerinden ülkelerine dönmesi, karşılığında gelecek askerlerin de yine İncirlik üzerinden bölgeye intikali bakımından tahmil ve tahliyeyle alakalı süreç başlamıştır. Bu konuda yeni bir Bakanlar Kurulu kararına gerek yok.” dedi.

İncirlik’in kullanımı ile ilgili BM Güvenlik Konseyi’nin 1483 sayılı kararı doğrultusunda Bakanlar Kurulu tarafından 23 Haziran 2003’te bir karar alındığını hatırlatan Çiçek, söz konusu kararın uygulanmasıyla ilgili gerek ve usullerin ise Genelkurmay tarafından belirlendiğini söyledi. Dün Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Genel Sekreteri Donald J. Johnston ile bir araya gelen Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de İncirlik Üssü’nün kullanılmasıyla ilgili olarak, her şeyin kamuoyunun gözü önünde cereyan ettiğini söyledi. BM’nin 7. madde başlığı altında yapılan çağrının ikiye ayrıldığını belirten Gül, bunların güvenlik–istikrar ve insani yardımlarla ilgili olduğunu hatırlattı. Gül, bu çerçevede üye ülkelerin Irak’ta güvenlik, istikrar ve insani yardımlar açısından mecburi işbirliğine davet edildiğini ve bunda bir tersliğin söz konusu olmadığını belirtti.

Adalet Bakanı Cemil Çiçek konuyla ilgili olarak Meclis’e de bilgi verdi. Bu konuda yeni bir tezkereye ihtiyaç olmadığını vurgulayan Çiçek, İncirlik Üssü’nün kullanımının 1483 sayılı BM kararına dayandırıldığını hatırlattı. Çiçek, İncirlik dışında başka bir üssün kullanımının söz konusu olmadığını kaydetti.

‘Kararname iptal edilebilir’

Partisinin gurup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, İncirlik Üssü’nün kullanılması ile ilgili kararnamenin hukuki niteliğinin tartışmalı olduğunu söyledi. Danıştay’ın kararnameyi iptal edebileceğini belirten Baykal, “Hükümet her zaman olduğu gibi hukuku, anayasal gerekleri dikkate almadan, üstelik gizli kapaklı, halkın dikkatinden kaçırarak oldubitti içine girdi ve bunda da suçüstü yakalandı.” dedi.

Ömer Şahin, Edip Ali Yavuz / Ankara

14.01.2004


 

İncirlik esnafı hayal kırıklığına uğradı

Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı İncirlik beldesinde, üssün ABD’li askerlerin rotasyonunda kullanılacağı haberleri ile ümitlenen esnaf, askerlerin üs dışına çıkmayacağı açıklamaları ile hayal kırıklığına uğradı.

Beldedeki yaklaşık 350 esnaf ve sanatkar, üssün büyük ölçüde boşaltılmasından sonra yaklaşık iki yıldır ekonomik durgunluk yaşadıklarını belirterek, artan işyeri kiralarını dahi ödemekte güçlük çektiklerini söylediler. Özellikle antika eşya, işlemeli av tüfeği satıcıları ve terzilerin yoğunlaştığı beldede, rotasyon kapsamında 100 bin ABD askerinin İncirlik’e geleceği haberleri, sıkıntılı günler geçiren esnafı umutlandırdı. Ancak, hemen peşinden gelen askerlerin üs dışına çıkmadan aynı gün üsten ayrılacağı yolundaki açıklamaları belde esnafını üzdü. Beldedeki esnaf temsilcileri, ülke ekonomisine döviz kazandırmak, durgunluk nedeniyle kapanma aşamasına gelen işyerlerini kurtar- ma umuduyla üs yetkilileriyle görüşmeye başladı. Osman Balcı, Adana

14.01.2004


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.